Önce bilgi sonra eleştiri

Her yazdığım yazımın ardından birileri bir etiket yapıştırmaya kalkıyorlar. Mesela vatandaş, dünkü yazımda İyi Parti’yi övdüğüm anlamı çıkartarak benim İyi Partili olarak etiketliyor. Bir başka yazımda Cumhurbaşkanı iyi bir şey yaptı diyorsam, bu sefer diğer taraf “Ak Partili, yandaş” diye etiketliyor. İşte ülkemizdeki en temel sorunlardan birisi bu: “insan etiketlemek”, diğer bir adıyla “yaftalamak”.

Hâlbuki kim olduğuna, kılığına-kıyafetine, kökenine, siyasetine bakmayı bırakıp, “ne diyor” ona bakmak lazım. Bir de bu yaftalamayı yapmak için konulara da vakıf olmak lazım. Mesela adam biraz sosyal bir adamsa “solcu” diye yaftayı yapıştırıp gitmek olur mu? “Solcu” deyince bunun sosyal demokrat olanı var, demokratik solcu olanı var, sosyalist olanı var, komünist olanı var, Atatürkçü olanı var, anarşist olanı var. Yani daha da detaylandırılabilir. Aynen sağda milliyetçi, muhafazakâr, dinci, siyasal İslamcı, ırkçı, faşist, tarikatçı, merkez sağcı, liberal vs. gibi ayrıştığı gibi…

Bunların hepsi birbirinden farklı terimler. Zaman zaman yazıyorum, mesela sosyal demokrasi farklıdır, Atatürkçülük farklıdır. Bir insanın hem sosyal demokrat hem de Atatürkçü olması gibi bir şey söz konusu değildir. Şimdi bir sosyal demokrata “Atatürkçü” diye bir yafta yapıştırırsan bu sadece bu yaftayı yapıştıranın cahilliğini gösterir. Bir demokratik solcuya, komünist dersen bu yine bir cehalet göstergesidir.

Mesela TBMM’de temsil edilen Türkiye İşçi Partisi diye bir parti vardır. Bu parti sosyalist partidir. Doğu Perinçek’in Vatan Partisi de sosyalist bir partidir. Ama ikisinin arasında da dağlar kadar fark vardır. Mesela yine örnek olsun diye vereyim HDP sosyal demokrat bir partidir.

Şimdi kişi güya politika yapıyor ama bu temel ayrımların bile farkında değil. Ondan sonra kendi kafasına göre politika literatürü oluşturuyor. Kendisinden başka da kimse anlamıyor.

Şimdi gelelim benim yazılarımın politik niteliğine…

Konya’da herhangi güzel bir şey olursa bir Konyalı olarak bundan mutluluk duyuyorum. Kötü bir şey olursa da bundan ben de üzüntü duyuyorum. Siyaset açısından baktığımızda herhangi bir siyasi parti bir faaliyet yaptığında bu faaliyeti yaptıklarını gazete okurlarına iletmek zaten bir gazeteci olarak görevimiz. Ve bu görevi yaparken de adaletli ve hakkaniyetli olmak en büyük insani vazifemiz.

Mesela herhangi bir parti başkanı hakkında eleştiriyi aşan bir hitabı benden duyamazsınız. Hangi parti olursa olsun… Hani geçtiğimiz gün bu ülkede dış işleri bakanlığı, başbakanlık yapmış ve de şimdi bir genel başkan olarak binlerce belki yüzbinlerce kişinin arkasından gittiği Hemşerimiz Ahmet Davutoğlu’na alenen hakaret eden, benim kesinlikle kendilerini gazeteci ve gazetelerini de gazete olarak görmediğim ama kendilerini öyle nitelendiren sapkın kişiler gibi, davranma olasılığımız kesinlikle olamaz. Çünkü her şeyden önce bu tür bir davranışı insani bulmayız.

Sözün özü kısaca şöyle; gazeteciliğin getirdiği bir hareket tarzı olarak tüm siyasilere aynı derecede yakın veya uzak olmayı tercih ederim. Vatan Partisi de, CHP de, Ak Parti de, Gelecek Partisi de, DEVA Partisi de, İyi Parti de ve aklıma gelmeyen diğer tüm partiler de benim için değerlidir. Her biri ülkenin kalkınması için bir yol çizmişlerdir. Kimsenin hiç birine hakaret etmek hakkı olmadığı gibi, bu partilerin icraatlarını eleştirmek de vatandaşlar olarak hakkımızdır diye düşünüyorum.

Ama eleştirmek için de sevmek için de öncelikle bilgi sahibi olmak gerektiği düsturundan ayrılmamak kaydı şartını da ortaya koymak istiyorum.

Dostlukla kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum