Merkez Bankası’nın faiz artırması veya düşürmesinin anlamı nedir?

Kemal Altınışık

Bu günkü yazımda, her gün televizyonlarda bilenin ve bilmeyenin konuştuğu, Merkez Bankası’nın faiz yükseltmesi veya düşürmesinin, piyasalar üzerinde nasıl bir etki oluşturacağı hususunu anlaşılır bir dille vermeye çalışacağım.

Bilindiği gibi, başta ABD olmak üzere birçok Avrupa Merkez Bankaları faizleri artırmaya başladı. Faiz artırmadaki amaç, fiyat istikrarını sağlamak ve işsizlik oranını düşük tutmaktır. Diğer bir ifadeyle, ekonominin ne çok hızlı ne de çok yavaş olmayacak bir şekilde büyümesini, para politikalarını kullanarak desteklemektir. Merkez Bankalarının faiz artırmasında 4 temel neden yatmaktadır. Bu nedenler kısaca aşağıda özetlendi.

a) Enflasyona etkisi

Faizler artınca, kredi maliyetleri şirketler ve tüketiciler için artmaktadır. Bu maliyetleri karşılayamayan veya karşılamak istemeyen şirketler ve şahıslar borçlanarak yapmayı planladıkları projeleri, daha uygun şartların oluşmasını bekleyerek ertelemektedirler. Ayrıca daha yüksek faiz geliri elde etmek isteyenler teşvik edilerek tasarrufa yönlendirilirler. Bu durum piyasada dolaşan para miktarını azaltır. Dolayısıyla ekonomide aktivitenin azalması nedeniyle, enflasyon düşer.

b) Hisse senetlerine etkisi

Faizlerin yükselmesinin borsalara etkisi olumsuz olabilir. Faizlerin artması sonucu borçlanma maliyetleri artacaktır. Bu durum halka açık şirketler ile özel şirketlerin iş yapma maliyetlerini artıracaktır. Maliyetlerin artması ve karlılıkların zaman içinde düşmesi nedeniyle, şirketlerin büyüme hızı yavaşlar ve hisse değerlerinde düşme trendi oluşur. Bu durum, yatırımcıların beklentilerini, dolayısıyla psikolojisini etkiler ve elindeki hisseleri satarak daha korumacı yatırımlara yönelebilirler

c) Hazine tahvillerine etkisi

Hazine tahvilleri faiz değişimlerine karşı çok hassas yatırım araçları olup, faizlerin artmaya başlamasıyla piyasada bulunan tahvillerin değerleri derhal düşer. Piyasaya sunulacak yeni tahviller yatırımcılar için daha yüksek faiz getirisi sağlayacağı için, piyasadaki düşük faiz getirisi olan tahvillerin fiyatı; yeni gelecek tahvillere karşı değerini koruyabilmesi için düşecektir.

d) Mevduat hesaplarına etkisi

Merkez Bankası faizleri artırdığında, ticari bankalar mevduatlara verecekleri faizleri, merkez bankasının gösterge faizine göre belirledikleri için, yüksek faizler borçlananlar için kötü olmasına karşın, tasarruf sahiplerinin lehine olan bir gelişmedir.

Yukarıda faiz artırmanın sonuçlarını çeşitli makalelerden tarayarak özetini verdim. Enflasyon artışı sürerken, Para Politikası Kurulu (PPK); 22 Eylül, 2022 tarihinde toplanarak faiz oranını şu açıklama ile 13’den 12’ye düşürdü. “Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz etmektedir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin 100 baz puan düşürülmesine karar vermiş, mevcut görünüm altında güncellenen politika faiz düzeyinin yeterli olduğunu değerlendirmiştir.” Buradaki hedef, ekonominin canlandırılmasıdır. Fiyat istikrarını sağlamakta kullanılan temel para politikası aracı faizdir. Eğer fiyat istikrarı enflasyonist yönde bozulmuşsa, Merkez Bankası politika faizini artırmak durumundadır. Ancak faiz indirimi fiyat istikrarıyla çelişen bir adımdır. Şimdi faiz indiriminin oluşturacağı sonuçları adım adım vermeye çalışayım.

1. PPK kararının ardından TL. değer kaybetti, Dolar 18.42 TL. değerine ulaştı ve de önü açık. Türkiye’de ihracatın % 60-80’ i ithalata dayalıdır. Üretici, üretip ihraç etmek için İthalat yapmak zorundadır. Doların yükselmesi maliyetleri, dolayısıyla buna bağlı olarak fiyatları da artıracak ve. elbette bunun sonucu enflasyon artışı olarak görülecektir.

2. Bilindiği gibi, kur korumalı mevduat uygulaması ve birçok altyapının geçiş ücretleri yabancı paralara endekslenmiştir. Kur korumalı mevduat hesabı açanlara Merkez Bankası ödeme yapmak zorundadır. Bu nedenle, faizi indirmek Hazine ve Merkez Bankası’na ayrıca bir ek ödeme yükü getirmektedir. Merkez Bankası’nın ödemeler nedeniyle oluşan zararları, para basılarak karşılanmaktadır. Para basma operasyonu enflasyon artışı neden olur.

3. Enflasyonu oluşturan diğer nedenlerden biri de harcama artışlarının olmasıdır. 2023 seçim yılı olması nedeniyle, başta kamu harcamaları olmak üzere, harcamalarda büyük artışların olması kuvvetle muhtemeldir. Bunun beklenen sonucu enflasyon artışıdır. Ayrıca Merkez Bankası’nın zararı, Hazineden karşılanacağı için enflasyon artışına olumsuz yönde etki edecektir.

4. Türkiye’de ihracata dönük büyüme hedef alınmıştır. Reel enflasyonun % 100’ün üzerinde olduğu bir ortamda, faiz düşürmek büyümenin artmasına pozitif yönde etki edeceği, soru işaretlidir. Zira yüksek enflasyonda faizin indirilmesi riskleri artıracağı için, yatırımlar azalacaktır. Bu durum hiç şüphesiz büyümeyi negatif yönde etkileyecektir.

Merkez Bankası öncelikle Türk parasının itibarını ve değerini korumak mecburiyetindedir. Ancak bu durumda vatandaş parayı ölçü olarak dikkate alır, tasarrufa yönelir ve alış verişte kullanır. Üzerinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun resmi bulunan TL’ yi böyle görmek, bir Türk olarak beni çok üzüyor. Daha fazla parayı pul etmeyelim. İyi haftalar diliyorum.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.