Konya
Parçalı bulutlu
11°
Aksaray
Açık
12°
Karaman
Kapalı
7°
Ara
Anadolu'da Bugün Bilim ve Teknoloji Uzaylılar gerçekten insanlara benzeyebilir mi?

Uzaylılar gerçekten insanlara benzeyebilir mi?

Astrobiyolojik ve biyolojik ölçümler temel alındığında, Dünya dışı yaşamın varlığından söz ediliyorsa bu canlıların insana benzemediği, bambaşka biyolojik özelliklere sahip olması bekleniyor.

MUHABİR: Hİlal Yarba
Okunma Süresi: 4 dk

Evrenin diğer düzlemlerinde yaşamın varlığı kadar, bu yaşamın nasıl var olabileceği de bilim dünyasının ele aldığı elzem konulardan biri. Astrobiyoloji, biyoloji ve gezegen bilimi alanlarında yapılan çalışmalar, olası Dünya dışı canlıların insanlara benzemesinin beklenmediğini; aksine, Dünya’daki alışılmış yaşam formlarından farklılık göstertebilecek özellikler barındırdığını ortaya koyuyor.

Bilim insanları tarafından yapılan değerlendirmelerde evrende yaşam varsa, bu yaşamın büyük olasılıkla mikroskobik, aşırı koşullara uyum sağlamış ve “insani” özelliklerden yoksun olması bekleniyor.

İnsan gibi canlılar beklenmiyor

Scientific American’ın analizinde, popüler kültürde sıkça görülen insan benzeri uzaylı tasvirleri bilimsel gerçeklikle örtüşmüyor. Evrimsel biyoloji, canlıların yaşadıkları çevreye göre biçim aldığını gösteriyor. 

Farklı gezegenlerde orataya çıkabilecek yaşam formlarının, Dünya’daki insan anatomisine veya davranışlarına benzer nitelikler taşıması için hiçbir biyolojik zorunluluk bulunmuyor. Bilim insanları bu sebeple, evrende varsa bile “iki kol, iki bacaklı” canlılardan ziyade çok daha basit organizmalar ön görüyor.

Ekstrem canlılar yaşamın sınırlarını gösteriyor

Olası uzaylı yaşamı anlamak için bilim insanları önce Dünya’daki en uç örnekleri gözlemliyor. Smithsonian Institution ve NOAA’ya göre, Dünya’da aşırı basınç, yüksek sıcaklık, zehirli kimyasallar ve tamamen karanlık ortamlarda yaşamını sürdürebilen mikroorganizmalar bulunuyor.

 Bu canlılar, oksijensiz yaşayabiliyor, kaynayan suya yakın sıcaklıklarda çoğalma gösterebiliyor veya yoğun radyasyona dayanıklılık sağlayabiliyor. Bu durum, yaşamın sanılandan çok daha esnek olabileceğine işaret ediyor.

Zeka ve bilinç istisna olabilir

Bilim insanları topluluğu, dünya dışında yaşam olsa bile insan benzeri zeka ve bilince sahip olan canlıların oranının fazla olmadığını düşünüyor.

 SETI Institute bulgularına dayanarak, zeka; evrimsel süreçte zorunlu bir sonuç değil, istisnai bir özellik. Dünya tarihinde milyarlarca yıl boyunca sadece tek bir tür, gelişmiş teknolojik zekaya ulaşabildi. Bu çerçevede de başka gezegenlerde yaşamın mevcut olması durumunda dahi, bunun yüksek olasılıkla basit veya hayvansı düzeyde olacağı değerlendiriliyor.

“İnsani” özellikler evrensellik çemberinde değil

Empati yapabilme, ahlak, sosyal yapı ve dil gibi insani özellikler, insan evriminin ürünü olarak benimseniyor. American Psychological Association verileri ışığında bu özellikler hem biyolojik hem de kültürel süreçlerle de şekilleniyor. 

Bilim insanları, başka gezegenlerde gelişim gösterebilecek canlıların bu tür özellikleri paylaşmasının çok düşük bir ihtimal olduğunun altını çiziyor. Dolayısıyla Dünya dışı yaşam varsa, bunun insanlarla “iletişim kuran” veya “toplum oluşturan” bir yapıyı barındırdığı düşük bir bir ihtimal olarak ele alınıyor.

Okyanusların altı, uzay yaşamına model mi?

Oşinografi alanındaki araştırmalar, Dünya’daki derin okyanusların uzaydaki yaşam için önemli ipuçları sunduğunu saptıyor. Woods Hole Oceanographic Institution tarafından yürütülen çalışmalarda, buzun altında yer alan okyanuslar ve ışığın hiç ulaşmadığı deniz tabanları, Jüpiter’in uydusu Europa veya Satürn’ün uydusu Enceladus gibi gök cisimlerindeki olası yaşam ortamlarına benzer koşullar taşıyor.

Bu ortamlarda yaşam olasılığının varlığı halinde, bunun muhtemelen mikrobiyal ya da çok basit çok hücreli canlılar şeklinde olacağı ileri sürülüyor.

Bilim neden temkinli?

Astrobiyoloji alanında çalışan uzmanlar, “yaşam” kavramının insan merkezli düşünülmemesi gerektiğini vurguluyor.

Scientific American ve SETI Institute’a göre, bilimsel yaklaşım; insani özellikler aramak yerine, metabolizma, enerji kullanımı ve çoğalma gibi temel biyolojik süreçlere odaklanıyor. Şu ana kadar elde edilen veriler, evrende yaşamın mümkün olabileceğini düşündürüyor; ancak bu yaşamın insana benzemesini zorunlu kılan bilimsel veri bulunmuyor.

Büyük soru değişim gösteriyor

Bugün bilim dünyasında asıl soru “evrende insan benzeri canlılar var mı?” değil; “yaşam, insan hayal gücünün ötesinde hangi biçimlerde var olabilir?” şeklinde soruluyor. 

Bilim insanlarına göre, evrende yaşam varsa bu yaşam büyük ihtimalle sessiz, mikroskobik ve insan algısının çok dışında bir biçimde varlığını sürdürüyor olabilir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *