Hedef yine Türk mü?
Ülkemizin mevcut gündeminden biraz uzaklaşalım mı? Tarih seversiniz. Yalan yazan tarih utansın, ben size gerçekleri anlatacağım…
Yüzyıllar evvel Bizans ekonomisi; Latin yağması, Türklerle yapılan savaşlar, israftan kaçınmama ve liyakatsizlik gibi gerekçelerle perişan haldeymiş. Tabii kötü ekonominin faturası esnafa, tüccara, çiftçiye, halka kesilmiş ve oldukça ağır vergiler yüklenmiş. Ortalık ayağa kalkmasın diye de Bizans devlet erkanı din istismarı politikasına yönelmiş. Ayasofya’da ayinler gerçekleştirilmiş, halk hitabetle coşturulmuş, Ortodoks yöneticiler Katolikleri hainlik ve zındıklıkla suçlamış, kendileri vaziyetten sıyırmışlar.
Türk ordusu kapıya dayanmışken bile “Melekler dişi miydi, erkek miydi” muhabbeti yapmışlar, o derece uçmuşlar yani…
“Yiyecek ekmek bulamıyoruz, emeğimizin karşılığını alamıyoruz, devlet elden gidiyor, sizi kandırıyorlar” gibi ahaliye ‘fitne fücur sokanlar’ ise türlü usullerle susturulmuş. Yıllarca bu politikalarında gayet başarılı gibi gözükseler de sonuç olarak Bizans iktidarının ‘ayak oyunları’ kendi başlarını yemiş, koca imparatorluk yıkılmaya yüz tutmuş. Günün sonunda da fetih Fatih Sultan Mehmed’e nasip olmuş.
Tarih şimdilik buraya kadar, gelelim günümüze…
Malumunuz olduğu üzere, İslam aleminde Recep, Şaban ve Ramazan’ı kapsayan rahmet, bereket ve manevi yenilenme mevsimi olan üç aylar başladı. ‘11 Ayın Sultanı’ Ramazan ayı 19 Şubat 2026’da başlayacak.
Üç aylar başlayınca piyasaya çıkan bazı şahsiyetler var. Bunların en çok izlendikleri ve “kaşelerinin” en yüksek olduğu dönem Ramazan ayıdır. Bu sebeple, “Ramazan berekettir” derken sırıtırlar. “Öyle bir kelam edeyim ki herkes beni konuşsun, birileri beni ihya etsin, yaşasın dünyalık” düşüncesinden hareketle gündem olma çabası içerisine girerler. İçlerinden biri kesin gündem olur ve dertleri de Türk’tür, Türklüktür, Türkçülüktür. Yıllardır racon bu.
İnsanların dini duygularını yoğun olarak yaşadıkları zaman dilimi içerisinde, “Milliyetçiler cennete giremez”, “Türkçülük haramdır”, “Türk milliyetçiliği, Türkçülük gibi düşüncelere kapılanlar şeytanla beraberdir” gibi kelamlar geveleyerek, ekran başındaki, sosyal medyadaki izleyicilere, takipçilere fetvalar veriyorlar.
Maksat düşünceymiş, fikir akımıymış, ideolojiymiş falan değil, bunlar ‘Türk’ kelimesini duyunca sıfatları limon yalamış bebeklere dönüyor. Aynı şahsiyetler “İslam’da ırkçılık yoktur, zinhar haramdır, günahtır” deyince bir yandan gülüyorum, bir yandan da sinirleniyorum.
Dedim ya hani bir önceki yazıda, “Bu ne perhiz, what is this?” diye, bu da o hesap. Sanki, Türklere yapılan ırkçılık, ırkçılıktan sayılmıyormuş gibi.
Bakalım bu sene bu şahsiyetlerden hangisi böyle bir mevzuyla gündeme gelecek, o güne çıkarsak göreceğiz. Merakla bekliyorum ama artık hiç yaşanmasa pek mutlu olurum. “Bir şeyler düzeliyor” diye düşünürüm yani.
Böyle anlatınca da “Bu ülkede demokrasi var, biz görüşümüzü paylaşamayacak mıyız” ve türevi cümleler kuruyorlar. O da enteresan.
E, hani siz demokrasiye karşıydınız? Ne iş?
Bakın Bizans’ın hali ortada, ona göre. Ders almak icap eder.
Esenlikler…