OĞUZ BİLGESİ PROF. DR. FARUK SÜMER

Mehmet Gündoğdu

Yıl 1924. "Suyu sert insanı mert" olan Konya Bozkır'ında bir Oğuz Beyi doğmuştu. Adını Faruk Sümer koydular. Faruk Sümer İstanbul'da tarih okuyarak eğitim- öğretimini tamamladıktan sonra, Ankara'da akademisyen olarak bilim dünyasına katıldı.

Akademik çalışmaları sırasında yüzün üstünde kitap, yüzlerce makale yazdı. Ulusal ve uluslar arası tarih konferanslarına katıldı, bilimsel bildiriler sundu. Oğuz Türkleri hakkında yazmış olduğu kitabı yurt içinde ve Türk Dünyası'nda çok dikkat çektiğinden bu kitabın birçok baskısı yapıldı. En önemli yapıtlarından bazıları; Oğuzlar, Safeviler, Çepniler, Karakoyunlular, Yabanlu Pazarı, Kitab-ı Diyarbakriyya… Ayrıca ortaöğretim için tarih ders kitapları da yazmıştır.

Prof. Dr. Faruk Sümer Hoca'yı 1990'lı yılların başında tanıdım. İlk tanışmamız Selçuk Üniversitesi'nde düzenlenen bir panelde oldu. Hocayla Tanışmamızı sağlayan ortak dostumuz rahmetli A. Sefa Odabaşı oldu. Rahmetli Sefa Odabaşı Faruk Sümer'i bana "Son Oğuz Bilgesi" diye tanıtmıştı. Sonraki yıllarda da Konya Turizm Derneği'nde birkaç kez görüşmüştük. O yıllarda ilerlemeye başlayan yaşına karşın ömrünün son yıllarına kadar Türk tarihi araştırmalarına ara vermemiş, dağ-tepe, kır- bayır demeden tarih araştırmalarını sürdürmüştür.

Konya'nın tarihi kalıntılarının yarınlara kalabilmesini sağlanması için pek çok eski yapının kurtarılması- onarılması için yetkililerle konuşur, tartışır, onlara yol gösterirdi. Siyasi yetkilileri bilirsiniz ya; vatandaşın derdini sigara paketi üzerine not ederler paket boşalınca da sallayıp atarlar. Rahmetli Faruk Sümer Hoca bu siyasilerin vurdumduymazlıklarından, ilgisizliklerinden hep şikâyetçi olurdu. Ama Konya için olsun, Türk Tarihi için olsun Faruk Sümer Hoca; olumlu bir sonuç alamasa bile bir aydın, bir bilim insanı olarak elinden gelebilen her girişimi yapardı.

Londra ve Frankfurt üniversitelerinde konuk olarak dersler verdiğinde; bu üniversitelerin başında olanlar Faruk Sümer Hoca'yı bırakmak istememişlerse de o kabul etmemiş Türkiye'de kalmayı yeğlemiştir. Faruk Sümer'in Oğuzlar kitabı Türk Dünyası tarafından tanınıp; kitabın ve yazarının değeri anlaşılınca Türkmenistan Cumhurbaşkanı Sefer Murat kendi eliyle Faruk Sümer Hoca'ya bir mektup yazıp Aşkabad'a gelmesini, kendi eliyle hocaya ödül vereceğini" yazmıştı. Mektubuna karşılık alamayan Türkmenistan Cumhurbaşkanı, hocaya yeni bir mektup yazarak "Türkmenistan'a yerleşirse kendisine her türlü konforu, her türlü refahı sağlayacağını, köşklerde oturtacağını" bildirmişti. Hoca Türkmenistan'a yerleşmedi ama Türkmenistan da "Türkiye Bilgesi Dede Korkut" olarak tanındı.

24 Ekim 1995 günü aramızdan ayrılıp yaşama veda eden Faruk Sümer Hoca'ya Türk ulusu adına benim de minnet borcum var. Bu yüzden elimden ebedi mekânı cennet olsun demekten başka bir şey gelmiyor.

Dilerim ki Konya'daki üniversiteler, kültür ve tarih kurumları Rahmetli Faruk Sümer Hoca'yı unutmazlar, unutturmazlar.