Cebindeki paranın her geçen gün eridiğini hisseden vatandaş için artık yatırım yapmak bir lüks değil, hayatta kalma mücadelesi. Piyasalarda "en güvenli liman hangisi?" sorusu arama motorlarını aşındırırken, Ekonomist Sefer Humar’dan çok konuşulacak bir çıkış geldi. Humar’a göre 2026 yılının ikinci yarısında finansal dengeler sadece rakamlarla değil, psikolojik bariyerlerle şekillenecek. Paranın yönünü tayin eden asıl güç artık yüksek getiri vaadi değil, "satın alma gücünü" bir sonraki aya taşıyabilme kaygısı.
Borsa İstanbul son dönemde rekor üstüne rekor kırıyor; ancak bu tablo her zaman güllük gülistanlık bir ekonomiye işaret etmiyor. Sefer Humar, borsa endeksindeki yeşil mumların ardındaki gerçeği "alternatif arayışı" olarak tanımlıyor. Mevduat faizlerinin enflasyonla olan savaşı kafa kafaya sürerken, bir adım öne geçmek isteyen sermaye borsaya sığınıyor.
Humar, "Hisselerin birçoğu hala defter değerinin altında, yani kağıt üstünde çok ucuz. İnsanlar bankada duran parasının erimesini izlemektense, bu ucuz kalmış devlere ortak olmayı seçiyor" diyor. Ancak burada büyük bir risk var: Bilinçsizce yapılan yönelimler, borsa hareketliliğini bir kazanç kapısından ziyade kontrolsüz bir yön arayışına dönüştürebilir.
Mevduat hesabı olanlar için en büyük korku, faizlerin aniden düşmesi ve enflasyonun altında kalmak. Humar, bu konuda yüreklere su serpecek bir projeksiyon çiziyor. Merkez Bankası’nın sıkı duruşu ve bankaların likidite ihtiyacı, kısa vadede faizlerin sert bir düşüş yaşamasına engel olacak gibi görünüyor.
Ekonomist Humar'a göre yatırımcının dikkat etmesi gereken 3 nokta:
Vade Seçimi: Kısa vadeli mevduat döngülerini korumak esnekliği artırır.
Hisse Analizi: Borsada "sürü psikolojisi" yerine temel değerleri sağlam, ucuz hisselere odaklanılmalı.
Güven Endeksi: Ekonomik veriler kadar piyasadaki genel "güven" iklimi takip edilmeli.
Son dönemin en hararetli tartışması olan vatandaşlık maaşı, Humar’ın eleştiri oklarından kaçamadı. Sosyal devletin gerekliliğini yadsımayan uzman, yardım odaklı sistemlerin sadece geçici bir "nefes" aldırdığını savunuyor. Kalıcı refahın reçetesi ise net: Üretim ekonomisi.