2 Temmuz ve derin katliamlar

2 Temmuz ve derin katliamlar

Bugün Sivas’ta 1993 yılında uygulanan katliam senaryosunun, Madımak Katliamının 27. Yıl dönümü. Yani 2 Temmuz 2020…

Burada bu konuyla ilgili olarak söylenecek çok şey var. Herkes baktığı taraftan farklı kişileri suçlayarak, kendince bu katliama bir senaryo yazabilir. Bir taraftan bakarsanız Aziz Nesin suçludur, insanları tahrik etmiştir. Diğer taraftan bakarsanız dönemin Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu insanları galeyana getirmiştir. Vs. vs. vs. … Ama bu şekilde üretilebilecek her türlü ayrıştırıcı açıklamanın bir anlamı olmadığını belirteyim.

Yakın tarihimizde, 1 Mayıs 1977 Taksim katliamını sanırım bilmeyen yoktur.

19-26 Aralık 1978 yılında Maraş’ta yaşanan katliamın unutulması mümkün değildir.

Mayıs-Temmuz 1980 tarihindeki Çorum olayları ve katliamı; 5 Temmuz 1993’teki Başbağlar katliamı, 12 Mart 1995’teki Gazi olayları; bunların hepsi ile ilgili birçok kişi birçok şey anlatabilir. Ve her anlatılanın sonunda, anlaşılmayan veya dış güçlere bağlanan bir sonuç ortaya çıkar. İşte önemli olan bu tür zaaf gösterilerek, açıklamasının yapılmasından zorlanılan toplumsal olayların tekrar tekrar ortaya çıkmasını engellemektir. Ve bu engellemede en önemli materyal vatandaşlık bilincinin olmayışıdır.

Sivas olaylarında bu katliamı gerçekleştirenlerin en önemli savunmaları; Aziz Nesin’in ateist oluşu ve İslam’a laf söylemesiydi. Ama Aziz Nesin’in ateist olduğunu tüm dünya bilirken, Sivas’ta bir takım kişiler bunu İslam karşıtlığı olarak algılamıştı. Halbuki şimdilerde Türkiye’ye baktığımız zaman, yükselen değerin ateizm ve deizm olduğu konusunda hiç kimsenin kılını kıpırdatmadığını da antiparantez eklemeliyiz.

İşte vatandaşlık bilinci burada ortaya çıkmış olsaydı. Aziz Nesin’in söylediklerini beğenmeyen insanlar, Aziz Nesin’i dinlemeye gitmeye gerek duymayacak veya beğenmediği fikirlerini tartışarak bilgi alışverişinde bulunabileceklerdi. Ama bunun tam tersi, “gaza gelmiş” bir kitle Kuran’ın “kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” Emrine rağmen insanların canına kıyabiliyordu.

İşte bu olayların neticesinde hep ortaya çıkan bir “derin devlet “lafıdır ki, bunun adına birileri derin devlet der. Birileri başka isimler koyar. Ama neticede Devlet kendi vatandaşlarına komplo kurmaz. Devlet kendi vatandaşlarının canına kast etmez.

Yıllarca Türkiye siyasetine hizmet vermiş, eski cumhurbaşkanlarımızdan, sevilen devlet adamı Süleyman Demirel bu konuda “Devletin derini, sığı olmaz” diye bir açıklama yapmıştı ki, bence de çok yanlış olmayan bir açıklamadır.

Derin devlet diyerek mitleştirilen ama açıklamasını kimsenin yapamadığı hatta “Kurtlar Vadisi” dizisi ortaya çıkana kadar çoğu kimsenin haberdar bile olmadığı bir efsane ile insanlar ancak kendilerine bir çıkış yolu uydurabilmektedirler.

Devletler, her zaman için diğer devletlerin kendilerinden zayıf ve çelimsiz olmalarını bekler ve bunun doğrultusunda da her zaman bir soğuk savaş, bir istihbarat savaşı, bir ekonomipolitik yarış içerisinde olurlar. Önemli olan kendi devletine sahip çıkıp onu zayıf ve çelimsiz, korunmasız bir durumda bırakmamaya çalışmaktır. Bunun için de her vatandaş elinden geleni yapmaya hazırdır.

Buradan yola çıkarak da işte derin devlet diye anlatılmaya çalışılan, devletin silahına, bilgisine, gücüne, belgesine kolayca ulaşabilen ve sahip olan silahlı güçleri olabilir. Bu güçler de zaten devletin resmi güçleridir ki, orada da, ipsiz-sapsız, “çakma polat alemdarlara” yer yoktur.

Dolayısıyla Devlet her vatandaşından istifade edebilir. Her vatandaş da Devletine hizmet etmekten onur duyar. Ama bu durum hiçbir şekilde Devletin Anayasa’sına aykırı ve zorbalık şeklinde olmaz. Hukuk çerçevesinde ve de yaşam hakkı gereğince olmak zorundadır.

Dolayısıyla işte yukarıda yazılan tüm katliamlarda ihtiyaç olan güçlü, sağlam ve demokratik bir devlettir. Devlet güçlü ve sağlam olursa, demokrasisi gelişmiş olursa o zaman gerek ülke içinden gerekse ülke dışından hainlik yapmak isteyenler buna fırsat bulamayacaklardır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.