Bugün 30 Ağustos

Bazen insan egosu çok ağır basar. Kendisini öyle büyük görür ki sanki kendisi olmazsa hiçbir şey olmayacakmış gibi düşünür. Hani şu aşı karşıtlarının içerisinde “aşıda chip” varmış gibi bir savunma yapanlar vardır ya sanırım en iyi örneklerden biridir. Yani “sen kimsin” dediğin zaman işinin tezgahtar olduğunu öğrenirsin ama kendini o kadar ciddiye alıp önemser ki, ABD’nin “chip” takarak kendisini takip edeceğini düşünür…

Bu durumun bir benzeri sporda vardır. Hayatında topu eline almamış ya da alsa bile hiçbir başarısı olmayan kişiler takım kurar, oyuncu alır, oyuncu çıkartır, taktik verir. Mesela Fatih Terim’i düşünün. Çok iyi bir futbolcu olarak Galatasaray’ın takım kaptanlığına yükselen ve daha sonra da dünyanın dört bir yanında teknik direktörlük yaparak başarılı bir kariyer kazanan Fatih Terim’e, 4 metrekarelik çay ocağından hiç çıkmamış adam futbol taktiği verir, yetmez bir de kızar…

Bu durum siyasette de farklı değildir. Hayatında siyaset konusunda hiçbir fikri olmayan kişi bir siyasi partinin başındaki liderine sayıp sayıştırıyor. Bu Recep Tayyip Erdoğan için de olsa, Kemal Kılıçdaroğlu için de olsa, Meral Akşener için de olsa anlamsızdır. Hoş, gerçi Cumhurbaşkanı Erdoğan için söz söylemek çok kolay olmasa da; diğer parti başkanları için her türlü lafı söylemek çok kolay oluyor. Mesela kendisi çok matah bir şeymiş gibi “bu Kılıçdaroğlu’dan hiçbir şey olmaz” diye rahatça söyleyebiliyor. Hâlbuki Kılıçdaroğlu hayatında genel müdürlük yapmış, milletvekilliği yapmış, grup başkan vekilliği yapmış ve şimdi de genel başkanlık yapan bir kişi. “Bir şey olmaz” diyen adama sorsan “sen ne iş yaparsın” diye “iş arıyorum” derse komik olmaz mı?

Bu işler aslında biraz “tavşanla dağ arasındaki mesele” gibidir. Bunlardan çok daha “saçma salak” olanı da Atatürk rekabetidir. Türkiye’de halkın yüzde 95’i Atatürk’ü sever ve sayar. Ama yüzde 5’lik marjinal, Yunan hayranı, İngiliz hayranı, dinci (dini ticari meta hale getirenleri kastediyorum) kesim vardır. Onlar da Atatürk’e hakaretle kendilerini mutlu ederler. Ama bu durum Atatürk’ün dünya üzerindeki itibarından, ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı olması gerçeğinden en ufak bir saptırma yapar mı? Tabii ki yapmaz.

Tüm dünya liderlerinin, halklarının, saygı ve sevgi duyduğu büyük insan Atatürk’ü bilmem neredeki meczup sevmiyormuş diye dünyanın sevgisi ve saygısında bir eksiklik olur mu? Kesinlikle olmaz.

Bugün 30 Ağustos. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin altın sayfalarından birisini daha kutluyoruz. Kim ne derse desin, 30 Ağustos zaferi olmasaydı geçmişteki hiçbir zaferin esamisi bile olmayacaktı. Millet olarak ölüm-kalım savaşı verdiğimiz Kurtuluş Savaşı’nda eğer savaş kaybedilmiş olsaydı şimdi hangi egemenlik altında yaşıyorsak, o egemenlik altında, kendi evimizin içerisinde, kendi kendimize “Yıldırım Beyazıt’ın Niğbolu savaşını nasıl kazandığını, Alparslan’ın Malazgirt’te nasıl düşmanı yendiği gibi…” hikayeleri anlatıp iç çekecektik. İşte 30 Ağustos zaferi o kadar önemlidir.

Hatta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve protokolü, Malazgirt zaferinin 950. yıldönümünü kutlamak için Bitlis’e, Ahlat’a ve Çarho’ya getirip; orada rahat rahat Malazgirt zaferini kutlamasını sağlayan güç işte 30 Ağustos Zaferi’nin gücüdür. 30 Ağustos zaferi olmasaydı boyunduruk altındaki evimizde içten içe anacağımız zaferlerimizi, 30 Ağustos zaferi ile birlikte, kendi yerinde Devlet protokolüyle kutlayabiliyoruz.

Tabii ki bunu düşünebilmek için, insanın, vatandaşlık bilincinin olması, ülkesini sevmesi, halkını sevmesi gerekmektedir. Yani milliyetçi olması lazımdır.

Hani son zamanlarda çokça söylenen söz vardır ya “siyasette sağ-sol” kavramlarının kalmadığı gibi; işte bu doğru bir tespit olabilir ama siyasette asıl gelişen kavram “ülkesini seven-ülkesini sevmeyen kavramıdır”. Toplum eskiden olduğu gibi yine ikiye ayrılmaktadır ama bu sefer daha doğru bir tespitle, ülkesini seven, ülkesine ihanet eden diye ikiye ayrılmaktadır. Bir kişinin ülkesini sevip sevmediğinin, en bariz sağlaması da “Atatürk sevgisiyle” ölçülebilir. Atatürk sevgisi bu ülkeyi bir arada tutacak bir çimento görevi görür. 

Dostlukla kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.