Konya
Az bulutlu
-3°
Aksaray
Açık
0°
Karaman
Açık
1°
Ara

İş Bilmezler Sistemi; Liyakat Sorunu

YAYINLAMA:

Türkiye’de en çok kullanılan ama en az anlaşılan kavramlardan birisi de liyakattir. Herkes liyakatten söz eder, fakat çoğu zaman ne olduğunu bilmeden anlamaya / anlatmaya çalışır. Sihirli bir sözcük gibi “Liyakat”, iyi insanların iş başına getirilmesi şeklinde anlaşılır. Ancak olay bu kadar basit değildir. Liyakat, işin insana insanın işe uygun olması demektir. Bu konuda hep yanlış yapılmaktadır. İyi ve dürüst kimselerin işin başına getirilmesi, liyakatli insanların işe alınması olarak gösterilir. Bir kimse iyi insan olabilir ancak iyi olmak, o kimsenin işe uygun olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle hep karıştırılan nokta da burasıdır. Liyakat denilen olay, işi ehline yaptırmaktan geçer. Ehil, bir işi en iyi biçimde yapacak düzeyde bilgisi olan, usta, yeterli, yetkili ve yetenekli kimse demektir. Bununla ilgili olarak anlatılan efsane bir hikâye vardır. 

Düzgün işleyen bir fabrikada, kâr oranları ve üretim iyi gidiyormuş. Sermayedarlar ne zaman fabrikaya gelse, genel müdürü ayakları masada gazete okurken buluyorlarmış. Buna karşılık fabrikada kâr oranları ve üretim aksamadan devam ediyormuş. Bu arada sermayedarların gözüne çok çalışkan bir müdür yardımcısı çarpıyor, adam gerçekten çok çalışkan işlerini doğru ve dürüst biçimde yapıyor, iyi çalışıyor. Sermayedarlar içlerinde diyorlar ki bu müdürü değiştirelim, müdür yardımcısı daha çalışkan, bunu müdür yapalım hem kâr oranlarımız daha da artar. Müdüre diyorlar, kusura bakma biz sizi görevden alıyoruz. Müdür, peki diyor gidiyor. Müdür yardımcısını göreve getiriyorlar, yardımcı, müdür olunca daha fazla çalışmaya başlıyor. Nerede ise fabrikada yatıp-kalkıyor. Ancak sermayedarların beklediği gibi bir kâr artışı olmadığı gibi tersine kâr oranları azalmaya başlıyor. Düşünüyorlar, neden böyle oluyor diye. Fabrikayı geziyorlar, işçiler çok memnun değil, işler ilerliyor gibi ama değil, bir yerde işçilere soruyorlar, neden bekliyorsunuz. İşçiler müdür ben gelmeden başlamayın dedi, onu bekliyoruz. Sermayedarlar anlıyor ki bu müdür ile olmayacak. Yeniden eski müdürü getirelim, varsın ayakları masada gazete okusun ama kârlılık oranlarımız düşmesin diyorlar. Eski müdürü arıyorlar, efendim biz yaptık sen yapma gel yine fabrikanın başına, elbette müdür maaşını ikiye katlayarak geliyor. Bu hikâyeden anlayacağımız, liyakat meselesidir. Bir insan çok iyi olabilir, çok çalışkan da olabilir ancak o işe liyakatli değilse yanlış tercihtir. 

Eski müdür ile yenisi arasındaki fark da şudur. Eskisi, işleri uygun ve ehil alt kademe idarecilere havale ediyor, onların şikâyetlerini dinliyor, onlara karar alma / verme fırsatı veriyor, onlar da uygun biçimde davranarak işi en iyi şekilde yapıyor/yaptırıyor. Yeni atadıkları ise her şeyin kendi kontrolünde olmasını istiyor, diğerlerine çok güvenmiyor ve her yere yetişemediği için de işler aksıyor. Bu bakımdan iyi yönetici işi ehline verendir, deniliyor. Ehil sahibi insan ise liyakatli olandır. İkinci en önemli husus ise yardımcılardır. Ünlü komutanlar ve devlet adamları “yardımcılarınızı öyle civan kimselerden seçin ki onların sizin yerinizi almasından asla endişe etmeyin, bilakis onlar sizi yüceltir” diyerek doğru eleman seçiminin özünü anlatmışlardır. 

Ancak günümüz dünyası, profesyonel işletmeler hariç, genelde eleman seçimini liyakatli olanlar yerine sadık olanlardan yapıyor. Bir elamanın sadık olması, ihanet içinde olmaması çok önemlidir. Bunun sadık olmasına verdiğimiz önem kadarını liyakate de vermemiz gerekir. Zaten hem sadık hem liyakatli insan en doğrusudur. Ancak bu türden eleman bulmak ise çok sınırlıdır. Bu nedenle önceliği liyakate vermek bunu da motive ederek korumak en doğru yoldur. Zira işletmeler artık kazan kazan sistemi ile çalışmakta, doğru elemanlarla, doğru işler yapılmaya odaklanmaktadır. Böylece çalışanlar işletmeye kazandırmakta, işletmede çalışanlara yeterince maaş vererek onları korumaktadır. Aksi durum ise işletmeleri zora sokmaktadır. Nitekim bunun örneklerini hem özel hem de kamu alanında görmek mümkündür. Son olarak liyakatli insanlar, kurumu, şirketi ve sistemi iyileştirir. Burada liyakatli kişinin dünya görüşü, inanışı, kişisel davranışı, ırkı ve cinsiyeti çok önemli değildir. Doğru insan doğru yerde olmadıkça, en iyi sistemler bile başarısızlığa mahkûmdur. Bu nedenle gerçek başarı, işi bilen insanlarla değil, işi doğru yapan insanlarla gelir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *