Vefat eden kişilerin ardından geride kalan milyarlarca liralık gayrimenkuller, sıklıkla aile içi mülkiyet savaşlarına sahne oluyor. Türk hukukunda "muris muvazaası" olarak adlandırılan mirastan mal kaçırma eylemi, miras bırakanın hayattayken yasal varislerinden mal varlığını gizlemek için bedelsiz devirleri sanki gerçek bir satışmış gibi göstermesiyle ortaya çıkıyor. Bu durum, hakkı yenen varisler için devasa bir ekonomik mağduriyet yaratırken, Avukat Oğuz Yavuz kaybedilen serveti geri almanın hukuki şifrelerini paylaştı.
MÜLKİYETİN GERİ ALINMASINDA İLK ADIM
Hak kaybına uğrayan, payını alamayan varislerin vakit kaybetmeden yargı yoluna başvurması büyük önem taşıyor. Avukat Oğuz Yavuz'a göre, bu mağduriyeti gidermenin en temel yolu derhal "Tapu İptal ve Tescil Davası" açmak. Vefatın hemen ardından harekete geçmek, davanın seyri açısından kritik bir rol oynuyor. Dilekçenin mahkeme heyeti tarafından kabul edilmesiyle birlikte, söz konusu milyonluk taşınmazların geçmişteki devir hareketleri ve resmi tapu kayıtları detaylı bir inceleme altına alınıyor.
ÜÇÜNCÜ KİŞİYE SATIŞ VE HACİZ TEHLİKESİNE DİKKAT
Mirasçılar arasında en sık düşülen hatalardan biri de "Hakkım nasıl olsa bende kalır" düşüncesiyle yargı sürecini ağırdan almak. Oysa tapuyu haksız yere elinde tutan kişi, bu süreçte mülkü hızla üçüncü şahıslara satarak paraya çevirebilir. Daha da kötüsü, gayrimenkul üzerine banka kredisi çekilerek ipotek konulabilir veya borçlar yüzünden taşınmaza haciz gelebilir. Avukat Yavuz, bu devasa ekonomik risklerin tamamının önüne geçmek için dava açılırken hakimden mutlaka "İhtiyati Tedbir" kararı talep edilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu karar alındığında, taşınmazın başkalarına satışı yargılama bitene kadar donduruluyor.
ZAMANAŞIMI YOK AMA HIZLI DAVRANAN KAZANIYOR
Mülkiyet tartışmalarında hak sahiplerinin en çok merak ettiği konulardan biri de dava açma süresi. Hukuk sistemimizde pek çok ticari ve hukuki davada katı süre sınırları bulunurken, mirastan mal kaçırma (muvazaa) iddialarında mağdurların eli çok daha güçlü. Üzerinden 5 veya 10 yıl gibi uzun yıllar geçmiş olsa dahi bu davalar açılabiliyor. Avukat Yavuz, "Mirastan mal kaçırma davalarında herhangi bir zaman aşımı veya hak düşürücü süre bulunmuyor" diyerek mağdurların her zaman hakkını arayabileceğini belirtiyor; ancak delillerin kararmaması ve mülkün el değiştirmemesi için hızlı hareket etmenin altını çiziyor.