Pil Eskir mi?
Eski bir Brezilya atasözü vardır. “Duran timsah çanta olur” diye. Oysa herkes bilir ki timsahlar çeneleri açık biçimde saatlerce durabilirler. Hatta bununla ilgili olarak gösteriler yapılır, timsahların açık ağzına kafasını bile sokanlar olur. Bir timsahın insan yediği görülmemiştir ancak bunun gösteri olarak yapılması da doğru değildir. Konum bu değil.
Madem timsah duruyor, hareket etmiyorsa durduğu yerden çanta olabiliyorsa, burada anlatılmak istenen ne timsah ne çanta ne de organizasyon değildir. Önemli olan ise timsahın hareket edip / etmemesidir. Buradaki timsah insanın kendisidir. Sıklıkla yurtdışına gidiyorum, orada gördüğüm yaşlı insanların hareketlerini görüp, burada, mahalledeki yaşlı insanlar ile karşılaştırıyorum. Aradaki fark inanılmaz, böylece Brezilya atasözünün ne kadar gerçekçi olduğunu da fark edebiliyorum.
Virüs salgınının hemen sonrasında yeni yeni açılan yurtdışı çıkışlarının birinde Pakistan – Lahor şehrinde Badshahi Camiini geziyorum. Cami gerçekten çok ilginç, Pakistan'ın Lahor kentinde bulunan bu cami 17. yüzyılda Babür İmparatorluğu döneminde inşa edilen Lahor Kalesi'nin batısında, Lahor Surlarının eteklerinde yer alır. Şehrin çok önemli turistik mekanlarından birisi olarak kabul edilir. Badshahi Camii, 1671 yılında Evrengzib tarafından yaptırılmış olup 1673 yılında tamamlanmıştır. Cami, Babür mimarisinin önemli bir örneği olup, döneminin en büyük camisidir. Günümüzde de Pakistan'ın ikinci büyük camisidir. Bu Badshahi Mesciti geziyorum. Burada yabancı bir kadınla karşılaştım, kadınla konuşurken yaş sormak icap etti. Zira kadın yaşlı ancak oldukça genç görünüyordu. Bir de tek başına gezince insan meraklanıyor. Kadının bana söylediği cümle aklımı başımdan aldı. Benim senin yaşında oğlum var dedi, kadın Kanadalı… Pakistan gibi kuralları sıkı, kadınların çok fazla sosyal hayatın içinde olmadığı bir yerde, Kanada’dan bir kadının tek başına gezmesi sık rastlanır bir durum olmasa gerek. Türkiye’ye döndüm, 40-50’li yaşlarda olan mahalledeki kadınların merdiven başlarına oturup dedikodu yapması, duran timsahı hatırlattı.
İnsan ne zaman ölür de çanta olurun tipik örneğini burada görebiliyorum. Siz de etrafınıza bakın kaç tane ölen timsah var ve çanta olmayı bekliyor görürsünüz. Sistem koşan, yürüyen değil, duran timsah üretmeye odaklı olunca 40-50’li yaşlarda kadın / erkek fark etmeksizin duran timsah üretiyor. Zaten NENE denilen bir kuşağın da ortaya çıkması buna işaret ediyor. Belki biliyorsunuzdur, eldeki birikimleri ya da gündelik yaşam için gerekli asgari gıdayı tüketen ancak ne üretime katılan ne de katılmayı isteyen bir gençlik ortaya çıkmıştır. Bu konuda nerede ise dünya liderliğine ulaşıyoruz. Buna bir de dijital sistemin getirdiği oturduğu yerden getir-götür işlerini de eklersek ben olsam, bende tembel olurum. Hareket etmeye gerek görmeden çanta olmayı beklemek ne kadar doğru? bilmiyorum. Mahallenin dışına çıkmadan, merdiven basamaklarına oturup dedikodu yapmak, erkeklerin siyaset, kadınların ise filan ne yapmış türü sohbetleri keyif verir mi? Veriyor herhalde ki Lahor’da gördüğüm Kanadalı kadın tuhafıma gitti. Dahasını da söyleyeyim mi?
Türkiye’ye döndüm, iç hat biletim Sabiha Gökçen Havalimanından, İstanbul Havalimanından oraya gideceğim. Ring seferleri yapan Havaist durağına geldim. Yaklaşık 1 saatlik zaman var. Durakta beklerken yaşlı bir çift geldi. Konuştuk. Kadın Danimarkalı, 92 yaşında oldukça sağlıklı görünüyor, erkek Sırbistanlı 90 yaşında, bastonla yürüyor. Gürcistan’a gidiyorlar. Bana yaklaşık 1 saat süren iki havalimanı arasındaki otobüs yolculuğunda, otobüste tuvalet olup/olmadığını soruyor. Anlıyorum ki 1 saat bile tuvaletini tutamayacak kadar sıkıntılı ancak Danimarka’dan çıkıp, Gürcistan’a gezmeye gidebiliyorlar. Otobüse bindik, yaşlı çift dikkatimi çektiği için, izliyorum. Otobüste kadın tabletini açtı, güncel haberleri izliyor, okuyor. Benzeri örnekleri havaalanlarında çok fazla görmek mümkün. İşte bu nedenle çanta olmayı beklemek yerine hareket etmek, etrafına bakmak, dünyayı izlemek/görmek önemlidir diye düşünüyorum. Pil bile durduğu yerde eskiyor, enerjisini kaybediyor, öyle değil mi?
Tercih, elbette ki insanımızda ve tercihlerine bağlı gelişiyor. Ancak toplumun cep telefonuna gömülerek, kendini dünyadan soyutlayarak, kim ne yapmış, türünden dedikoduların kendine, bölgeye, ülkeye bir katkısının olmadığı açık.