Türkiye’de liderler değişirse oyun değişir
Ülkemizde yeni sisteme ayak uydurmak zor olunca genelde herkes “eski sistem mantığıyla yeni sistemi yargılıyor” gibi gözüküyor. Bu yanlış bir bakış açısı. Artık Türkiye’de eski sistemi tamamen unutup, yeni sistemi idrak etmeye çalışmak gerekiyor.
Yeni sistemde, sistem iki partiye aslında müsaade ediyor. Yani her ne kadar 200’ün üzerinde kurulu parti gözükse de aslında Türkiye’de şu anda sadece iki parti var. Birisi Ak Parti diğeri CHP. Bunu beğensek de beğenmesek de böyle.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde belki çok daha fazla aday çıkacak ancak sonuçta her zaman bu seçimler de 2 adayın üzerinde birleşecek. Birisi Ak Parti adayı diğeri CHP adayı.
Yapılacak önümüzdeki seçimlerle ilgili olarak bir bilgi vermenin imkanı şu an için yok. Hani sokakta konuşulan bir milyon tane senaryo var ama bunların hangisinin doğru olacağını bilmenin imkanı yok.
Mesela önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aday olup olmayacağını bilmenin de imkanı yok. Yani seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan “ben aday değilim” diyebilir. Bu hiç de öyle uzak bir olasılık değil. Böyle bir şey olduğu takdirde Ak Parti’nin işi çok zorlaşır. Ne yapacağı, nasıl bir yol izleyeceği, kimi aday yapacağı gibi birçok soru ortaya çıkar.
CHP’nin önümüzdeki seçimler için adayı da belli değildir. “Sade” CHP üyeleri Ekrem İmamoğlu’ndan medet ummaktadırlar. Genel Merkez Yönetimi İmamoğlu’nun aday olmayacağını bilmektedir. Ve bundan 1 sene önceki yazımda belirttiğim üzere Özgür Özel kendisinin cumhurbaşkanı adayı olmasını isteyecektir. Yani 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde böyle bir imkan yakalayan Kılıçdaroğlu nasıl kendi adaylığını dikte ettirdiyse, şimdi de Özgür Özel, İmamoğlu’ndan sonra, o fırsatı yakalamıştır ve de bu fırsatı kaçırmak istemeyecektir.
Her ne kadar Ekrem İmamoğlu, CHP’nin cumhurbaşkanı adayının bir kadın olacağını duyurarak, el altından eşini işaret etse de, böyle bir şeyin olmayacağını hem kendisi hem de politikadan azıcık anlayan herkesin bildiğini unutmamak gerekir.
Bu durum aynen Ak Parti’de de geçerlidir. Ak Parti’de Tayyip Erdoğan’dan sonraki genel başkanın Bilal Erdoğan olması gibi bir takım rivayetler dolaşmaktadır. Ama bunun da olması ihtimali Dilek İmamoğlu’nun CHP cumhurbaşkanı adayı olması ihtimaliyle aynıdır.
Zaten önümüzdeki seçimlerde eğer Recep Tayyip Erdoğan aday olacak olursa bu tartışmalara hiç gerek kalmaz. Ama aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aday olmaması ihtimali de kulislerde çok ve ciddi anlamda konuşulmaktadır.
Tabii işin bir başka boyutuna da göz atmak gerekir.
Ak Parti’de Cumhurbaşkanı Erdoğan olmazsa Ak Parti olmaz kanaati kamuoyunda da hakimdir. Yani Ak Parti’de vatandaş Erdoğan’a karşı müthiş bir sempati duymakta ve de kredi vermektedir. Ancak Erdoğan olmazsa vatandaşın Ak Parti’ye güveni aslında CHP’den farklı değildir.
Tayyip Erdoğan’ın aday olmayacağı bir seçimde CHP ve Ak Parti eşit bir yarış içerisinde olurlar. İşte o zaman yeni bir oluşum vatandaştan “olur” alırsa Türkiye’deki siyaset arenası tamamen değişir.
Mesela Erdoğan’ın aday olmadığı bir cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP milliyetçi eğilimli bir adayla tüm milliyetçileri bir araya toplayabilir ve o zaman da hem Ak Parti’den hem de CHP’den büyük bir oy potansiyeline ulaşabilir.
Burada yazının başına dönerek belirteyim ki, o zaman yine ülkede siyaset iki parti etrafında toplanır. Birisi MHP diğeri de CHP olur.
Bu konuda çok fazla senaryoları değerlendireceğiz. Sürece daha var. Ama bunları da göz ardı etmeden değerlendirmek gerekli diye düşünüyorum.
Dostlukla kalın.