Konya
Kapalı
1°
Aksaray
Kapalı
2°
Karaman
Kapalı
3°
Ara

İktidarın en büyük sorunu muhalefet değil

YAYINLAMA:

Dünkü yazımda muhalefetin durumuna değinmiştim. Bugün de iktidarın durumuna şöyle bir değinmek gerekiyor sanırım.

Aslında ülkenin durumunun herkes farkında. Başta ekonomi anlamında memnun olan hiç kimse yok. İşçi, memur, yönetici, müdür, genel müdür hiçbiri memnun değil. Emekli, asgari ücretli, esnaf, iş adamı, sanayici, hiçbiri memnun değil.

Düşünsenize; birisi asgari ücret 28 bin Lira alıyor. Bununla evini bir ay boyunca geçindirmek zorunda; diğeri 28 bin Lirayı bir akşam yemeğinde hesap olarak ödüyor. Ve işin ilginç yanı, ikisi de memnun değil hayatından.

Öğrenci kendi geleceğinin kaygısını taşıyor. Okulda okuyor ama sonunun ne olacağı konusunda hiçbir fikri yok. Umarsızca okuyor. Ancak burada da işin ilginç yanı; bu okuyan öğrencilerden de vatandaş memnun değil. Herkes de “bizim zamanımızda böyle miydi” lafı hakim.

Elini sallasan bir avukata çarpıyor. O kadar çok avukat mezun ettik. Hatta bu avukatların yeterliliğine bakmadan, savcı yaptık, hakim yaptık. Yine de avukat popülasyonunu azaltamadık. Hukukçular memnun değil. Bu kadar hukukçunun olduğu bir ülkede adalet sisteminden vatandaş memnun değil.

Sağlık konusunda, sosyal yaşam konusunda ve diğer konularda bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Sonuç olarak mevcut hükümetten memnuniyetsizlik oldukça fazla. Buna rağmen karşıda bir muhalefetin olmaması avantajını iyi kullanması gereken bir iktidar, çok daha birlik ve beraberlik içerisinde olmayı tercih etmelidir.

Geçen gün bir milletvekili dostumla uzun bir konuşma yaptık. Konuşmanın arasında çok güzel bir söz söyledi. “Dışarıdan gelenden bir şey olmaz, içerden gelen yıkar” dedi. Ne kadar güzel bir söz. Düşünsenize hayatta da hep öyle değil midir? Eziyet yakından gelirse üzer, uzaktan gelene çok aldırış edilmez.

Hani Büyük Ozan Pir Sultan Abdal “Şu ellerin taşı bana hiç değmez; ille dostun bir tek gülü yaralar beni” diyor ya aslında da siyasette de durum aynen böyledir.

Siz Ak Parti’nin CHP’ye zarar verdiğini ya da CHP’nin yaptığı muhalefetle Ak Parti’yi salladığını gördünüz mü? Bilakis yıllardır CHP’yi sallayan ve bir adım gitmesine engel olan hep parti içi muhalefettir. Yani kendi kendisine yapmıştır.

Şimdilerde sanırım Ak Parti de kendisine muhalefet yapacak rakip bulamayınca kendi içerisinde hizip oluşturmaya başladı. Muhalefetin belediyelere eleştirileri var ancak bu eleştiriler, ayakları havada, içi boş eleştirilerken; Ak Partililer kendi belediyelerini ve belediye başkanlarını çok isabetli eleştiriyorlar.

Fatih Özgökçen il başkanı oldu Ak Parti dışından o kadar eleştiri almazken, Ak Partililer acımasızca eleştiriyorlar.
Bakanların çoğu muhalefet tarafından eleştirilmezken, Ak Partililer en çok eleştirenler oluyor.

Mesela bir haber kanalında Ak Partili bir belediyeyi, örgütü veya bakanı eleştiren bir haberle karşılaşıyorsunuz; altını araştırıyorsunuz kaynağı kim diye bir bakıyorsunuz, altından bir Ak Parti kaynağı çıkıyor.

Şimdiye kadar Konya’da Valisinden, belediye başkanlarına; emniyetinden, diğer Devlet kurumlarına kadar bir nizam ve beraberlik içerisinde gelişmeler sağlanıyordu diye övünüyorduk. Ve bu birliktelikten güzel sonuçlar çıkıyordu.

Umuyorum Ak Parti’de de gelişen “hizip” kültürü Konya’daki kurumlarımıza ve belediyelerimize sirayet etmez. Mesela düşünsenize Meram Belediyesi ile Büyükşehir Belediyesinin uyumsuz çalışmasından -ya da diğer belediyelerin- Konya halkı etkilenir. Yani biz etkileniriz.

“Ağaca balta vurmuşlar, ‘sapı bedenimdendir’ demiş”.  Ülkenin çok çetin bir dönemden geçtiği; Dünyanın bir kargaşaya, kaosa sürüklendiği bu dönemlerde ülkede birlikten ve beraberlikten uzaklaşacak koşullara çanak tutmak affedilecek bir durum olmaz.

Türk Halkını ne yaptığı belli olmayan bir muhalefet ile kendi kendini bitirmeye çalışan bir iktidar paradoksu ortamında bırakmamak gerekir. 

Dostlukla kalın.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *