Konya'nın 4. Büyük İlçesi geliiiyooorrrr!!!

Suriyelilerin, Türk vatandaşı tedirgin eden sorunları her geçen gün artmaya devam ediyor. Son olarak Zafer alanında bir kafeye baskın yapan Suriyeli sözde mağdur (!) Mültecilerin yaptıklarını tüm dünya, televizyon ekranlarında şaşkınlıkla izledi.

            Her biri iri cüsseli Suriyeli mağdur (!) kardeşlerimiz ne yaptılar? Sanki Boks Ringine çıkacakmış gibi ellerini kalın bezlerler ile sararak kafeyi bastılar. Hatta bir başka iddia ise yumruklarının daha etkili olabilmesi için ellerine sardıkları bezin altına taş parçası koymaları imiş!

            Ya bir kez daha üstüne basarak söyleyeceğim; Siz bu kadar teknik dövüşmeyi biliyordunuz da neden vatanınızda kalıp savaşmak yerine kaçıp buralara geldiniz? Bunları bir daha söylemenin manası yok.

            Bunu aylardır herkes söylüyor ama mantıklı açıklama yapan tek bir yetkili yok. Devletimizin, milletimizin yüreklerinin yufkalığından yararlanıp Türkiye'nin dört bir yanını işgal eden bu insanlar çok acı ama gerçek, yarın hem milletimizin hem devletimizin başına en büyük dertlerden birisini oluşturacak.

            Biz şimdi bunları bırakalım da ilerde bizi bekleyen büyük risklere kısa bir göz atalım isterseniz.

            Ben sadece Konya sorununun üzerinde durmak istiyorum. Konya'nın 2016 verilerine göre nüfusu 2 Milyon 161 Bin 303.

            Konya'da yaşayan gayri resmi bilgilere göre Suriyeli sayısı kesinlikle 300 binin üzerinde olduğunu gösterse de resmi kayıtlı Suriyeli sayısı 2017'nin veri tahminlerine göre 150 bin. Tabii yerseniz…

            Genç meslektaşım Emre Özgül'ün haberinde yer alan ve tabi ki resmi kayıtlı istatistiklere göre ise bir günde sadece Konya'da dünyaya gelen Suriyeli sayısı 30. Aylık ortalama bin bebek. Bu rakamlara göre bir yılda doğan Suriyeli sayısı 12 veya 13 bin civarı.

            Yine iddialara göre Doğumevi'nde doğum yapan Türk anneye verilen bazı özel ilaçlar bi tane ile sınırlı olurken Suriyeli anneye verilen aynı ilaçlar birden çok fazla.

            Aynı hastanede doğum yapan Türk annenin refakatçisi bir tane ile sınırlı olurken, (Doğru olanı bu) Suriyeli annenin yanında en az iki kişi. Kimse de hesap soramıyor. 

Bu rakamları isterseniz net olmasa da vasati olarak hesaplarsak ki, Suriyeli mültecilerin gayretleri bizleri yalancı çıkarmayacak.

            Önümüzdeki 5 yılın tablosu şu şekilde olacak: 2017 yılında yeni doğan bebek sayısı ile birlikte Suriyeli nüfusu 165 bin. 2018 yılında doğanlar ile birlikte 178 bin. 2019 yılında doğan bebek sayısı ile birlikte 191 bin. 2020 yılında 204 bin. 2021 yılında ise 217 bin.

            Yani 5 yılın sonunda Konya'nın Selçuklu, Karatay ve Meram İlçelerinden sonra en fazla nüfusa sahip olan ve Konya'nın diğer 28 ilçe nüfusunu geride bırakacak bir nüfus ile Konya'nın 4. büyük ilçesi 'Güccük Suriye' olacak.

            Eğer gitmezlerse...

Yukarda da üzerine basa basa belirttiğim gibi bu rakamlar resmi kayıtlara göre ortaya çıkan tablo. Gayri resmi rakamları bahsetmek bile istemiyorum. Onu da siz kafanızda canlandırın.

Bu rakamları birde Türkiye geneline 10  veya 20 yıla uyarlarsak sonucun ne kadar olacağına siz karar verin.

            Yani yanlış anlamayın ama atalarımızın asırlardır savaşarak kan dökerek kazandığı Vatanın büyük bölümüne bu arkadaşlar güle oynaya sahip olacaklar.

Tamam bu kadar hızla çoğalıyorlar da bari kendilerine kucak açan bi insanlara biraz saygılı olsalar.

            O da yok!

Açtıkları kuyumcu, giyim mağazası gibi iş yerlerine bir bakın. Özellikle giyim mağazalarının vitrinlerine bakıyorsunuz öyle dekolte, öyle fantezi bayan giysileri satıyorlar ki şaşarsınız.     Kim alıyor bunları, kim gidiyor bu mağazalara. Tabi kendileri.

Yani bu kadar modern giyinme veya ticaret yapma imkanına sahip olan bu arkadaşlar nasıl oluyor da Mağdur ve Mazlum olabiliyor?

            Tabi içlerinde gerçek savaş mağduru, gerçek mazlum olanları kast etmiyoruz.

Algısız, vergisiz, kirasız veya çok düşük kira ile bu işletmelerde ticaret yapan ve günlerini gün eden bu arkadaşlar bizim sanayide, sokak aralarında 5 para için canlarını dişlerine takan küçük esnaflardan çok daha iyi durumdalar bilesiniz.

Hoş sokak aralarında da zaten bizden olan tek bir küçük esnaf  kalmadı ya…

            Birde tabelalarında tek bir satır TÜRKÇE ifade yok!!!

Adana belediyesi ne yaptı?

            "Adanalı duyarlı vatandaşların yoğun şikayeti üzerine harekete geçen Adana Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı Türkçe’yi korumak amacı ile ve Türkçe’nin korunması çalışmalarına zarar veren  Arapça tabela, led ışık ve posterleri sökerek kentte büyük bir temizlik yaptı"

            Bizimkiler ne yapıyor peki, görüntü kirliliği oluşturuyor diye kendi işletmecilerimizin levhalarını söküyor.

            Son olarak!

Konya'da Suriyeliler'den en çok rahatsız olan, en çok zarar gören meslek grubu sizce hangisi?     Yine genç meslektaşımız Emre Özgül'ün özel haberinden satırlar, "Tramvay durağı görevlileri, büyük tedirginlik yaşıyor. Vardiya sistemi ile çalışan görevliler, özellikle akşam saatlerinde büyük sıkıntılar çekiyor.

            Can güvenliklerinin olmadığını söyleyen görevliler, “Can güvenliğimiz yok. Büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız. Uyarmaya çalıştığımız özellikle bazı Suriyeliler, küfür ederek üzerimize yürüyor.

            Susuyoruz. Sesimizi çıkaramıyoruz. Ahkam kesiyorlar, kafa tutuyorlar gidiyorlar…

Düştüğümüz duruma bakar mısınız?" diyerek dert yanıyor.

            Hakikaten ya kendi vatanımızda bu gün şu düştüğümüz duruma bir bakın!

Birde yarın 10 veya 20 yıl sonra düşeceğimiz durumu kafanızda bir canlandırın…

Önceki ve Sonraki Yazılar