Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Dr. Murat Karakoyunlu, son aylarda etkili olan yağışlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
KOP Bölgesi illeri olan Aksaray, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat genelinde yağışların umut verici olduğunu ifade eden Karakoyunlu, özellikle Konya Kapalı Havzası açısından su krizinin sürdüğünü vurguladı.
“Yağışlar sevindirici olabilir; ancak rehavet, su yönetiminde en büyük risktir” diyen Karakoyunlu, geçici artışların kalıcı çözüm anlamına gelmediğini belirtti.
Konya Kapalı Havzası Yer Altı Sularına Bağımlı
Konya Kapalı Havzası’nın dış kaynaklardan beslenmeyen kapalı bir sistem olduğunu belirten Karakoyunlu, havzanın büyük oranda yer altı sularına bağımlı olduğunu söyledi.
Sulu tarım arazilerinde üretilen ürünlerin önemli kısmının yer altı su kaynaklarıyla beslendiğini kaydeden Karakoyunlu, son yıllarda yağışların azalması ve yer altı suyu kullanımındaki artış nedeniyle su seviyelerinde tehlikeli düşüşler yaşandığını ifade etti.
Son 5 yılda havzadaki kuyu seviyelerinde 20 metreyi aşan düşüşler kaydedildiğini açıklayan Karakoyunlu, sulama sezonunda yer altı su seviyelerinde 5 metreye varan gerilemeler görüldüğünü aktardı.
Yağışların Etkisi Sınırlı
Dr. Karakoyunlu, kar ve yağmur yağışlarının yer altı sularına etkisinin farklı olduğuna dikkat çekerek, kar yağışlarının toprağa yavaş nüfuz ettiği için yer altı sularını daha fazla beslediğini, yağmur sularının ise çoğunlukla yüzey akışıyla barajlara katkı sağladığını ancak yer altı su rezervlerini istenilen düzeyde desteklemediğini belirtti.
Son yağışların kuyulardaki stresi azalttığını ancak riskin devam ettiğini vurguladı.
“Derin Vatan” ve “Derin Mavi Vatan” Vurgusu
Yer altı kaynaklarının stratejik önemine dikkat çeken Karakoyunlu, şu ifadeleri kullandı:
“Yer altı kaynaklarımızın önemine dikkat çekmek için ‘Derin Vatan’ ve ‘Derin Mavi Vatan’ kavramlarını kullanıyoruz. Derin Vatan yer altı maden kaynaklarımızı, Derin Mavi Vatan ise yer altı su kaynaklarımızı ifade etmektedir. Madenlere her gün ihtiyaç duymayabiliriz ancak yer altı su kaynaklarını her gün tüketiyoruz. Bu nedenle korunmaları zorunludur.”
Enerji ve Gıda Güvenliği Riski
Yer altı su seviyesindeki düşüşün yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir sorun olduğunu belirten Karakoyunlu, su seviyesinin düşmesinin enerji maliyetlerini artırdığını ve bunun tarımsal üretim maliyetlerine doğrudan yansıdığını ifade etti.
Sulu tarımın yaklaşık yüzde 70’inin yer altı sularına dayandığını hatırlatan Karakoyunlu, bu durumun gıda güvenliği açısından da stratejik bir risk oluşturduğunu kaydetti.
Kamuoyuna Çağrı
Açıklamasının sonunda kamuoyuna seslenen Dr. Karakoyunlu şunları söyledi:
“Suyun etkin kullanımı tarımsal sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği için zorunluluktur. Geçici yağış artışları kalıcı bir çözüm anlamına gelmez. Bugün alınacak tasarruf ve verimlilik tedbirleri, yarın üretimi ve sofralarımızı koruyacaktır. Derin Mavi Vatan’ı korumak hepimizin sorumluluğudur.”