Kiralık konut piyasasında tahliye dönemi geldiğinde, en büyük gerilim hattı genellikle depozito iadesinde oluşuyor. Depozito, özünde taşınmazda oluşabilecek zarar ve ziyana karşı alınan bir "güvence bedelidir". Kanun gereği bu miktar en fazla üç aylık kira bedeli kadar talep edilebilir. Ancak uygulamada bu bedelin kira yerine sayılması veya ev sahibi tarafından keyfi olarak iade edilmemesi, binlerce dosyayı yargıya taşıyor.
Güvence bedelini elden teslim edenlerin en büyük hatası belge almamak oluyor. Eğer depozitoyu banka yoluyla veya teslim belgesi karşılığı vermediyseniz, ileride yaşanacak bir uyuşmazlıkta ispat yükü tamamen kiracının omuzlarındadır. Sözleşmede açıkça "güvence bedeli teslim edilmiştir" ibaresi yer almıyorsa, ev sahibinin "masraflara harcadım" savunması karşısında kiracı zor durumda kalabiliyor. Bu gibi durumlarda kiracının vakit kaybetmeden ilamsız icra takibi başlatması veya alacak davası açması gerekiyor.
Peki, yıllar önce verilen ve bugün enflasyon karşısında eriyen o cüzi depozito miktarları ne olacak?. İşte burada Yargıtay’ın yıllar önce aldığı ve hala geçerliliğini koruyan o tarihi karar devreye giriyor.
Eğer sözleşmede "depozito ödendiği tutar üzerinden aynen iade edilir" şeklinde katı bir madde yoksa, iade tutarı tahliye tarihindeki kira bedeli üzerinden hesaplanmalıdır.
Örneğin; 8-10 yıl önce girilen bir evde depozito "2 aylık kira" olarak alındıysa, iade anında da o günkü güncel 2 aylık kira bedeli baz alınır.
Ancak sözleşmede "verildiği şekilde iade edilir" yazıyorsa, maalesef ilk ödenen bedel geçerli sayılıyor.
Aslında Borçlar Kanunu çözümü çok önceden sunmuş: Depozito, tarafların kontrolünde ortak bir vadeli hesaba yatırılmalı. Bu yöntemde mülk sahibi parayı tek başına çekemediği gibi, kira sözleşmesi bittiğinde evde bir hasar yoksa biriken vade farkıyla birlikte tüm tutar kiracının oluyor. Ne yazık ki piyasada hem ev sahipleri hem de kiracılar bu kuralı çoğunlukla göz ardı ediyor. Ayrıca Türkiye’de yerleşik kişiler arasındaki sözleşmelerde döviz veya altın cinsi depozito verilmesi yasaktır. Eğer bu yasak delindiyse, iadenin yine aynı yabancı para birimi üzerinden yapılması zorunludur.