Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı yürütülen bu süreç, özellikle vefat eden yakınlarının emekli maaşlarını bildirim yapmadan çekmeye devam eden ve sahte boşanmalarla yetim aylığı alan kişileri hedef alıyor. Kurumun geliştirdiği teknolojik altyapı, haksız kazanç sağlayanların manevra alanını daraltırken, milyonlarca liralık kamu zararının önüne geçilmesi hedefleniyor.
SGK’nın bu operasyondaki en büyük kozu, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile anlık veri paylaşımı sağlayan yeni nesil takip yazılımları oldu. Sistem, hayatını kaybeden sigortalıların verilerini saniyeler içinde analiz ederek, ölüm tarihinden sonra gerçekleşen banka hareketlerini mercek altına alıyor.
Müfettişler, şüpheli gördükleri hesap hareketlerinde siber takip yöntemlerini kullanarak paranın kim tarafından ve hangi ATM’den çekildiğini dahi tespit edebiliyor. Bu dijital ağ, sadece vefatları değil, aynı zamanda yetim aylığı alabilmek için kağıt üzerinde boşanan ancak aynı evde yaşamaya devam eden çiftleri de "yerinde denetim" ve "risk analizi" yöntemleriyle bir bir ortaya çıkarıyor.
Denetimler sonucunda usulsüz maaş aldığı kesinleşen kişileri oldukça ağır bir mali ve hukuki süreç bekliyor. SGK, haksız yere ödenen tutarları sadece ana para olarak değil, yasal faiziyle birlikte talep ediyor. Geriye dönük on yıllık süreci kapsayabilen bu borç tahakkuklarında, gecikme zamları nedeniyle borç tutarı kısa sürede katlanabiliyor.
SGK yetkilileri, vefat durumlarının Sosyal Güvenlik Merkezi’ne veya bankalara vakit kaybetmeden bildirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Bildirim yapılmayan her gün, hak sahibi olmayan kişilerin üzerine binen borç yükünü artırırken, dürüst vatandaşların haklarının gasp edilmesine yol açıyor. Kurum, yanlışlıkla yatan paraların bankadan çekilmemesi ve durumun derhal bildirilmesi durumunda herhangi bir cezai işlem uygulanmadığını hatırlatıyor.
Haksız maaş alımlarıyla mücadelede kararlılık mesajı veren ekonomi yönetimi, 81 ildeki denetimlerin periyodik olarak devam edeceğini duyurdu. Bu sıkı denetim mekanizması, hem sistemin açıklarını kapatmayı hem de devletin sosyal yardım bütçesinin gerçekten ihtiyacı olan hak sahiplerine ulaştırılmasını garanti altına almayı amaçlıyor.