Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Dr. Kürşat Kan, tüm dünyanın gündemini meşgul eden ABD’nin Venezuela’ya yönelik hamlesi ve uluslararası konjonktür hakkında Anadolu’da Bugün’e özel açıklamalarda bulundu.
ABD’nin izlediği politikanın yeni olmadığını vurgulayan Dr. Kan, bu yaklaşımın köklerinin 19. yüzyıla dayandığını belirtti. Kan, “Aslında Amerika’nın bu politikası yeni değil. 19. yüzyılda ortaya konan ve Amerikan eski başkanlarından biriyle anılan Monroe Doktrini, ABD’nin geçmişte bu yönde hareket ettiğini ve gelecekte de edebileceğini bize açık biçimde gösteriyordu. Bugün yaşananlar, uzun süredir uygulanmayan bu stratejinin yeniden sahaya sürülmesidir” dedi.
"Amerika bulunduğu kıtayı kendi arka bahçesi olarak görüyor"
Monroe Doktrini’ni kısaca değerlendiren Kan, ABD’nin Kuzey ve Güney Amerika’yı kendi etki alanı olarak gördüğünü ifade ederek, “Amerika, bulunduğu kıtayı adeta kendi arka bahçesi olarak kabul ediyor. Bu bölgede başka küresel aktörlerin, ABD’nin onayı olmadan siyasi ya da askeri faaliyet yürütmesini istemiyor. Bugün Venezuela üzerinden bunun güncel bir yansımasını görüyoruz” diye konuştu.
"Venezuela müdahalesinin altındaki mesaja dikkat etmek gerek"
ABD’nin Venezuela’daki hamlesinin rejim değişikliğinden ziyade sınırlı bir operasyon olduğuna dikkat çeken Kan, “ABD, doğrudan rejimi değiştirmedi ancak mevcut başkan Nicolas Maduro’yu, ABD içindeki bazı suçlar ve uyuşturucu ticareti iddialarıyla ilişkilendirerek derdest etti. Bu durum, 1945 sonrası dönemde Panama’da Noriega yönetimine yapılan müdahaleyi hatırlatıyor” ifadelerini kullandı.
"Venezuela zengin kaynaklarına rağmen üretimde ilk onda yer almıyor"
Venezuela’nın yer altı kaynakları açısından son derece zengin bir ülke olduğunu vurgulayan Dr. Kan, “Venezuela, dünyanın kanıtlanmış en büyük petrol rezervlerine sahip ülkesidir. Bunun yanında ciddi altın rezervleri de bulunuyor. Ancak altyapı ve üretim kapasitesi yetersiz olduğu için bu zenginliği kullanamıyor. Bugün dünya petrol üretiminde ilk 10’da bile yer almaması bunun açık göstergesidir” dedi.
"Çin’in ABD’nin arka bahçesine hamlesi rahatsızlık yarattı"
ABD’nin Venezuela politikasında Rusya ve Çin’in bölgedeki artan etkisinin de belirleyici olduğunu söyleyen Kan, “Özellikle Çin, ABD ile birçok alanda rekabet edebilecek kapasiteye sahip küresel bir aktör. Çin’in, ABD’nin ‘arka bahçesi’ olarak tanımladığı bir coğrafyada etkinlik göstermesi Washington açısından kabul edilebilir değildi. Bu nedenle Maduro operasyonunu yalnızca bir ‘narko-operasyon’ olarak değil, aynı zamanda büyük güç rekabeti bağlamında değerlendirmek gerekir” diye konuştu.
"Türkiye çok boyutlu bir dış politika yürütüyor"
Türkiye’nin son yıllarda stratejik özerklik temelinde bir dış politika izlediğini belirten Dr. Kan, bu yaklaşımın Afrika ve Latin Amerika açılımlarında net biçimde görüldüğünü ifade etti. Kan, “Türkiye, kendi çıkarlarını esas alan ve çok boyutlu bir dış politika yürütüyor. Afrika’daki derinleşen politika bunun en somut örneklerinden biri. Latin Amerika ve Venezuela’ya yönelik açılım da bu çerçevede değerlendirilmeli” dedi. Türkiye–Venezuela ilişkilerinin 2006 yılında Hugo Chavez döneminde ivme kazandığını hatırlatan Kan, Maduro döneminde de Batı’nın yaptırımlarına rağmen özellikle altın ticareti üzerinden ilişkilerin sürdüğünü söyledi.
"Uzun vadede Türkiye-Venezuela açılımı devam edecek"
ABD’nin son hamlesinin Türkiye’nin ilişkilerini de etkileyeceğini belirten Kan, bunun kalıcı bir kopuş anlamına gelmediğini vurguladı. “Elbette bu gelişmeler Türkiye’yi de etkiler ve kısa vadede bazı düzeltmelere yol açabilir. Ancak orta ve uzun vadede Türkiye’nin Latin Amerika açılımı devam edecektir. Venezuela başta olmak üzere Brezilya, Kolombiya gibi bölge ülkeleriyle ilişkilerin, mevcut yoğunluğa yakın bir seviyede sürmesini bekliyorum” dedi.
Dr. Kan sözlerini, “Bu süreç tek bir parametreye bağlı değil. Türkiye, küresel ölçekte daha geniş bir coğrafyada etkin olmayı, stratejik özerklik kazanmayı ve uluslararası imajını güçlendirmeyi hedefliyor. Kısa süreli duraksamalar olabilir ancak genel eksen korunacaktır” şeklinde tamamladı.