Konya
Kapalı
-1°
Aksaray
Kapalı
0°
Karaman
Açık
6°
Ara

Gerçek Survivor! Türkiye'de Emekli Maaşıyla Geçinmek

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Milyonlarca emeklinin gözü enflasyon rakamlarında. Aralık ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından SSK ve BAĞ-KUR emeklileri ile memur ve memur emeklilerinin alacağı zam oranı belli olacak. Enflasyon rakamları da 5 Ocak Pazartesi günü (yarın) açıklanacak. Açıklanacak enflasyon rakamı ne olursa olsun, memur emeklisinin de SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin de memnun olacağını sanmıyorum. 

Olmamakta da haklılar. Niye?

Türk-İş’in geçtiğimiz günlerde açıkladığı rakama göre, açlık sınırı 30 bin 143 lira. En düşük emekli maaşı ise şu an 16 bin 881 lira. “Cumhurbaşkanı Erdoğan da devreye girse olsa olsa 20 bin seviyesinde olur” diye geçiyor içimden. 

Yahu, 20 değil 30 olsa ne olur? Kirayı ödedin, kombinin kulağını biraz kıvırdın, bitti para. O kadar…

Ömrünün en güzel yıllarını çalışarak geçirmişsin, yaşadığın hayata bak…

Benim memleketimdeki emekli geçinmeye çalışırken, elalemin emeklisi hayatını yaşıyor. Elin emeklisi dünyayı gezip tozarken, yurdum emeklisi iş arıyor. Bizde emeklilik, dinlenme değil; ayakta kalma mücadelesi demek maalesef.

Nasıl olacak, nasıl düzelecek bu işler?

Ülkeyi yönetme yetkimiz olmasa da arkadaş ortamlarında, dost meclislerinde yaptığımız muhabbetler bu soruya yanıt bulmak, çözüm yolu üretmek üzerine. Halbuki daha farklı şeyler konuşabilirdik, bu işlerin daha evvel çözülmesi ve bizim gündemimizde olmaması gerekirdi ya, neyse.

Gerçi konuşuyoruz da ne oluyor, maksat muhabbet işte…

Bir de ortaya koymaya çalıştığımız önerilerde hep bir açık çıkıyor. “Şöyle mi olsa?” diyorsun, “Ya onu şöyle çözerler, şöyle bir açık bulurlar” yanıtı geliyor. Mevzu çoğu zaman dönüp dolaşıp “Önce ahlak ve maneviyat” sözüyle sonlanıyor.

Biz kendi aramızda olması gerekenlere ilişkin neler düşünüyoruz, anlatıyorum…

Her şeyden evvel, işçi çalıştığı iş yerini “kendisinin” bilecek. Sahiplenecek yani. Nasıl olacak o? İşçi işverenin karına, kazancına ortak olacak. “Sermayeyi sen koydun ama alın terini de ben döktüm” diyecek. İş yerinin kazancından pay, alın teri döken işçiye haktır. Mutlu personel başarı, işi sahiplenen işçi kazanç ve kar getirir.

Çalışırken bu yolla kazanacağın meblağ ile geleceğine yatırım yapar ve rahat etme şansına da sahip olursun.

Bir başka husus, sendika sayısı 1 olacak. Öyle “yandaş, candaş, yoldaş” gibi sıfatlar ona uymayacak. İşçinin, memurun hakkını o sendika savunacak. Sendika başkanlığı süresi 2 yıldan fazla olmayacak. Çok seslilik iyidir fakat sendika sayısındaki fazlalık, hak mücadelesini güçlendirmedi de parçaladı gibi sanki. 

Olmazsa olmaz madde; en düşük emekli maaşı, kesinlikle asgari ücretin altında olmayacak. Maaştan “şu kesintisi, bu vergisi, o algısı” gibi gerekçelerle kesinti yapılmayacak. 

Emekliler maaşlarını çekmek için bankada, ATM önünde kuyrukta, sırada beklemeyecek. Emekli vatandaşın maaşı posta yoluyla kendisine teslim edilecek.

“Sen böyle sayıyon, ediyon da sırtında küfe yok” edebiyatına girmeyin. Millete hizmetkar olmak kolay değil. Millet isteyecek, hizmetkar da yapacak...

Liste daha uzayabilir ama daha evvelki yazımda belirttiğim gibi, birbirimizi ‘tokatlamayı’, ‘kazıklamayı’, ‘aldatmayı’ bırakmazsak nasıl bir sistem getirilirse getirilsin, başarıya ulaşamaz. Bu konuda bir adım atmazsak, “rahata erme dönemi” olması gereken emeklilik dönemi bir ‘yoksulluk sınavı’ olmaya devam eder.

Esenlikler…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *