Türkiye hızla yaşlanıyor ve azalan doğurganlık oranları devletin zirvesinde artık bir "beka meselesi" olarak yüksek sesle dile getiriliyor. Hane ortalamasının 3,17'ye kadar gerilediği, hanelerin yüzde 57'sinde çocuk sesinin duyulmadığı bir tabloyla karşı karşıyayız. İşte tam da bu ürkütücü demografik düşüşe "dur" demek için hükümet, yıllardır üzerinde konuşulan ancak bir türlü hayata geçmeyen o devrim niteliğindeki doğum izni paketini nihayet masaya getirdi.
CNN Türk ekranlarında Hakan Çelik'in sorularını yanıtlayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, çalışan ebeveynleri doğrudan ilgilendiren bu yasanın sadece yeni doğum yapacakları değil, halihazırda doğum yapmış ancak izni bitip işbaşı yapan anneleri de kapsayacak ince bir ayarla Meclis'e geleceğini duyurdu.
Mevcut yasalara göre bir anne adayı, doğum öncesi 8 hafta, doğum sonrası 8 hafta olmak üzere toplamda sadece 16 hafta ücretli izin kullanabiliyordu. Yeni düzenlemeyle bu süre tam 24 haftaya çıkarılıyor. Babalar için öngörülen o kısıtlı 5 günlük izin ise 10 güne yükseltilerek aile bağlarının ilk günlerden itibaren güçlenmesi hedefleniyor.
Ancak yasa tasarısının en can alıcı noktası, şu an iş hayatında olan taze anneleri ilgilendiren o "ek madde". Bakan Göktaş'ın ağzından dökülen şu sözler, binlerce annenin yüreğine su serpti:
"Yasal düzenlememiz çıktığı andan itibaren 24 haftayı tamamlamamış olup, 16 haftalık izni bittiği için tekrar işe dönmek zorunda kalanların da bu süreyi 24 haftaya tamamlamasına yönelik bir ek madde ekledik. Yani eğer anne yasanın çıktığı tarihte hala o 24 haftalık periyodun içindeyse, çalıştığı kurumdan izninin geri kalanını talep edebilecek."
Devlet şefkati sadece biyolojik annelerle sınırlı kalmıyor. Yeni yasa paketiyle birlikte, özellikle 0-3 yaş arasındaki çocuklara koruyucu aile olan veya evlat edinen ebeveynlere de tıpkı biyolojik doğum yapmış gibi aynı doğum izni süresinin tanınacağı belirtildi. Bu hamle, devlet korumasındaki miniklerin sıcak bir yuvaya kavuşma sürecini çok daha sağlıklı ve teşvik edici bir boyuta taşıyacak.
Bakan Göktaş'ın değindiği bir diğer hayati konu ise çocukların dijital dünyadaki varlığıydı. Yüzde 63 gibi devasa bir oranda sanal ortamda vakit geçiren çocuklar için 1,5 yıldır üzerinde çalışılan "15 yaş altı sosyal medya düzenlemesi"ni içeren torba yasa nihayet Meclis Başkanlığı'na sunuldu. Önümüzdeki hafta komisyonda görüşülmesi beklenen yasa, sosyal medyayı tamamen yasaklamayı değil, aile denetim mekanizmalarını güçlendirmeyi ve artan dijital akran zorbalığının önüne geçmeyi amaçlıyor.