Türk’ün Hakkı

Bir zamanlar bir başbakan vardı, Fenerbahçeli. Şükrü Saracoğlu. Seveni vardır, sevmeyeni vardır. Kendisi ile ilgili anlatılagelen bir anıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. Kaldı ki bu günlerde bu tür anılara ihtiyacımız var diye hissediyorum.

Şükrü Saracoğlu bir gün oğluyla birlikte maç izlemek üzere aracına biner ve stada doğru gider. Oğlu, maçı şeref tribününden izleyeceklerini düşünür. Stada yaklaşınca Saracoğlu, şoföre durmasını söyler. Cüzdanından para çıkarır, oğluna, “Haydi bakalım git biletini al” der. Bakın bu adam hem başbakan hem de Fenerbahçe’nin başkanı. Hepi topu bir bilet. Kendi evladına bile avantadan bilet ayarlamıyor.

Aradan yıllar geçer yine Kadıköy’de bir maç var. Fenerbahçe Başkanı Faruk Ilgaz, stada giriş yapmak üzere geliyor. O esnada bilet kuyruğunda yaşlı, bastonlu bir beyefendi görüyor. Dikkatlice bakınca bu beyefendinin Şükrü Saracoğlu olduğunu görüyor ve zihniyeti aynı, “Her ne almak istiyorsan, mutlaka parasını ödeyeceksin!”

Onlar Milli Mücadelenin zor şartlarını görmüş, milletin çıkarlarını ailesinden ve kendisinden önce tutmuş insanlardı. Elbette politikaları eleştirilebilir. Ama bu zihniyeti alkışı, saygıyı hak ediyor. Hele ki günümüzde içeride ve dışarıda Türk’e bu kadar düşmanlık eden, yakasını bırakmayan var iken…

Madem biraz tarihe girdik, bir kişiden daha bahsedeyim; Türkiye’de hemen herkes Şerif Hüseyin ismini duymuştur, aşinalığı vardır. Osmanlı’yı çökertmek, yıkmak isteyen İngilizlerin ajanı Lawrence’in yoldaşı. Birinci Cihan Harbi’nin olduğu dönemde bu Şerif Hüseyin, “Türkler, İslam’dan çıktı. Onlara karşı cihad farzdır” diye Müslümanı Müslümana kırdırdı. Hem de haçlıların çıkarları için bölgeyi alt üst etmişti. Bu ayaklanma ve ihanet sonucunda İngilizlerin finansmanıyla Hüseyin’in ailesi Arap coğrafyasında ya kral oldu ya emir.

Peki, kendisinin, ailesinin akıbeti ne oldu? Bilen var mı? Hiçbiri yatağında ölemedi. Bağıra bağıra can verdiler. Rivayet edilir ki, Hüseyin ölüm döşeğindeyken, “Keşke Osmanlı’ya kılıç çekmeseydim” demiş. Kimi sürgünde öldü kimi kıytırık bir ameliyat esnasında. Kimini paramparça ettiler, kimi kurşunlandı, kimiyse delirdi akıl hastanesinde öldü gitti. Dandik bir trafik kazasında ölen de var.

Türk’ün hakkını yiyene rahat ölüm olmadığını tarih defalarca göstermiştir. Türk’e acımasızca davranana ilahi adalet tecelli eder. Tam “halifeyim, zenginim, ağayım, paşayım” dersin burnundan gelir. Bu millete rüyanda dahi kefen biçsen, sonunda bir kefen bulamazsın sarılacak…

O yüzden bu milletin hakkını yemeyi düşünmeyin bile. Biraz aklınız, fikriniz varsa. Bir daha söylüyorum, Türk’ün hakkını yiyip, rahat yaşayan, huzurlu ölen yok…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.