Aşır Karye

Aşır Karye

Erbaş'ın Günah Keçisi İlahiyatçılar (2)

Erbaş'ın Günah Keçisi İlahiyatçılar (2)

Her liseyi bitiren öğrenci, örgün eğitim mezunu değildir. Örgünün yanında yaygın eğitim de var. Bugün açık lise, MESEM mezunları da var. Açık liseden mezun öğrenci sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Pandemiden bu yana açık lisede okuyanlar senede üç defa merkezi yapılan sınavları bile uzaktan, dijital ortamda yaptılar. Çoğunun sınavını başkası yaparak lise diplomasına sahip oldular.

Bugün camiler, Kur’an kursları bir nevi yaygın eğitim kurumlarıdır. Dine ne kadar mesafeli olursa olsun, bu toplumun kahir ekseriyeti cuma ve bayram namazına gider, okunan hutbeyi dinler. Biraz erken giden vaizin yaptığı konuşmadan da faydalanır. Diyanet camilerde yaz kursları açıyor. Yaygın eğitim görevi gören camilerde görev yapan imam, müezzin, vaiz Diyanet personelidir. Türkiye’de sadece camilerde görev yapan imam ve müezzinin sayısı 80-90 bin civarında. 2500’ün üzerinde vaiz görev yapıyor. Tüm bunların amiri mesabesindeki kişi de Sayın Ali Erbaş’tır. Din Kültürü öğretmenleri dokuz yılda bir salavat getirmeyi öğretemediyse, bunu pekala din görevlilerimiz öğretebilirdi. Üstelik okula öğrenci mecburiyetten geliyor iken camilere gönüllü olarak gidiyor.

Burada gençlerin dini bilgilerinin zayıf olmasının müsebbibi Diyanet personeli, camiler demek istemiyorum. Çünkü Başkan gibi suçlu arayışında değilim. Unutmayalım ki öğrenme bir merak işidir, ilgi ve alaka duymaktır. Merak edip ilgi duyan her türlü bilgiyi öğrenir. Bunun için hem din kültürü öğretmenleri hem de cami görevlileri rehberlik yapmaktan kaçınmazlar. Yeter ki öğrenci istesin. İstemiyorsa ne din kültürü öğretmeni ne de din görevlisi bir şey verebilir. Unutmayalım ki marifet iltifata tabidir. Müşterisiz meta zayidir.

Diyanet’in yaygın eğitim çeşitlerinden biri de Diyanet TV’dir. Ali Erbaş, salavat veya herhangi bir konuyu dert edinmişse derdini bu kanaldan anlatabilir, tüm Türkiye’ye sesini duyurabilir.

Sayın Erbaş, bugün suçlu ilan ettiği din kültürü hocalarının hocasıdır. Erbaş’ın mantığından gidersek, demek ki Erbaş iyi öğretmen yetiştirememiş. Mezun ettiği öğretmenlere salavatı nasıl öğretecekleri eğitimini verememiş. Bu Erbaş hazırlık artı dört yıl boyunca ne yapmış mı diyelim.

Öğrenmemenin binbir türlü nedeni olabilir. Gençlerden kaynaklandığını gibi öğreticilerde de sorun olabilir. Bunların her biri araştırma konusu. Sayın Erbaş’ın mikrofonu alıp da ilahiyatçıları günah keçisi ilan etmesi işin en kolay yönüdür. Halbuki bir başkana yakışan işi salavata indirgemekten ziyade gençlerin dine mesafesini enine boyuna araştırmasıdır. Orta yere bir veri bir istatistik çıkacak ki gençleri bu girdaptan nasıl kurtarabiliriz üzerine kafa yormak gerekecek. Sayın başkanın ilahiyatlar, MEB ile ortak bir çalışma yapmasının önünde bir engel yok. Bir diğer husus, başkan bu konuları dert ediniyorsa, din kültürü öğretmenlerine kolay ulaşabilir. Bu hassasiyetini dile getirebilirdi.

Hasılı Diyanet İşleri Başkanı salavat getirmeyi bilmeyen öğrenciler üzerinden koca bir camiayı suçlaması hiç hoş olmamıştır. Bence Sayın Erbaş kendi görevini yapsın, temsil ettiği makamın hakkını versin. Salavata verdiği önemi gençliğin dinden uzaklaşmasına versin. Çünkü inanç probleminin yaşandığı bir ortamda önceliğimiz inanç olmalıdır. Gerisi teferruattır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Aşır Karye Arşivi