Ortalık Benim Gibi test Edilmemiş Dürüstlerle Dolu

Ramazan Yüce

Yarım asrı aşan tecrübeme dayanarak söylüyorum, piyasada dürüst insandan geçilmiyor. Beraber yediğim, içtiğim, oturup-kalktığım, birlikte çalıştığım, gözümün alabildiği kadar görüp gözlemlediğim, kulağımın işiteceği kadar işittiğim, televizyondan izlediğim, sosyal medyadan yazılarını takip ettiğim kim varsa hepsi dürüst. Ben içlerinde sahtekarına, yanlış düşünenine rastlamadım.

 

Hiçbiri çalmıyor, çırpmıyor. Kimsenin tavuğuna kış demiyor. Harama uçkur salmıyor, boğazından haram lokma geçmiyor, ağzından kötü söz çıkmıyor, işini doğru dürüst yapıyor, mesaisine riayet ediyor. Aynı zamanda fedakâr. Haksızlık yapmıyor; üstelik haksızlıklardan şikayetçi. Torpil yapmıyor ve yaptırmıyor. Çünkü herkes geldiği yere bileğinin hakkıyla geldiğine inanıyor. Konuştukça adalet timsali biri imajını ediniyorsun. Sanırsın ki sözde değil, özde adaletiyle nam salmış Ömer'in günümüz versiyonu. Ne malda gözü var, ne mülkte, ne de makamda. Ülkeyi, hatta dünyayı düzeltecek kadar yetenekli ve geniş bir ufuk ve birikime sahip.

 

Konuşurken kimse mangalda kül bırakmıyor. Ballandıra ballandıra anlatıyor kendini. Ortamdaki çirkefliklerden dem vuruyor. Öyle anlatıyor ki biz bizenin dışında herkes kötü. Aslında gözümüzü budaktan sakınmıyoruz. Kim olsa eleştiririz. Çünkü bizim kimseden çekinmemiz yok. Tek korkumuz Allah korkusu. Başkasını eleştirmekten kendimize sıra gelmiyor diyeceğim ama yok ki kötülüğümüz! Olsa seve seve anlatacağız! 

 

Gördüğüm kadarıyla herkes dürüst. Dürüstlükte samimi olduklarına da inanıyorum. Fakat bu dürüstlüğü ben; test edilmemiş, denenmemiş dürüstlük olarak değerlendiriyorum. Buna ben kendim de dâhilim. Yokluk ve imkânsızlıklar aslında bizi dürüst yapan. Belki de beceriksizliğimizden ya da iş bilmezliğimizdendir dürüstlüğümüz. Çünkü ne kadınla imtihan olmuşuz, ne makamla, ne şöhretle, ne de parayla. Hiç düşündük mü bugün sahip olmadıklarımıza yarın sahip olsak aynı şekilde dürüst kalacak mıyız? Bakmayın siz ben değişmem dediğimize. Boşuna söylememişler "Bekâra avrat boşamak kolay" diye. Hiç boşuna dürüstlüğü kaybedenleri ayıplayıp kınamayalım. Çünkü kınayan bir gün kınanır ve kınadığı mutlaka başına gelir, er veya geç. Zira yine ortalık dürüstlüğü kaybedenlerle dolu. Kimi makamdan kaybetmiş, kimi kadından, kimi de varlıktan. Öyle zannediyorum sınanıp dürüstlük sınavını kaybedenler de ellerinde imkân yokken çok dürüst idiler. Ama denendiklerinin arasında boğulup gittiler ve bugün denenmemiş dürüstlerin bahsettiği dürüstlüğü, adaleti ağızlarına bile alamıyorlar. Çünkü savrulup gitmişler. Kimi belli etmese de içten içe kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor, kimi de kendiyle yüzleşmekten korkuyor, kaçıyor durmadan. Ya da mazeret ve gerekçelerin arkasına sığınıp yoluna devam ediyor.

 

Hasılı insanoğlu iki türlüdür. Biri sınava tabi tutulmamış dürüstler. Diğeri sınavı kaybetmiş dürüstlerdir. Az sayıda denenmiş ve sınavı alnının akıyla geçmiş dürüstler var ki bir elin parmaklarını geçmez. Bunlar ise denizdeki bir katre misali kadardır. Kaybeden dürüstlerle, kaybetmeye namzet dürüstlerin arasında esemeleri okunmaz. 

 

50 yıllık tecrübeme dayanarak ben hali pürmelâlimizi böyle okuyorum. Ne diyelim Allah, dürüstlük sınavını hakkıyla geçenlerden eylesin cümlemizi...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.