Herkes kendi payına düşeni alsın

Herkes kendi payına düşeni alsın

“New York'ta, Brooklyn Köprüsü üzerinde dilenen kör bir dilenci, bir gün bir şairin dikkatini çeker. Dilencinin boynunda asılı bir tabela vardır. Şair, dilenciye günlük kazancının ne kadar olduğunu sorar. Dilenci de sekiz-on dolar kadar olduğunu söyler. Bunun üzerine şair, dilencinin boynuna asılı tabelayı ters çevirerek bir şeyler yazar; 'Şimdi buraya senin kazancını artıracak bir şeyler karaladım. Bir hafta sonra yanına geldiğimde bana sonucu söylersin' der ve oradan ayrılır.

Şair, bir hafta sonra dilencinin yanına uğrayıp kendini tanıtınca, dilenci; 'Bayım size ne kadar teşekkür etsem azdır. Bir haftada kazancım ikiye katlandı. Çok merak ediyorum tabelaya neler yazdınız? ' Bunun üzerine şair gülümser ve: 'Tabelada - Doğuştan körüm, yardım edin - yazıyordu. Bense - Bahar gelecek, ama ben yine göremeyeceğim - diye yazdım' der.

Önemli olan, anlatılmak istenen şeyi en iyi şekilde anlatmak olduğuna göre; her şeyin daha iyi anlatılabileceği bir yol vardır. Yeter ki onu bulmaya, uygulamaya ve ufkumuzu bu doğrultuda genişletmeye uğraşalım.

***

Duvardaki çatlaktan bakan Fare, çiftlik sahibi ile karısının Bir paket açtıklarını gördü. "İçinde yiyecek mi var?'" derken bir baktı ki fare kapanı. Hemen bahçeye koşup, alarm verdi :

Evde kapan var!

Evde kapan var!'

Tavuk gıdaklayıp, kafayı kaldırdı ve, 'Bay fare", bu sizin için ciddi bir sorun olsa da şahsen, beni ilgilendiren bir tarafı yok ne yazık ki! . Fare dönüp bu sefer koyuna,

"Evde kapan var, Evde kapan var"! dedi.

Koyun konuyla ilgilendi ama kendi hesabına 'Üzgünüm bay fare, vah, vah emin ol senin için dua edeceğim" dedi.

Fare bu kez öküze yöneldi: "Evde kapan var!" "Evde kapan var!" diye bağırdı nefes nefese.

Öküz: 'Wow, Bay Fare, senin için üzüldüm, ama burnumu sokacağım bir şey değil.' dedi. Ve farenin de başını eğip, gitmekten baksa çaresi kalmamıştı. Yalnızlık ve terk edilmişlik hisleri içinde, fare kapanı ile artık tek başına başa çıkmaya çalışacaktı.

O aksam evde, alışılmamış bir ses duyuldu. Sanki bir kapan, avının üzerine kapanmıştı. Sese koşan çiftçinin karisi, karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğu kaptırdığını görmemiş. Yılan da onu ısırmıştı.

Çiftçi karısını hastaneye koşturdu, karisi eve ateşli döndü. E ateşli insana ne verilir? Sıcacık bir tavuk çorbası. Tavuk acilen pişirilmiş, ama kadın hala iyileşmiyormuş, Eş dost ahbap, gelince hasta ziyaretine, çiftçi de sofraya koyunu çıkarmak zorunda kalmış. Ama çiftçinin karisi iyileşmemiş; ölmüş.

Aman ne kalabalık gelmiş cenazeye, ne kalabalık. Bu sefer de konukları, doyurmak için kesilen öküz olmuş. Fareye de olan biteni deliğinin ardından izlemek kalmış.”

Onun için bir daha, seni ilgilendirmeyen bir sorun karşına çıkarsa bir düşün. Birimiz tehdit altındaysak, hepimiz risk altındayız. Bu hayat denen yolculukta birlikte yol almaktayız.

İyi hafta sonları…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.