Seçimler ve Kanal İstanbul

Seçimler ve Kanal İstanbul

Bilindiği üzere “toplumbilimi” diye bir bilim dalı vardır. Gerçekte de bu bilim dalında başarılı olanlar ancak toplumlarına liderlik etme hakkı kazanırlar. Eğer bu bilimde iyi değilseniz toplumun önünde olmazsınız, ancak arkasından koşarsınız.

PARTİ KONGRELERİ

Daha evvel kısaca belirtmiştim. CHP’de ilçe kongreleri, Ak Parti’de ilçe delegelikleri seçimleri başladı. Bunun yanı sıra İyi Parti de partinin yerine oturmasından sonraki ilk kongrelerini ilçe kongreleriyle bu zamanlarda başlatacak. Başta tüm partilere de hem başarılar hem de kolaylıklar diliyorum. Malum, kongre süreçleri çok da kolay yaşanan süreçler değildir.

CHP üç ilçede kongresini yaptı. Geçtiğimiz hafta Selçuklu ilçesinde, bu hafta sonu da Seydişehir ve Karatay ilçe kongreleri yapıldı. Kimin kazandığını ve diğer ayrıntıları gazetemizden takip etmişsinizdir, buna değinmeyeceğim. CHP’de her zaman olduğu gibi demokrasinin gereği adaylar hep yarışmışlardır. Bu yukarıda bahsettiğim kongrelerde de her birinde ikişer aday yarıştılar. CHP geleneğinde bu tür yarışlar gayet olağan karşılanır. Hatta aday çıkmaması daha garipsenir demek belki de daha doğru anlatır durumu. Ancak Ak Parti’deki demokrasi anlayışı daha farklıdır. Genelde Ak Parti’de uzlaşmayla tek aday belirlenir. Yani kaç aday olursa olsun bunlar üst kademelerin gözetiminde anlaşarak veya anlaştırılarak tek adaya indirilir. O tek aday da seçim salonunda tek aday olarak yerini alır ve seçilir. Ama son dönemlerde bakıyorum bilhassa sosyal medyada “ Ak Parti bilmem ne ilçesi adayı bilmem kim” diye ilanlar görüyorum. Bir kere bu şekilde bir ilan veren aday şunu bilsin ki baştan bu yarışı kaybetmiştir. Ak Parti’de böyle bir gelenek yoktur. Yani adaylar çıksın, kıyasıya yarışsın, sonra da aralarında seçim olsun, kim kazanırsa o başkan olsun” anlayışı yerleşmemiştir. Dolayısıyla daha partisini tanımayarak  ilçe başkanlığına aday olan kişinin durduğu yer çok doğru değildir. Baştan yarışı kaybetmiştir, benden demesi…

İyi Parti’de kongreler başladığı zaman nasıl bir uygulama ile karşılaşacağımızı göreceğiz. O zaman değerlendirmek sanırım daha doğru olacaktır.

REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ

Prof.Dr. Mustafa Şahin rektörlüğe seçileli 4 yıl oldu. Ve yeniden bir rektörlük ataması zamanı geldi çattı. Daha evvel kısmen öğretim görevlilerinin de fikri alınarak yapılan rektör atamalarında yeni sistemde sadece Cumhurbaşkanı’nın kararı doğrultusunda bir rektör ataması dönemi geldi. Yani profesör olan öğretim görevlileri, internet üzerinden bilgisayarlarından, “ben de rektör olacağım” başvurusuyla birlikte süreç başlamış oluyor. Daha sonra bu adaylar arasından bir tanesini Cumhurbaşkanı rektör olarak atayacak. Yani burada daha önce olduğu gibi rektör adaylarının öğretim üyelerine kendini anlatmak gibi, onlardan oy beklemek gibi bir kaygıları olmayacak.

Bana sorarsanız da tüm adayların şansı birbiriyle eşit. Cumhurbaşkanı listenin en başındakini de en sonundakini de ortadakini de atayabilir. Burada bir baskı unsuru da geçerli olamaz. Zaten Cumhurbaşkanımıza baskı yapacak bir unsuru da Türkiye’de göremiyorum işin doğrusu. Veya kendilerini Cumhurbaşkanına anlatacak bir aracı ihtiyacı da olmayacak. Çünkü zaten gerek milletvekillerinden, gerek bürokrasiden ve gerekse de bakanlar kurulundan herhangi birisinin Cumhurbaşkanına referans olabileceğini düşünmek bile çok inandırıcı olmaz gibi geliyor.

Bu arada Konya’daki Ak Partili yöneticilerin “şu rektör olmasın, şu rektör olsun” gibi söylentiler içerisinde olduğunu duyuyorum. Buna sadece gülümsüyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a referans olabilecek bir kişi göremiyorum. O nedenle rektör adaylarının hepsine başarılar dilerken, hepsinin şansının aynı olduğunu açık ve net olarak belirtiyorum. Yeni yılda atanan rektörümüzle sanırım tanışacağız diye düşünüyorum.

KANAL İSTANBUL MEVZUU

İşin doğrusu Kanal İstanbul konusunda çok fazla bir bilgim olmadığı için araştırıyorum. Muhalefeti dinliyorum, farklı şeyler söylüyor. İktidarı dinliyorum farklı şeyler söylüyorlar. Ama işin ilginç yanı ikisinin söyledikleri tamamen birbirine zıt. Dolayısıyla bunlardan birisi doğru söylüyor, birisi de yalan söylüyor. Bu nedenle araştırıyorum ve en objektif görüşlerle yakında yazımı okuyabileceksiniz. Ama şu an için söyleyeceğim söz “GAP ve KOP’un tamamen bitmesi ile Kanal İstanbul’dan çok daha fazla kazanç elde eder ve ülke adına çok daha büyük bir yatırım yapmış oluruz” diye düşünüyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.