Konya
Parçalı bulutlu
9°
Aksaray
Kapalı
11°
Karaman
Kapalı
9°
Ara

Kurumsal Aidiyet

YAYINLAMA:

Aidiyet, ihtiyaçlar hiyerarşisi basamaklarından birisi olan ve karşılandığında insanı mutlu eden karşılanmadığında ise mutsuzluk veren en önemli insani ihtiyaçlardan birisidir. Aslında bu, insanın toplu halde yaşamasının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Canlılar aleminin hemen her ferdi tek başına yaşayabilme yetisine sahiptir ancak tek başına değil toplu halde yaşar. Bitkiler, hayvanlar ve insanlar toplu halde yaşamayı seçer. Zira toplu yaşamda bir hiyerarşi vardır ve her canlı kendi ekolojisinde gerçek varlığını ortaya çıkarır. Daha doğrusu her horoz kendi çöplüğünde öter. Bu nedenle aidiyetlik önemlidir. İnsan topluluklarında da aileden kabileye oradan da kabilelere doğru evrilmenin ortaya çıkmasının altında yatan neden budur. Nihayetinde devletler de ulus gerçekliği ile vatandaşlarına bu bilinci verirler. 

Kurumsal firmalar da aynı şekilde çalışanlarına aidiyet duygusu verirler. Aksi durumda çalışan hem daha titiz çalışma yapmaz hem de umursuz biçimde davranır. Bu durumda firmaların çalışandan kaynaklanan sorunları ortaya çıkar. Nitekim bunun onlarca örneğini çeşitli firmalarda görebilirsiniz. Yani sadece iyi çalışan seçmek yetmez, ona aidiyet duygusu da yüklemek gerekir. Bu nedenle aidiyetlik ciddi bir duygudur, bunun doğru ve yerinde kullanılması hem işletmenin hem de çalışanın işte mutlu olmasını sağlar. Unutulmamalıdır ki karlı işletmelerin başarısının altında yatan ana neden çalışanlarına verdiği değerle ölçülür. Bu durum İngilizlerde çok fazla iken diğer gelişmiş ülkelerin de ana prensibini oluşturur. Birçok gelişmekte olan ya da geri kalmış ülkenin yeterli ve doğru işleyen işletmesinin olmamasının nedeni de budur. Çalışanlarına verilen değer kadar, onlar da işletmeye değer katar. 

Yıllar önce Konya’da doğan ve gelişen bir holding vardı, AFRA. Bunun bir de perakende satış yapan mağazalar zinciri vardı. Ana mağaza ise Konya merkezde yer alıyordu. İlk açıldığında genişliği, mal çeşitliliği gibi birçok nedenle ilk başta gelen bir alışveriş merkezi idi. Elbette birçokları gibi biz de aile boyu sıklıkla buraya gider, alışveriş yapardık. Birgün buradan bir ayakkabı aldık. Ayakkabı İzmir’de üretilen, ihracat da yapılan ve kaliteli olduğu kadar pahalı bir ayakkabıydı. Özelliklerinin içindeki ana unsur, uzun süreli ayakta kalmalarda insanı yormayan yapısı ile öne çıkmaktaydı. Ayakkabıyı kullanmaya devam ettikçe, ayakkabının içinde bir yerde baskı yapan bir şey vardı. Bu zamanla ayakta şişliğe neden oldu. Sohbet anında ayakkabıcı bir akraba, ayakkabıyı getirin bakayım dedi. Getirdik, ayakkabıyı incelediğinde, içeride dikiş yapılan bir yerde düğümün ters atıldığını, bunun da ayağa baskı yaptığını söyledi. Bunun üzerine ayakkabıyı aldığımız yer olan AFRA’ya gittik. Ayakkabı reyonunda vaziyeti anlattık. Çalışanlar reyon şefimize söyleyelim dediler. Ancak bir türlü reyon şefini bulamadık. Defalarca gidip derdimizi anlatıyoruz, ama ne hikmetse bir türlü reyon şefine ulaşamıyoruz ya toplantıda oluyor ya da başka yerde. Ayakkabının üretildiği firmayı aradım, firmanın pazarlama şefi, biz malımıza güveniyoruz, ayakkabıyı verin ya parasını alın ya da başka bir ayakkabı alın dedi. Yeniden gidiyoruz ama ne hikmetse AFRA’da reyon şefine ulaşamıyoruz. Sonunda hem AFRA’ya gitmeyi hem de oradan alışveriş yapmayı bıraktık. Sonucunu biliyorsunuz, tarihin tozlu raflarında o da yok oldu gitti. Sonrasında öğrendik, orada reyon şefi olarak çalışan kişi üst düzey birisinin yeğeniymiş. Demek ki sadece çalışanın iyi, bildik birisi olması yetmiyor, onun aynı zamanda işi de kabullenmesi gerekiyor. Çalışanlar bu bakımdan işletmeyi başarıya götürdüğü gibi başarısızlığa da götürebiliyor. İşte bu nedenle işletmelerde sadece liyakat yeterli değildir. Liyakat ile ifade edilen işe uygun çalışan olması yanında işletmesine de sahip çıkan eleman olmalıdır. Ancak bu şekilde başarılı sonuçlar alınır. 

Günümüzde hızla değişen ve gelişen iş yaşamı, işletme yönetiminde de sadece bir kişinin işletmeyi düşünme ve yönetme devrini sona erdirmiştir. Yöneticinin tepeden her şeyi düşünmesi ve diğerlerinin de onu izlemesi düşüncesi günümüzde önemini yitirmiştir. İşletme içinde öğrenme, aidiyet hissetme ve işletmenin başarısı için çalışma kavramı bireyim sorumluluğunda olduğu kadar, işletme içi grup, takım ve işletmenin de sorumluluğundadır. Zira aidiyet duygusu genetik olarak taşınan bir duygu olmayıp, sonradan öğrenilen bir duygudur. Bunun örneklerini birçok kez görmüşüzdür. Bu nedenle çalışanlarına değer veren, önemseyen işletmelerin, gelecekte daha da önem kazanacağı görülmektedir. Kurumsal başarı sadece binalarla değil, o binalara ruh veren, aidiyet duyan insanlar sayesinde ayakta kalır. Çalışanlarda aidiyet yoksa geriye sadece kapanmış tabelalar kalır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *