Toplum Zıvanadan Çıkarken

Mehmet Gündoğdu

Son bir aydır çok çirkin ve insanlık dışı olayları basından izliyoruz. Taciz, tecavüz, istismarın tavan yaptığı bir toplum olup çıktık. Üstelik son günlerin ana gündeminde küçük çocuklara, kız- erkek çocuklara tecavüz ve taciz olayları var.

Yalnız Karaman’da değil yeryüzünün her yerinde böyle pislik olaylar oluyor. Bu olaylara ortam hazırlayan şu vakıf, bu cemaat, falan topluluk, filan Kuran kursu, o yurt, bu cemaat evi elbette suçludur ve insanlık suçu işlenmektedir; önce bunu kabul etmeli. Sonra da bu olaylara bir başka açıdan bakmalı; bu iğrenç işler neden yapılıyor, kimler yapıyor, kimler göz yumuyor? Asıl önemli olan budur. Böyle iğrenç işler için ortamlar nasıl hazırlanıyor, olan bitenler basında yeterince yer alıyor mu ve bu iğrençliklere karşı şimdiye kadar bir önlem alınmış mıdır, önlem almayı düşünenler var mıdır? Şimdiye kadar ciddi bir önlem alınmamıştır, önlem alınmadığı gibi halkın çoğunluğu böyle ortamları hazırlamak için seferberlik içinde. Çünkü böyle ortamların bir kısmı Kuran kursu adını taşır, bir kısmı vakıf yurdu, bir kısmı cemaat evi, bir kısmı da ne olduğu belli olmayan yerlerdir. Devlet yurtları, cezaevleri, yatılı- gündüzlü okullar bile bazen böyle bir ortam olabiliyor.

AMERİKA’NIN EŞCİNSEL- GAY İMAMI

Amerika’da yaşayan, aslen Malezyalı ve 33 yaşında Müslüman olan Deayiee Abdullah isimli eşcinsel bir imam vardır. Bu imam kendisi gibi bir eşcinselle evlenmiş, başına bir sürü eşcinsel toplamış, eşcinsellere ait cami açmış ve eşcinsellere nikâh kıyıyor. Bu sözde imam eşcinsel cinsellikleri kendince meşrulaştırarak çok şeyler söylüyor: “Kuran’da eşcinseller ve eşcinsel ilişkiler hakkında bir ayet ve ceza yok.” Oysa Kuran içinde ilk göze çarpan şu sureler ve ayetler vardır. Örneğin; Araf suresi 80- 81- 82, Hud suresi 78, Şuara suresi 165- 166, Neml suresi 55, Ankebut suresi 29. Ayetlere bakabilirsiniz.

İşte İslam dini, böylelerinin ellerinde çamur bir din, iğrenç bir din olup çıkıyor. Ayetler tartışılamayacak kadar açık seçik duruyorken imam sıfatıyla, çirkin emelleri için İslam’ı kullanarak iğrenç ilişkileri meşrulaştırmaya çalışan yalnızca bu imam bozuntusu değil. Yeryüzünün birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de bunların sayısı çok fazla. Küçük çocuklara dokunulmadıkça bunlar halk içinde saklanıyor. Bazı kesimler çeşitli nedenlerden dolayı bu iğrençlikleri gizliyorlar ya da bit kılıf uyduruyorlar.

EVLENMEYE YASAK, EŞCİNSEL İLİŞKİYE MEŞRU DİYENLER!

Saidi Nursi Nakşibendîliği kendi yorumuyla yeniden şekillendirmiş ve Nakşibendîliğin bu yeni şekline nurculuk denmiştir. Saidi Nursi’nin hiç evlenmemiş olduğundan yola çıkan nurcu kesimden bazıları evlenmeyi günah ve yasak sayarlar. Nedeni; eş ve çocukları geçindirme kaygısına düşenin, dünyaya fazla önem vereceğini bunun da imana zararlı olduğunu söylerler. Böyle düşünen nurcu sayısı çoktur. Dünde çoktur, bu gün de çoktur.

Bu cemaatin içinden bazı erkekler normal yoldan evlenmeyip kendi aralarında livata yaparlar. Yani erkek erkeğe cinsel ilişkide bulunurlar. Bunu meşru ve mubah saydıkları için bu topluluğa yeni katılanlar ürkütülmeden din- iman kandırmasıyla livataya alıştırırlar. Böyle bir toplulukta bulunanlar büyük küçük demeden birbirleriyle cinsel ilişkiye girerler. Esef ederek yazıyorum ki bu anlattıklarım gerçektir. Bakınız yanlış anlaşılmasın, nurcuların hepsi böyle demiyorum, içlerindeki bazı kesimler böyledir. Bunların bir başka kolunda da imam nikâhı kılıfıyla kadın alışverişi vardır. Hatta Süleymancıların küçük bir kesiminde çok eşlilik sünnet ve sevap denilerek uydurma ve geçici evlilikler yapılıyor. Yazdıklarım yüzde yüz doğru. Birilerini karalayıp vebal altında kalmaktan hoşlanacağımı mı sanıyorsunuz? Asla, vebal altında kalmak çok kötüdür ve hiç kimseyle, hiçbir toplulukla kişisel bir sorunum yok. Ben bunları nereden biliyorum? Bu toplulukların içinde bulunup sonradan vazgeçenlerden duyuyorum. Ortada yaşanmış gerçekler var. Bu anlattıklarım şimdiki zamanla sınırlı değil, ezelden beri böyle işler yapılmaktadır.

BU İĞRENÇLİKLERİN TOPLUMSAL BOYUTU

Her yerde olduğu gibi toplumumuzda da böyle iğrençlikler hatta daha fazlaları bile var. Adına vahşilik deyin, iğrençlik deyin, cinsel açlık deyin, eğitimsizlik deyin, ne derseniz deyin; toplum her geçen gün zıvanadan çıkıyor. Toplumbilimciler, ruhbilimciler, akıl hastalıkları uzman ve araştırmacıları, devlet, Diyanet İşleri Başkanlığı, din adamları, bilim adamları bu iğrençlikleri enine boyuna incelerlerse ortaya korkunç bir görüntü çıkacağından kuşkum yok.

Olaylar ve yaşanılanlar çok boyutludur. Böyle olaylara karşı ciddi önlemler alınmamıştır, alınacağını da sanmıyorum. Ama mutlaka alınmalı, çünkü toplumun her kesimi büyük- küçük demeden zarar görüyor. Öncelikle ailelerin sorumlu ve duyarlı olmaları gerek. Çocuklarını cemaat evlerine, yurtlara ya da benzeri yerlere gönderirlerken çok dikkat edip, titiz davranmaları gerekir. Aileler birilerine güvenip çocuklarını baştan savarcasına buralara teslim ederek çok duyarsız davranıyorlar. Böylece iyi niyet ve güvenle başlayan işler acı olaylara, iğrençliklere kolayca dönüşebiliyor.