Selçuk Öztürk: “Türkiye bugün sahip olduklarından daha fazlasını hak ediyor"

Konya Ticaret Odası (KTO) Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkan Yardımcısı Selçuk Öztürk, Türkiye’nin hareket alanını genişletebilmesinin yolunun, yapısal tarafta verimliliği ve üretkenliği artıracak, potansiyel büyüme hedefini yukarı itecek adımlar atmaktan geçtiğini belirterek, "Atılacak bu doğru adımlar, Türkiye’yi 2018 yılında küresel ekonomik risklerden ve finansal piyasa oynaklığından koruyacaktır.

Selçuk Öztürk: “Türkiye bugün sahip olduklarından daha fazlasını hak ediyor"

2018 yılını üretim odaklı, nitelikli büyüme açısından iyi değerlendirmeli ve söz konusu kırılganlıklarımızı hafifletmeye çalışmalıyız" dedi.

KTO Başkanı ve TOBB Başkan Yardımcısı Selçuk Öztürk, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte KTO Konferans Salonunda, dünyada, Türkiye’de ve Konya’da 2017 yılındaki sosyal ve ekonomik gelişmeler ile 2018 yılı beklentilerini ve KTO’nun projeleri hakkında açıklamalarda bulundu.

Başkan Öztürk, her sene başında geleneksel hale getirilen toplantının Konya’nın ülke ekonomisinin ilerlemesine sağladığı katkıyı bir kez daha gözler önüne sermek, Türkiye ekonomisinin ulaştığı büyüklükte Konya’nın yerini vurgulamak için basın mensuplarıyla bir araya geldiğini söyledi. Konya Ticaret Odası olarak, Konya ve dolayısıyla Anadolu ekonomisinin güçlenmesi, yerel ve sektörel gelişimin sağlanması için çalışmalara devam ettiklerini kaydeden Öztürk, devamlılıkla basının görüş ve önerilerini almayı amaçladıklarını ifade etti. Açılış konuşmasının ardından Başkan Öztürk, dünyada, Türkiye’de ve Konya’da 2017 yılındaki sosyal ve ekonomik gelişmeler ile 2018 yılı beklentileri ve KTO’nun projeleri hakkında bir sunum gerçekleştirdi.

"Büyüme performansı iş dünyasının moral ve motivasyonunu arttırmıştır"

Türkiye açısından oldukça zor geçen 2016 yılının ardından 2017 yılının ekonomide çarkların hızlandığı, iş dünyasının umudunun güçlendiği bir yıl olduğunu belirten Selçuk Öztürk, 2017 yılında, vergiden istihdama, üretimden Ar-Ge’ye, ihracattan yatırıma kadar birçok alanda devlet destek ve teşviklerin uygulandığını söyledi. Türkiye ekonomisinin çeşitli uluslararası kurum ve kuruluşların tahminlerinin aksine 2017 yılında yüksek büyüme performansıyla dikkatleri üzerine çektiğini vurgulayan Öztürk, üçüncü çeyrekteki yüzde 11,1’lik büyüme performansı ile Türkiye’nin, AB, G20 ve OECD ülkelerine fark attığını ve en hızlı büyüyen ekonomi olduğunu kaydederek, “Bu güçlü büyüme performansı, Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası, Moody’s ve Fitch’in de aralarında bulunduğu uluslararası kurum ve kuruluşların tahminlerini aşmıştır. Söz konusu kuruluşlar, Türkiye ekonomisine yönelik tahminlerinde düzeltmeye gitmek zorunda kalmıştır. Ülkemizin gösterdiği büyüme performansı iş dünyasının moral ve motivasyonunu arttırmıştır" dedi.

“Yılı yüzde 7’nin üzerinde bir büyüme ile kapatacağımızı düşünüyoruz"

Türkiye’nin yılın ilk çeyreğinde yüzde 5,3, ikinci çeyreğinde yüzde 5,4 büyüyen Türkiye ekonomisi, üçüncü çeyrekte yüzde 11,1 ile 2011 yılının üçüncü çeyreğinde kaydedilen yüzde 11,6’lık büyümenin ardından, 23 çeyrek sonra en yüksek büyüme performansını yakaladığını hatırlatan Öztürk, işsizlik oranının da 2017 yılına yüzde 11,8 ile giriş yaptığını ifade ederek, "Eylül döneminde işsizlik yüzde 10,7’ye düşmüştür. İstihdam oranı ise Ocak ayında yüzde 46,3 iken Eylül ayında yüzde 47,4’e yükselmiştir. Yılsonu işsizlik oranının çift haneli ve yüzde 10-yüzde 11 aralığında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. İstihdam Seferberliği ile 9 ayda yüzde 10’lara kadar düşmüştür. 2018 yılında da devam edecek olan seferberliğin ikinci paketiyle de işsizlik oranının tek haneli rakamlara düşeceğine inanıyoruz. 2018-2020 OVP’de işsizlik oranı 2018, 2019 ve 2020 yılları için sırasıyla yüzde 10,5, yüzde 9,9 ve yüzde 9,6 olarak hedeflenmiştir” ifadelerini kullandı.

“Cumhuriyet tarihinin en yüksek ikinci yıllık ihracat seviyesine ulaşılmıştır"

2017 yılında cari açığın milli gelire oranının yüzde 4,6 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiğini vurgulayan Öztürk, “2017 Ocak-Ekim döneminde cari açık 41,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2018-2020 OVP’de Cari Açık/GSYH 2018, 2019 ve 2020 yılları için sırasıyla yüzde 4,3, yüzde 4,1 ve yüzde 3,9 olarak hedeflenmiştir. 2018 yılında mal ihracatının artması ve turizmdeki toparlanmanın artarak süreceği beklentileri cari açığın azalmasına katkı sağlayacaktır" diye konuştu.

Dış Ticaret Tim’in resmi olmayan geçici dış ticaret verilerine göre Türkiye’nin ihracatının 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,4 artarak 156.7 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirten Öztürk, Cumhuriyet tarihinin en yüksek ikinci yıllık ihracat seviyesine ulaşıldığını ifade etti. Enflasyonda 2017 yılında beklentilerin üzerinde seyretmeye devam ettiğini aktaran Öztürk, Kasım ayında da yıllık bazda yüzde 12,8 artış ile son yılların en yüksek enflasyon rakamının görüldüğünü aktardı.

"Türkiye bugün sahip olduklarından daha fazlasını hak ediyor"

KTO Başkanı Selçuk Öztürk, sunumun ardından yaptığı değerlendirmede de “2017 yılında umut verici, yüksek oranlı bu büyümenin gücü tüketimden, hizmetlerden, ihracattan ve yatırımlardan kaynaklanmaktadır. KGF desteğinin ve teşvik programlarının pozitif etkisi yoğun bir şekilde hissedilmiş ve sonuçlara yansımıştır. 2017’de elde edilen yüksek oranlı büyümenin rehavetine kapılarak ekonomimizin kırılganlıkları göz ardı edilmemelidir. Bu açıdan üzerinde dikkatle durmamız gereken noktalar; ekonomik büyümenin niteliği ve sürdürülebilirliği, yükselen enflasyon, artan cari açık ve bütçe dengesi olmalıdır. Türkiye’nin hareket alanını genişletebilmesinin yolu, yapısal tarafta verimliliği ve üretkenliği artıracak, potansiyel büyüme hedefini yukarı itecek adımlar atmaktan geçiyor. Atılacak bu doğru adımlar, Türkiye’yi 2018 yılında küresel ekonomik risklerden ve finansal piyasa oynaklığından koruyacaktır. 2018 yılını üretim odaklı, nitelikli büyüme açısından iyi değerlendirmeli ve söz konusu kırılganlıklarımızı hafifletmeye çalışmalıyız. Türkiye bugün sahip olduklarından daha fazlasını hak ediyor, çünkü ülkemizin sahip olduğu potansiyelin büyüklüğüne inanıyoruz. Bu noktada spekülatif döviz kuru hamlelerine karşı dikkatli olmamız gerekmektedir. Dövizin anlık hareketlerine karşı sakin olmalıyız, gelişmeleri sükûnetle izlemeli ve sonrasında doğru adımlar atmalıyız. Sürekli olarak dile getirdiğimiz gibi iş yaptığımız para birimi hangisi ise o para birimi ile borçlanmaya devam etmeliyiz. Sonuç olarak bizler, ihracat ve yatırım pazarlarımızı çeşitlendirdikçe, dünya ticaret hacminden aldığımız payı artırdıkça ve dış ekonomik ilişkilerimizi geliştirdikçe ülkemizin ekonomik gelişimine katkımız katlanarak artacaktır” ifadelerini kullandı.

"2017 yılında Konya Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı"

Konya’nın; ihracat, sanayi üretimi, işsizlik, girişimcilik gibi birçok parametrede Türkiye rakamlarından daha fazla artış göstererek her zaman ülke ekonomisine pozitif katkı sağlayan bir şehir olduğuna dikkat çeken KTO Başkanı Selçuk Öztürk, "Konya olarak son 10 yılda ihracat anlamında iyi bir ivme kazandığımız aşikar olmakla birlikte ilimizin ekonomik potansiyeli düşünüldüğü zaman bu ivmenin Konya için yeterli olmadığı açıktır. 2017 yılında Konya, ihracatta Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmış ve en yüksek ihracat rakamına ulaşma başarısını göstermiştir. Konya’nın 2017 yılında ihracatı geçen yıla göre yüzde 17,4 artışla 1 milyar 564 milyon dolar olarak gerçekleştiğini anımsatan Öztürk, "Aynı dönemde ülkemizin ihracatı yüzde 10,4 oranında artış göstermiştir. Konya ihracatı 2017 yılında da yüzde 17,4 ile Türkiye’nin ihracat artış oranının üzerinde bir performans göstermiştir. Türkiye’nin Aralık (2017) ayı ihracatı yüzde 10,1 artışla 13 milyar 570 milyon dolar olup, ilimizin Aralık ayı ihracat rakamı yüzde 27,42 oranında artışla 147 milyon 300 bin 433 dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu rakama göre Aralık ayında Türkiye’nin ihracatının yüzde 1,09’unu Konya gerçekleştirmiştir” diye konuştu.

“Konya 2017 yılında 188 ülkeye ihracat yapmıştır”

Selçuk Öztürk, Konya ihracatı hakkında da şu bilgileri verdi: “2001 yılında 100 milyon dolar, 2005 yılında 424 milyon dolar, 2007 yılında 699 milyon dolar, 2010 yılında 995 milyon dolar, 2017 yılı ihracatımız ise 1 milyar 564 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2018 yılı ihracat hedefimiz ise 1.8 milyar dolar. En fazla ihracat yapan iller arasında Konya, 2017 yılında bir önceki yıla göre 2 basamak yükselerek 13. sıraya yerleşmiştir. Konya, Türkiye’de 2017 yılında en çok ihracat yapan 15 il içerisinde, 2016 yılına göre ihracatını en çok artıran 4. il konumundadır. Konya’da ihracatçı firma sayısı 2017 yılında 2016 yılına oranla yüzde 6,2 artış ile 1.820’ye ulaşmıştır ve Türkiye genelinde ihracatçı firma sayısı bakımından 6. il konumundayız. Konya 2017 yılında 188 ülkeye ihracat yapmıştır. Konya’nın 1 milyon dolar ve üzeri ihracat yaptığı ülkeler arasında; en fazla artış sağladığı 5 ülke sırayla; Küba, Uganda, Hong Kong, Slovakya, Mozambik. Buna karşılık ihracat kaybımızın en fazla olduğu 5 ülke sırasıyla; ise Gine, Arnavutluk, Pakistan, Bangladeş, Hırvatistan. Konya’nın 1 milyon dolar ve üzeri ihracat yaptığı sektörler arasında; en fazla artış sağladığı 5 sektör sırayla; deri ve deri ürünleri, çimento cam seramik, tekstil ve hammaddeleri, çelik, meyve sebze. Buna karşılık ihracat kaybımızın olduğu 3 sektör sırasıyla; madencilik ürünleri, zeytin ve zeytinyağı ve su ürünleri ve hayvansal mamuller. 2017 yılında sağladığımız yüksek ihracat performansı, Konya’nın ciddi anlamda küresel ekonomiye entegre olduğunu göstermektedir. Hedefimiz, 2018 yılında bu performansımızı daha da iyileştirerek, daha yüksek ihracat rakamlarına ulaşmaktır."

"Bitcoin uzak durulması gereken bir saadet zinciri"

Sanal para birimi Bitcoin’in değeri 19 bin doları aşarak yeni bir rekor kırdığını hatırlatan Öztürk, "Sanal bir para birimi çıktı Bitcoin diye. Aslında uzun yıllardır vardı. Ancak, ilk defa Türkiye’de de tartışılmaya başlandı. Kimilerine göre Amerikan dolarının alternatifi, kimilerine göre ise bir saadet zinciri kuruldu. İşin içerisine diyanet girdi, maliye girdi. Maliye ve hazine de bir taraftan çalışıyor. Hukuki statü kazanılmasına yönelik olarak bir çalışma da var. Bununla ilgili birçok çalışma da yaptım ve okudum. Ben uzak durulması gereken bir saadet zinciri şeklinde bir algılamam mevcut" şeklinde konuştu.

"Kona yerli otomobil üretiminde en iddialı il"

Konya’nın yerli otomobilin üretileceği iller arasında en iddialı kent olduğunu savunan Öztürk, "Birçok bakanımız bunu da teyit ediyor. Bizim için öncelik Türkiye’nin bu teknolojiye sahip olması yani önce hepimizin bunun arkasında durması gerekiyor. Bizim için çok önemli özellikle elektrikli bir araç yapıyor olabilmek. Yüzde yüz milli bir araç yapabiliyor olmak çok önemli. Bizim de öncelikli vazifemiz bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak projenin tamamlanması. Konyalı ve Konya Ticaret Odası Başkanı olarak da bu yatırımın doğru il Konya olduğunu inanıyorum. İnandığımız içinde bu çalışmaların hepsini yapıyoruz" dedi.

KTO’nun projelerinden de bahseden Öztürk, Konya Ticaret Odası Eğitim ve Sağlık Vakfı’nın "Kamu Yararına Vakıf" olabilmek için gerekliği müracaatları yaptığını ve sürecin devam ettiğini dile getirdi. Konya Ticaret Odası’nın ‘İnsana Yatırım Geleceğe Yatırım’ anlayışıyla çıktığı yolda, Konya iş dünyasına yapacağı en önemli katkılardan birisinin de Mesleki Eğitim Merkezi olduğunu vurgulayan Öztürk, bu merkezin, Konya’nın nitelikli eleman ihtiyacına, artan niteliksiz işgücüne ve işsizlik oranına çözüm olacağını söyledi. Öztürk, İhracatı Geliştirme Merkezi’nin odanın Konya’nın dış ticaret konusundaki engelleri ortadan kaldırıp, ihracatını artırmaya yönelik gerçekleştireceği bir diğer bir projesi olduğunun altını çizen Öztürk, projenin fizibilite çalışmalarına başlandığını iki yıl içerisinde de tamamlanmasını hedeflediklerini söyledi. Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin de odanın, önümüzdeki üç yıl içerisinde tamamlamayı hedeflediği bir diğer projesi olduğunu hatırlatan Öztürk, "Bu merkez, Türkiye’de ilk yerel Düşünce (Tink-Tank) Kuruluşu olma özelliğine sahip olacaktır. Bu merkez, bölgesel ve küresel sorunları derinlemesine ele alacak, bugüne yönelik bilgi üretiminin yanı sıra, geleceğe yönelik projeksiyonlarda da bulunmayı amaçlayacaktır. Merkez, uluslararası bilim standartlarına uygun ve siyasi kaygılardan uzak bir şekilde, farklı görüşleri bir araya getirerek bir diyalog platformu vazifesi görecek ve ortak aklın inşasına katkıda bulunacaktır" diye sözlerini tamamladı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.