Derviş zihniyeti
Tamamen iyi olabilir miyiz?
Olanı olduğu gibi kabullenmek, öfkene hakim olmak, üzüntüne hakim olmak. “Olandan memnun olmak.”
İyiliği hayatımızın her anında taşıyabilir miyiz yoksa bir yerde ağır gelip karşımızdaki kötülüğe yenilir miyiz? Bu kadar iyi olunabilir mi?
Öz eleştiri ama ben yediğim bir tatlı kötü olduğunda bile morali bozulan biriyim. Bu iyi olma halinde kendime ne kadar hakim olabilirim bilmiyorum. Temelde mantığı biliyorum, çoğu şeyi kabul edip absorbe edebiliyorum. Küçük görünen konularda takılıyorum ben genelde.
Her neyse, şimdi büyük meseleleri konuşacağız...
Size zarar vermiş insanları bile affetmek, işinizi elinizden alan, sizi dolandıran veya hayallerinizi yıkan kişileri bile affetmek. Sizi yetiştirememiş, yeterli imkanı sağlayamamış veya koruyamamış ailenizi de affetmek ve üzülmeden, öfkelenmeden onları da kabullenmek.
Kendi sorumluluğunuzda kalıp mantıksız olsa bile olanı kabuletmek.
Kabullenmek ama bunu bir yenilgi olarak kabul etmekten bahsetmiyorum uyanış olarak kendi hayatımızı olduğu gibi kabullenmek ve kimseyi yargılamadan, "Bu kadar da olmaz" demeden, karşıdaki kişileri de olduğu gibi kabullenmek.
Daha nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama mantığı kötü olan duyguları tam karşıtı iyi olan duygularla değiştirmek.
Dervişin öfkesi de, Dervişin üzüntüsü de olmaz "Ne yaşıyorsam bir nedeni vardır" der. Bu kadar iyi olabilir miyiz?
Sürekli anlatılan bir derviş fıkrası var; evi başına yıkılan ama "Vardır bunda da bir hayır" diyen derviş kadar olabilir miyiz? Evimiz başımıza yıkılsa bile "Var mıdır bir hayır?"
Bu kadar derviş zihniyetini kaldırabilir miyiz acaba ama yapılan manifest, yoga ve enerji çalışmalarının temeli hep pozitif de kalmak hep iyiyi düşünmek. Derviş zihniyetini manifest olarak bize sunmaları da ayrı bir komedi ama olsun.