Türkiye'de kamu çalışanları, yasal mevzuatlar gereği farkında olmadan taban tabana zıt iki farklı sınıfa bölünmüş durumda. 18 Mayıs 2026 itibarıyla sosyal güvenlik sistemindeki yapısal dengesizlikleri ele alan uzmanlar, kamudaki takvim ayrımının gelecekte kitlesel mağduriyetler yaratacağı konusunda hemfikir. 30 Eylül 2008 ve öncesinde göreve başlayanlar 5434 sayılı kanuna tabi "eski memur" konforunu yaşarken, 1 Ekim 2008 sonrasında işe girenleri "yeni memur" statüsünde büyük bir gelir kaybı bekliyor.
Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun, kamuda görev yapan iki grubun aktif çalışma hayatları boyunca hiçbir fark hissetmediğini, aynı mesaiyi ve aynı hakları paylaştığını belirtti. Ancak asıl mali şok, emeklilik dilekçesi verildiği an devreye giriyor.
Eski memurların emekli aylıkları hesaplanırken derece, kademe, ek gösterge ve makam tazminatı gibi statü odaklı unvan kriterleri kalıcı bir avantaj sağlıyor. Buna karşın, 2008 sonrasında işe giren yeni memurların emekli aylığı, tamamen işçi (4A) mantığıyla yani sadece "Prime Esas Kazanç" (PEK) üzerinden hesaplanıyor.
Sistemdeki tıkanıklığın temel nedeni, devletin memur maaşlarını oluştururken ödediği ek ödemeleri, ilave ücretleri ve tazminatları SGK matrahına (brüt ücrete) yansıtmamasıdır. Memurun çalışırken eline geçen net ücret yüksek olsa bile, emekliliğe esas olan brüt kazancı sistemde oldukça düşük kalıyor. Erdursun, kamuda birinci derecenin üçüncü kademesine kadar yükselmiş bir devlet memurunun durumunu şu çarpıcı örnekle ortaya koydu:
"Bugün devlette çalışan birinci derece bir psikoloğun eline geçen net aylık maaş yaklaşık 75 bin lira seviyesindedir. Bu personelin ilk sigorta başlangıcı 2004'te özel sektörde yapılmış, memuriyete ise 2010 yılında geçiş sağlamıştır. 1 Ekim 2008 sonrasına denk geldiği için bu kişi doğrudan 5510 sayılı kanuna göre değerlendiriliyor. Bu memurumuzun bugün sistemde görünen güncel emekli aylığı ise sadece 20 bin lira sınırında kalıyor."
Uzman isim, bu çalışanın 10 ya da 15 yıl daha sistemde kalıp 58 yaşında emekli olması durumunda bile tablonun iyileşmeyeceğini vurguladı. Personelin net maaşı 75 bin TL iken, ek ödemeler dışlandığı için SGK’ya bildirilen prime esas kazancı 42 bin 839 lira düzeyini aşamıyor.
2008 sonrası göreve başlayan kamu çalışanlarını bekleyen tek tehlike düşük maaş sarmalı değil. Yeni nesil memurlar, yıllar boyu biriktirdikleri toplu emeklilik ikramiyelerini tamamen kaybetme riskiyle de karşı karşıya.
Erdursun, kamuda 15 yılını dolduran bir personelin ortalama 650 bin liralık bir ikramiye hakkı biriktirdiğini belirterek hayati bir uyarıda bulundu. Memuriyetten herhangi bir sebeple ayrıldıktan sonra, eksik günleri tamamlamak ya da geçim sağlamak amacıyla bir gün bile olsa 4A (SSK) veya 4B (Bağ-Kur) kapsamında sigortalı bir işe girilmesi, geçmişteki tüm devlet ikramiyesi haklarını yasal olarak sıfırlıyor.