ABD İLE FETO TAŞLARI ÖNCEDEN DÖŞEMİŞLERDİ (1)

ABD nin   "RAND Cooperation"diye bir kuruluşu vardır. bu CİA'nın yan kuruşuşu olup  ABD  devletine ,CİA'ya  ve pentagona  raporlar hazırlar. çalışanların çoğu eski  CİA  çalışanlarıdır. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) 1989 yılında  Rand Corporation adlı kuruluştan, Türkiye’de İslam radikalizminin geleceği” konulu bir rapor istedi. Rand Corporation,  CIA’nin en önemli isimlerinden Graham Fuller başkanlığında bir ekip kurdu. Ekipte bazı Türk uzmanların yanı sıra CIA’nın Ankara İstasyon Şefi Paul Henze gibi istihbaratçılar da bulunuyordu. 1960’lı yıllarda Türkiye’de CIA görevlisi olarak bulunan Fuller, bu kuruluşun 14 yıl Türkiye ve Ortadoğu masası şefliğini yürütmüştü. Rapora katkıda bulunan  ABD Başkanı Bush"un Ortadoğu uzmanı Zalmay Halilzad"ın eşi Cherly Benard tarafından  yazıldı.  Zalmay halilzad  afgan kökenli bir ABD  devşirmesidir. 79 sayfadan oluşan söz konusu Türkiye rapo­runun son bölümünde, şu öne­riler ortaya atılıyor: “Türkiye’de İslam’ın yükselmesi olgusuna dik­katli ve seçici bir şekilde yaklaşılmalıdır. Ancak, ihtiyatlı ve al­çak .perdede kalarak Amerikan çıkarlarına en iyi hizmet müm­kündür. İslam’ın rolünü etkileme konusunda en ufak bir açık Amerikan girişimi, ABD’nin çı­karlarına hizmet etmez....  ABD laik devlet şeklini desteklerken Türkiye’de­ki Amerikan menfaatlerine daha iyi hizmet edecek politikalar ge­liştirme olanağı güçtür. Buna ek olarak İslami hareketin ılımlı üyeleri ile ihtiyatlı ve gayri res­mi temaslar kurulması öğrenme süreci için yararlı olabilir."   ne diyor ABD "islami hareketin ılımlı üyeleri"  bu üyelerden biri feto örgütüydü.

 2003 tarihinde “RAND Cooperation” kuruluşu tarafından  “Sivil Demokratik İslam: Ortaklar, Kaynaklar ve Stratejiler “ başlıklı 88 sayfalık kapsamlı rapor Bush yönetimine sunuldu. “İslam ve Müslümanlar, Batı demokrasisi değerlerine ve küresel düzene uyumlu hale getirilemezse, medeniyetler çatışması olasılığının yüksek olduğu” tezinden yola çıkılan bu raporda; İslam coğrafyasının nasıl denetim altına alınacağına dair bir strateji öneriliyor, dünya Müslümanları; 1. Köktendinciler. 2. Gelenekçiler. 3. Modernistler (Ilımlı İslam). 4. Laikler. diye dörde bölünüyor bunlardan  sadece  ılımlı islamcıların desteklenmesini istiyor. raporda  ayrıca İslamın kontrol edilmesi için  şunları öneriyor.

1. Önce ılımlı İslam’ı destekle. Bu kapsamda; özellikle mali destek sağla, liderlik modeli oluştur ve bu modele uygun liderler belirle.

2. Gelenekçilerin kusurlarını eleştir, ancak onları kökten-dincilere karşı destekle. Sufiliğin kabulünü ve popülerliğini teşvik et. Modernistlere yakın görüşten gelenekçilerin, modernistler ile ortak hareket etmelerini destekle.

3. Köktendincilerle mücadele et. Bu kapsamda; yasadışı faaliyetlerini açığa çıkar, yaptıkları şiddet eylemlerinin olumsuz sonuçlarını gündeme taşı, kahramanlaştırılmalarını önle.

4. Seçici bir şekilde laikleri destekle. Bu kapsamda; köktendinciliğin ortak düşman olarak algılanmasını teşvik et, milliyetçilik ve solculuk temelinde ABD karşıtı güçlerle bağlaşma oluşturma heveslerini kır.

Raporun 70. sayfasında, “Batı, radikal İslamcı akımlara karşı, laiklik yanlılarından, liberal Müslümanlardan ve Sufi geleneğini sahiplenen ılımlı gelenekçilerden müttefikler edinebilir” ifadesi yer alıyor ve gelenekçilerle Sufiler’in Müslümanlar arasında çoğunlukta olduğu vurgulandıktan sonra, bu akımların Batı’nın doğal müttefikleri olduğu 73. sayfada açıklanıyor. Batı’nın bu söz konusu doğal müttefikleri arasında ismi verilen tek kişinin Fethullah Gülen olması ise rastlantı değil. Rapor, bu noktadan sonra Fethullah Gülen’in ABD açısından taşıdığı öneme geniş yer ayırıyor.Rapordan alıntılıyoruz:“Türkiye’den dini lider Fethullah Gülen, modern Sufi ılımlı İslam’ı teşvik ediyor.. Gülen, diyalog ve hoşgörü yaklaşımını Hıristiyanları ve Yahudileri kapsayacak biçimde genişletiyor. Kaldı ki Gülen, İstanbul’daki Ekümenik Patrik Bartholomeos ile iki kez görüştü, 1998’de Papa’yı Roma’da ziyaret etti ve İsrail’den dini liderlerin ziyaretini kabul etti."

Fethullah Gülen ve misyonu hakkındaki bunca örnekten sonra RAND Raporunun son bölümünde “Derin Strateji” başlığı altında , “Ilımlı İslami bir lider oluşturulması” başlığı altında ifadelendirilen: “Ilımlı İslamcılar’ın cesur sivil liderler olmasına çalışılmalı ve demokrasi, insan hakları, kadın hakları konusunda etkili politikalar geliştirmeleri sağlanmalı. İslam’ın bir üst kimlik olduğundan çok, insanlarının kimliklerinin bir parçası olduğu işlenmeli, sivil toplum örgütleri oluşturarak Ilımlı İslamcı liderlere yardım edilmesine çalışılmalı…"

 

DEVAM EDECEK.

Önceki ve Sonraki Yazılar