Evriliyoruz... Ama nereye?
Her noktada büyük bir evrimin içindeyiz.
Ahlakta, susmakta, hak aramamakta…
Ticarette, harcamada, kredi kartı alışkanlıklarında…
Saymakla bitmez.
O kadar hızlı bir akışın içindeyiz ki, neler olduğunu anlamak için kafamızı kaldırmaya bile fırsat bulamıyoruz. Eleştiri mi? İki cümle yazabiliyorsak sosyal medyada paylaşıp geçiyoruz; o kadar.
Dünyada olup bitenlere bakın…
Epstein skandalı; insan aklının, hatta şeytanın bile zorlanacağı karanlık bir ada düzeni. Bu düzeni merak edip oraya gidenler, göz yumanlar, içinde yer alanlar… Pedofiliyle gelinen son nokta.
İnsan “Bu kadarı da tahmin edilebilir miydi?” diye sormadan edemiyor.
Ama sorular cevapsız kalıyor.
Yetmiyor…
Trump–İran meselesiyle bu skandal sanki yan yana ilerliyor. İran için yeni bir tetik mekanizması mı kuruluyor, bilinmez.
Daha da ilginci şu: Bir devlet başkanına ait olduğu söylenen görüntüler, videolar ortaya saçılıyor ama dünya yerinden oynamıyor.
Çünkü yönetenler onlar değil.
Onlar, yönetenin istediği rolü oynayan figüranlar.
Satrançtaki değeri düşük ama oyunsuz da olunmayan piyonlar…
Olsa olsa bu kadar.
Bu yüzden “evrim” derken sadece bir coğrafyayı kastetmiyorum.
ABD’de yaşananlar, Filistin’deki zulüm, İran’daki iç karışıklık…
Dünya genelinde tablo değişmiyor.
Gelelim iç siyasete…
Sayın Devlet Bahçeli’nin son dönemde söylediklerini duyduğumda kendi kendime sormadan edemiyorum:
“Bunları söyleyen gerçekten Devlet Bey mi?”
Bu da bir evrim değil mi?
Daha da önemlisi, yıllarca savunduklarını bugün sorgulamayan bir taban sizce evrilmemiş midir?
“Biz bunca yıl neyin savunuculuğunu yaptık?” diye soramayan bir kitle, evrilmemiştir?
Siyaseti siyasetçilere bırakalım diyorum ama bunu yapmak o kadar zor ki…
Sabır ister, körü körüne bağlılık ister, biat ister.
Bunlar yoksa siyaset kapısının içine bile girmeyin.
Ekonomiye bakalım…
Hafta sonu kredi kartlarıyla ilgili sınırlama haberleri geldi. Bu tür adımlar piyasayı olumsuz etkiler. Çünkü eğitimden sağlığa, turizmden temel harcamalara kadar neredeyse her şey kredi kartına bağlı.
Taksitler daralırsa, yük doğrudan vatandaşa biner.
Oysa başka bir yol mümkün değil miydi?
Kredi kartıyla alınamayacak ürünleri sınırlamak yerine, alınmaması gereken ürünleri sınırlamak daha akılcı olmaz mıydı?
Bir diğer gelişme ise Maliye’nin yapay zekâ destekli yeni takip sistemi.
Yeni kurulan şirketler artık anlık izleniyor; kestikleri faturalar, kapasiteyle uyumu sistematik olarak analiz ediliyor.
Amaç, piyasada “naylon fatura” diye bilinen düzenin yüzde 99 önüne geçmek.
Evet, sistem düzelir…
Ama izin verildiği kadar.
İşler yoluna girer…
Ama çalışıp çabaladığın kadar.
Ve hayat, Rabbimin emanet günü gelene kadar devam eder sen bir şey yapana kadar değil…
Sağlıcakla kalın.