Emel Şerife Hasçağan

Emel Şerife Hasçağan

Aylak

Edebiyat için vazgeçilmez insan tipidir ‘aylak’.

Bunlar herhangi bir şeyi yapmamayı tercih ederler. Yaralıdır ama nerede yarası vardır gösteremez bunu bir türlü. Faydasızdır. Lüzumsuzdur. Ayran gönüllüdür, maymun iştahlıdır. Çalışmaz. Fakat sevimli bir yanı vardır. Sevimsiz yönü de tiksinçtir. Keşfetmez, keşfedilmeyi bekler. Hep bir boşluktadır, sürekli canı sıkılır ama her zaman da aynı yerde durup durur. Gitmek istese de gidemez. Bekler, can çekişir. Şimdi bu anlattığım eski zaman aylaklığı idi…

Şimdi genelleme yapmak gibi olmasın, yarası olan gocunsun, anlattığım zaman ‘heh aynen’ diyeceksiniz… Şimdiki aylaklar o eski aylaklar gibi de değil tam olarak. Artık kendilerini lüzumsuz olarak görmüyorlar. Birçoğu artık şehirli ve ‘beyaz yakalı’ diye tabir edilen kesimden oldular. Sevimli yönleri kayboldu. Bunlar koronadan evvel AVM’lerde şuursuzca dolaşıp, karton kutudaki bir kahveye çağdaş sanat eseri gibi bakıyorlardı. Hümanist naralar atıp, hayvanseverlikte en önde gittiğini iddia edip, aileyi bir ‘ayak bağı’ olarak görürler. Hele gelenek mi? O da nedir onlar için?  ‘İlk kuralları saygı’dır fakat saygısızlardır. ‘Değişik’, ‘öteki’ denildiği zaman, ‘cool’ olduklarından dem vururlar. ‘Cool’ her neyse artık… Kaybetmeye, acı çekmeye de bayılırlar. Halbuki karınları tok, sırtları pektir.

Ne varsa eskide var. Şimdinin aylakları hiç çekilmiyor. Sayılarının azalarak bir an evvel bitip, tükenmeleri ümidi, dileğiyle. Kalın sağlıcakla…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.