Neyin İçinde Yaşıyoruz?
Son zamanlarda herkesin inanamayacağı kadar ütopik konulardan söz edildi. Ayinler, pedofili, kan içme, yamyamlık vs.
Akıl almaz ve kabul edilebilir değil ama çoğu kişi fantastik bir roman okurcasına tepkisiz kalıyor. Tutuklama, suçlama konularına girmiyorum. Zaten öyle bir şeyde yok ki. Zaten onca yıldır bilinen bir gerçeği halka açmaları suçluları tutuklamak için değildi.
Bu olayları biraz daha derin kazınca İnsan üretiminden, bot insanlardan, kamala öğretilerinden, yeni dünya düzeni, uzaylı, reptilianlar, insan olmayan insanlar akıl almaz daha bir sürü şeyle karşılaşıyorsunuz.
En zoru da hangisi doğru, hangisi gerçek? O kadar uçuk ki bu saydığım konular...
İnanmak istemezsiniz ama bazı konuların doğru olduğunu anlıyorsunuz. Kaybolan çocuklar ki 100, 200, 3000, 2000 değil 500.000 çocuğun kaybolduğunu kayıtlarla söylüyorlar. Bu normal değil, tekrar söylüyorum bunlar normal değil.
Neyin içinde yaşıyoruz?
Bazılarımız uyanıyor veya uyandırılıyoruz. Çünkü onlar istemese yine öğrenemezdik onca akıl almaz şeyi ama neye uyandık?
Yale Üniversitesi'nde yapıldığı söylenen bir deney var ve bu deney yeni ölen 50 bin kişi üzerinde yapılmış. Profesyonel deney bilinç arayüzleri takip çalışması deniyor.
Yeni ölen insanların bilincinin bedende ne kadar kaldığını ölçümledikleri söyleniyor. Deneyin amacı; 'öldükten sonra insan bilinci kaç saate kadar bedenle bağlantısı sürecek, bilinç yanıt verecek mi?' sorusuna yanıt bulmak.
Deneyin sonucunda ölen insanların bazılarından 6 saate kadar bilinç sinyali alınırken, çoğunda öldükten sonra bilinç tamamen kapanıyor. Yani bu insanlarda bilinç ya da ruh diyelim biz, bir anda yok oluyor ya da zaten yoktu.
Yani deneyin sonucunda insanların 3'te 2'sinin bot olduğu kanıtlanıyor. Deney sonrası profesörün de öldüğü söyleniyor.
Şimdi bu bilgileri size bırakıyorum.
İnanmak ya da reddetmek veya kabullenmemek sizin elinizde.