Sözün Bittiği Yerdeyiz

Sözün Bittiği Yerdeyiz

Perşembe gecesi Hatay Valisinin yaptığı açıklamaya göre İdlip’te askerlerimize yapılan saldırıda 33 askerimiz şehit oldu. 32 askerimiz de yaralı. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar, yakınlarına sabırlar diliyorum. Türkiye’nin başı sağ olsun. Umarım şehit sayısı artmaz. Milletçe temennimiz bu yönde.

Türkiye bu büyük saldırıdan sonra ne yapar ne eder, nasıl bir siyaset izler bilmiyorum. Şu aşamada şöyle olsaydı, böyle olsaydı demenin veya kızmanın da bir anlamı yok. Hal böyle olunca ne yazmak istiyorum ne de bir şey söylemek istiyorum. Çünkü sözün bittiği yerdeyiz maalesef. Olay sıcaklığını koruyor ve hiç olmadığı kadar zor durumdayız. Acımız büyük.

Şu anda zamanı veya değil ama Suriye ve yürüttüğümüz dış politikamız ile ilgili tespitlerde bulunmak istiyorum: Gördüğüm, Suriye bataklığı bizi iyice içine çekti. Suriye bizim iç meselemiz oldu ve çetrefilli bir hal almaya başladı. Bu demektir ki Suriye’de çok bilinmeyenli bir denklem ile karşı karşıyayız ve biz bu denklemi çözemedik. Çünkü çok bilinmeyenli denklemin çözümü bizim elimizde değil. ABD ve Batı'nın düşmanca tavırlarından dolayı Rusya'ya yaklaşmamız işe yaramadı. ABD'den sonra Rusya da bize düşmanca tavırlar içerisine girdi ve gerçek yüzünü gösterdi. Ayıdan post, Rus’tan dost olmaz, sözü bir kez daha gerçek oldu. Rusya önce bizi Batı'dan kopardı, yanına çekti. Sonra da tekme vurdu. Sonuç olarak ne Suriye’ye yarandık ne Rusya’ya ne İran'a ne Batı'ya ne ABD'ye ne de Araplara ve dünyada yapayalnızız. Üstelik bu yalnızlık, onurlu bir yalnızlığa benzemiyor. Bu yalnızlıkta kendi göbeğimizi kesecek gücümüz de yok.

Yaşadığımız bu olaylar göstermiştir ki Suriye politikamız iflas etmiştir. ABD ve Batı liginden Doğu Blokuna yönelme politikamız da işe yaramamıştır. Mısır'la sorunluyuz, Arap ülkeleriyle sorunluyuz, İsrail ile sorunluyuz, Batı ile zaten köprüleri atalı çok oldu. ABD ile kanlı bıçaklıyız.

Suriye konusunda ve diğer devletlerle ilişkilerin bu noktaya gelmesinde irade ortaya koyanların, sorunların çözümünde iyi niyetli olduğundan şüphem yok. Ama gel gör ki iyi niyet tek başına işe yaramadı. Bu aşamadan sonra, 

*yürüttüğümüz dış politikayı önyargısız bir şekilde masaya yatırmak ve gözden geçirmek, yanlışlık varsa politika değişikliğine giderek yanlıştan vazgeçmek, 

*tansiyonu yükselten söylemlerden kaçınmak, gerilimi düşüren konuşmalar yapmak ve konuşmalarımızda diplomatik dil kullanmak,  

*yeni politika belirlenirken siyasi partilerin görüşlerini almak ve partileri bilgilendirmek,

*soğukkanlılığı korumak, sinir ve kızgınlıkla hareket etmemek,  

*dış politikada hamaseti terk etmek ve çıkar ilişkisine dayalı politikalar geliştirmek,       

*Suriye’den en az zararla nasıl çıkılır üzerine, savaş dışında başka seçenekler ortaya koymak gerekiyor.    

Milletçe bir sükunet içinde şehitlerimize son görevlerinizi yapalım, yaralarımızı saralım, bir taşkınlığa sebebiyet vermeyelim. Allah yardımcımız olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.