Konya’da neyzen ve ney yapım ustası Ali Erol, neyin 5 bin yıllık geçmişini, yapım aşamalarını ve tasavvuftaki sembolik anlamını anlatarak, “Kamışlıktan çıkan ney sabır ve emekle şekillenmektedir. Neyin kamışlıktan bir müzik aletine uzanan yolculuğu, insanın hayattaki yolculuğunu anlatmaktadır” ifadelerini kullandı.
Konya’da neyzen ve ney yapım ustası Ali Erol, Anadolu’da Bugün’e yaptığı açıklamada, neyin kamışlıktan bir musiki enstrümanına dönüşene kadar geçirdiği yolculuğu ve tasavvuftaki derin anlamını anlattı. Neyin insanlık tarihinin en eski müzik aletlerinden biri olduğunu belirten Erol, “Ney, üflemeli çalgılar arasında yer alan ve tarihi milattan önce 3 binli yıllara kadar uzanan bir enstrümandır. Yaklaşık 5 bin yıllık geçmişe sahiptir. Bu coğrafyaya, yani Orta Asya kültürüne ait bir müzik aletidir. İran, Irak, Suriye, Mısır ve Türkiye’de yaygın olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de ise başpare eklenerek bazı değişiklikler yapılmış ve kendine özgü bir form kazanmıştır” dedi.
Neyin yapım sürecinin büyük bir titizlik gerektirdiğini vurgulayan Erol, bu enstrümanın “kargı” ya da “kamış” olarak bilinen bir bitkiden elde edildiğini söyledi. Türkiye’de özellikle Hatay, Antakya ve Adana gibi sıcak bölgelerde bulunan kamışlıklardan seçilen kamışların ney yapımında kullanıldığını ifade eden Erol, “Kamış her ne kadar çok yetişse de bizim aradığımız özelliklere sahip olanları bulmak oldukça zordur. İdeal kalınlıkta olması ve boğum aralarının dar olması gerekir. Doğadaki kamışların büyük çoğunluğunda boğum araları uzundur. Ney yapımında ise dar boğum aralıklarına sahip kamışlar tercih edilir. Bir neyde mutlaka 9 boğum bulunmalıdır. Ayrıca geleneksel açkı işlemlerinin de eksiksiz yapılması gerekir” diye konuştu.

"Ney, Konya’nın toplumsal hafızasında önemli bir yere sahip"
Konya’nın Hazreti Mevlana’nın yaşadığı şehir olması nedeniyle ney sesinin toplumun hafızasında özel bir yere sahip olduğunu belirten Erol, çocukluk yıllarından itibaren ney sesiyle büyüdüğünü anlatarak, “Konya’da kulaklarımız çocukluğumuzdan itibaren ney sesine alışkındır. Müziğe olan yatkınlığımız da bizi bu sanatın içerisine çekti. Böylece ney ile tanışmış olduk” ifadelerini kullandı.
Hazreti Mevlana’nın neye sadece bir müzik aleti olarak bakmadığını vurgulayan Erol, Mesnevi’nin ilk 18 beytinde neyin sembolik anlamına dikkat çekildiğini söyledi. Erol, “Mevlana Hazretleri neyi yalnızca bir enstrüman olarak ele almamıştır. Neyi, insanın dünyadaki yolculuğuna benzetmiştir. Kamışlıktan koparılan neyin geçirdiği süreç ile insanın dünyaya gönderilişinden ölümüne kadar yaşadığı hayat serüveni arasında benzerlik kurmuştur” dedi.

"El işçiliğiyle insan ruhuna dokunan eşsiz bir ses çıkar"
Ney yapım aşamasında kamışın birçok işlemden geçtiğini anlatan Erol, “Neyi yapan bir usta vardır. Kamış fazlalıklarından arındırılır, içi temizlenir, ateşe tutulur, şekillendirilir ve delikleri açılır. Tüm bu zorlu süreçlerden sonra ortaya insanın ruhuna dokunan o eşsiz ses çıkar. Mevlana da buradan hareketle, dünyanın sıkıntılarına ve çilelerine sabırla katlanan, bir üstadın eğitiminden geçen insanın da olgunlaşarak insan-ı kâmil mertebesine ulaşabileceğini anlatmıştır” diye konuştu.

"insana en ÇOK benzeyen müzik aleti NEYDİR"
Neyin fiziksel özellikleri bakımından da insana en yakın enstrümanlardan biri olarak kabul edildiğini belirten Ali Erol, “Ney, hem sesi hem de sembolik anlamı itibarıyla insanı anlatan en güçlü enstrümanlardan biridir. Bu nedenle yüzyıllardır gönüllere hitap etmeye devam etmektedir” ifadelerini kullandı.