EVET- HAYIR

Mehmet Gündoğdu

Türkiye halkı anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi için halk oylamasına hazırlanıyorken; son derece çirkin, bölücü, öteleyici, bol küfürlü propagandalara tanık oluyoruz. Siyaset ha bire sulandırıldıkça ciddiyet cıvıklaşıyor. Yansız olması gereken devlet kurumlarının başındakiler de, bazı din adamları da, köşe yazarları da, gazete ve televizyon patronları da sorumsuzluk örnekleri sergiliyorlar. Hiç gereği yokken, sırası değilken zaten gergin olan toplumu bu çirkinliklerle birbirine düşürmek son derece zararlıdır, son derece tehlikelidir. Geçmişte böyle çirkinliklerin getirdiği acı örnekler çoktur. Herkes, her kurum ciddi olur, her kesim birbirlerine saygı gösterirse bu tehlikeler en aza iner.

Önce yerel basınımızdan birkaç örnek vermek yararlı olur kanısındayım. Bazı yazarlar; “Ya evet dersin, ya istediğin ülkeye gidersin” söylemini kullanmakta sakınca görmüyorlar. Bazılarında “Ya PKK ve FETÖ den yanasın ya da evet diyeceksin” düşüncesi çok yaygın. Ya, hayır diyeceklere (yazmaya utanıyorum, ama yazmak zorundayım) gavat, piç, o. Çocuğu diyerek açıkça ana avrat küfreden yazarlara ne demeli? Bir köşe yazarı da şöyle yazmış; “Falan rektör oyunu açıkladı, filan rektör hayır diyecek. Falan üniversitenin rektörü falanca hoca siz ne zaman oyunuzu açıklayacaksınız?” Yazar hem rektörleri yönlendirmeye kalkıyor, hem de oyunu açıklamayan rektöre oy baskısı yapıyor. Bir üniversite rektörü bir köşe yazarının aklıyla ya da baskısıyla oyunu açıklayacaksa vay halimize! Ayrıca, oyunu açıklayan rektörler tarafsız olması gerekirken neden oy açıklama gereğini duymuşlar? Köşe yazarlığının da cılkı çıktı. Benzer örnekler ve hakaret, küfür dolu yazılar pek çok. Başta gazete patronları ve yöneticileri olmak üzere hiç kimse bunlara dur demiyor. Yapılan bu çirkinlikler basın yayın yasalarına uymadığı gibi basın ahlak ilkelerine de uymaz. Bu işler son derece ayıp, son derece ilkesizliktir. Neyi savunursanız savunun ama birilerine yaranmak adına yazıp, ona buna hakaret ve küfür etmeyin. Bu mesleğin onuru bunu gerektirir. Bu türden yazıları ve yazarlarını merak edenler olursa açıklamaya her zaman hazırım.

Geçtiğimiz günlerde önemli bir devlet kurumunun başındaki adamın “hayır diyenler şeytandır” dediğini sanırım unutmadınız. MEB bütün okullara bir talimat gönderdi. Talimat gereği, öğretmenler; öğrencilere  FETÖ ve 15Temmuz’u anlatacaklar. Okul müdürleri Bu talimatı öğretmenlere bildirmek için, toplantı yaptılar. Duyduğumuza göre; pek çok okul müdürü öğretmenlerine “evet” propagandası yapmış ve baskı yolunu seçmiş. Bazı cami imamları da bu çirkin işlere alet olarak, dini siyasete karıştırıyorlar.

Halk oylamasında “hayır” demek yasak! “Hayır” diyeceği bilinenler mahalle baskısı altındalar. Geçenlerde Gedâvet Parkı’nda yirmi otuz kişi anayasa değişikliği için “hayır” bildirisi okuyacaklardı polis izin vermedi. Bu yalnızca bir gazetede haber olarak yayımlandıysa da, öteki gazeteler bu olaya hiç yer veremediler. Devlet kurumları da bu işe bulaştırıldığından her memur, her çalışan “evet” için zorlanmakta. Bu tür olaylar basına pek yansımıyor, ama halkın içinde olduğumuz için duyuyor ve görüyoruz. Bazı yerlerde aynı mahallenin vatandaşları camilerini ayırmışlar. Vatandaşı rahat bırakın; hayır diyene de evet diyene de saygı duyun. Demokrasi diyorsanız demokratik olun, demokratik davranın.

İşte böyle, ağzı olan konuşuyor; kalemi- klavyesi olan yazıyor.