Masadan füzelere! ABD-İsrail ve İran gerilimi
Son birkaç gündür ABD-İsrail-İran ile yatıp kalkıyoruz. Tüm dünyanın gözü bölgede yaşanan gelişmelerde. Olup bitenleri herkes takip ediyordur. Dolayısıyla şu tarihte, saatte şöyle oldu, böyle etti diye tek tek anlatmaya gerek görmüyorum. Yalnız, sosyal medyada paylaşılanların çoğuna inanmamanızı tavsiye ederim. Yapay zeka ile oluşturulmuş çok sayıda görsel, video var…
ABD ve İsrail, İran’a ‘operasyon’ düzenledi. Düzenlenen operasyonda çok sayıda üst düzey askeri yetkilinin yanı sıra İran’ın dini lideri Hamaney öldürüldü. Akabinde de İran, ABD’nin Ortadoğu’daki üslerini ve İsrail’i hedef aldı, almaya da devam ediyor. Tarafların birbirlerine yönelik saldırıları sürüyor…
Bugün yaşananlar bir gecede alınmış kararların sonucu değil; çok daha önce kurulan masaların, bozulan dengelerin ve ertelenen hesapların neticesi aslında…
Hatırlarsanız Trump’ın Ortadoğu ziyaretleri çok konuşulmuştu. Trump o dönem İsrail’i ve Türkiye’yi ziyaret etmedi. Türkiye’ye gelmesi bekleniyordu ama gelmedi. İsrail’i ziyaret etmemesinin nedeni olarak Netanyahu ile arasının ‘gergin’ olması gösterilmişti. Trump’ın Netanyahu’ya Gazze’ye düzenlenen saldırılardan ötürü tepkili olduğu öne sürülmüştü. Tabii ki de Müslümanları düşündüğü için değil “Bölgede işimizi zorlaştırıyorsun”, “Dünyadan büyük tepki topluyorsun” gibi sebeplerden dolayı gergindi…
Netanyahu, İran’a saldırmayı çoktan kafasına koymuştu. ABD yanında olsa da olmasa da harekete geçecekti. Saldırı için bir sebebe sığınmaya da ihtiyaç duymuyordu. Bir yaptırım uygulayan yok nasıl olsa…
İsrail düzenlediği operasyonlarla İran’ın bölgedeki ‘karizmasını’ çizdi. İran’ı destekleyen kim varsa adeta aradan çıkardı. Bu süreçte İran, İsrail’i ancak tehdit etmekle yetindi. “İsrail yerle bir olacak”, “Daha bir şey görmediler”, “En büyük saldırımızı henüz gerçekleştirmedik”, “Bu gece kıyameti yaşayacaklar” gibi büyük laflar ettiler ama bir şey yapmadılar. Yapamadıkları gibi kendi üst düzey komutanlarını da koruyamadılar.
ABD başlarda bu işe girmedi. Çünkü o dönem ABD-İran görüşmeleri devam ediyordu. ABD, İran’ı nükleer programından vazgeçirmeye çalıştı uzunca bir süre. Hatta ABD-İran arasında 10’a yakın görüşme gerçekleştiği söyleniyor. İran, görüşmeler neticesinde programından vazgeçmeyince ABD ile ters düştü. Netice itibarı ile ABD de kendisinden beklenildiği üzere İsrail’den yana tavır koydu ve İran’a saldırdı.
Her fırsatta ABD’ye düşmanlığını dile getiren İran’ın dini lideri Hamaney saldırı neticesinde öldü.
Mevzulara Türklerin hangi cepheden bakması gerektiğini hakkındaki görüşlerimi de daha önce “İran’dan Türk’e ne?” başlıklı yazımda anlatmıştım, oradan bulabilirsiniz.
ABD-İsrail ve İran arasında yaşananlar ve yaşanacak olaylarda taraf değiliz. Bizim için önemli olan soydaşlarımızın akıbetidir...
Birçok vatandaş, “İran’ın nükleer programı varsa ne olmuş? Müslüman ülkeler bunları yapınca suç mu, kendileri yapmıyor mu?” diye sorular yöneltiyor.
İran’ın sınır komşularından biri kim? Pakistan.
Pakistan’ın nükleer silahı var mı? Var.
Pakistan’a nükleer silah, program vesaire üzerinden sesini çıkaran var mı? Yok.
Neden? Çünkü Pakistan, Sünni’dir de ondan. Sünni iktidarlar tarafından yönetilen ülkeler ekseriyetle ABD ve İsrail ile ters düşmezler. En fazla ters düşermiş gibi yaparlar. Kameralar önünde “höt, zöt” deyip milleti ‘konsolide’ ederler, mevzularını masada çözmeye bakarlar.
İran zor durumdayken, Pakistan’dan destek ister mi? Hayır.
Neden? Sünnilerden destek almaktansa şeytanla masaya oturmayı tercih ederler de ondan.
Bugün itibarıyla görünen şu ki; yakında şeytanla masaya otururlar. Belki de şimdiden kapalı kapılar ardında görüşmeye başladılar bile…
Bu konu üzerine daha çok yazılır, çizilir. Şimdilik bu kadar…
Esenlikler…