Salı Hadisi

Halis Özdemir

Enes radıyallahu anh şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem erkeğin san renkli koku sürünmesini yasakladı.

(Buhârî, Libâs 33; Müslim, Libâs Tl. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tereccül 8; Tirmizî, Edeb 51; Nesâî, Menâsik 43, Zînet 73)

Abdullah Ibni Amr Ibni Âs radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sel­lem benim üzerimde sarıya boyan­mış iki elbise gördü ve: “Bunu sana annen mi emretti?” buyurdu. Ben: Onları yıkarım, dedim.

“Hattâ onları yak” diye emretti. (Müslim, Libâs 28. Ayrıca bk. Nesâî, Zînet 95)

Müslim’in bir başka rivayetinde: “Şüphesiz ki bunlar kâfirlerin giysilerindendir. Sen onları giyme” buyurdu.

(Müslim, Libâs 27)

Açıklamalar

Hadislerde geçen za’feran ve safran, sarı renkli koku, makyaj malzemesi veya elbise boyasını ifadede kullanı­lan kelimeler olduğu için, biz dilimize “sarı renk koku” ve “sarıya boyanmış elbise” diye tercüme etmeyi uy­gun bulduk. Peygamber Efendimiz zamanında bunların kullanımının erkekler arasında da yaygın olduğu anlaşılmaktadır. Vücuda ve yüze sürülen za’feran hem bir koku hem de makyaj ve güzellik maddesi idi. Nitekim, Peygamber Efendimiz’in yeni evlenen kimselerin za’feran kullanmasına müsaade etmesi bunu gösterir. Böyle haller dışında kulla­nılması ise mekruh kabul edilmiştir. Özellikle yaşlıların genç görünmek maksadıyla za’feran ve benzeri mak­yaj maddeleri kullanmaları dinimizde hoş karşılanmamıştır. Bütün bunlar erkeklerle ilgili olan hükümlerdir. Kadınların evlerinde eşlerine daha çekici görünmek maksadıyla bu çeşit güzellik malzemelerini ve cezbedici kokuları kullanmalarında bir sakınca olmadığı gibi, üstelik bunu kullanmaları teşvik edilmiştir.

Islâm âlimleri, sarı renk elbise giyme­nin erkekler için câiz olup olmayaca­ğı hususunda ihtilâfa düşmüşlerdir. Sahâbe ve tâbiînin çoğunluğu ile daha sonraki dönemlerde mezhep imamları ve âlimlerin ekseriyeti sarı renk elbise giyilmesini mübah görmüşlerdir. Bir grup ulemâ ise ikisi yukarıda anılan ve sahih kitaplarda benzerleri nakledilen hadisler sebe­biyle sarıya boyanmış elbise giymeyi tenzihen mekruh kabul etmişlerdir. Şu kadar var ki, sahâbîler, tâbiîn ve sonraki dönemlerde yaşamış olan âlimlerden bir kısmı başka renkleri sarıya tercih etmişlerdir. Hattâ bu ko­nuda sarının tonları ve başka renk­lerle karışım halinde olmasının hük­mü de ayrıca tartışılmıştır. Bir kısım ulemâ, sarı renge boyanmış elbisele­rin evlerin içinde ve kapalı alanlarda giyilmesinin câiz, toplantı yerleri, çarşı ve sokaklarda giyilmesinin ise mekruh olduğunu benimsemiştir. Meşhur muhaddis Beyhakî, sünnetin uyulmaya ve uygulanmaya daha lâyık olduğunu belirterek, sarı renk elbiseleri tercih etmemek gerektiğini söyler. Resûl-i Ekrem Efendimiz’in, Abdullah Ibni Amr’a “Sana bunu annen mi emretti?” diye sormasının sebebi, sarı renk elbisenin kadınların giysisi olduğundan dolayıdır. Çünkü kadınların sarı renk elbise giymeleri ve biraz önce işaret ettiğimiz gibi evinin içinde koku sürünüp makyaj yapmaları yasaklanmış değildir. Hatta
onların eşlerinin yanında en iyi şekilde süslenme­leri ve daha cazip olmaya özen göstermeleri teşvik edilmiştir.

Abdullah Ibni Amr’ın, üzerine giydiği sarı renkli elbiseyi yıkamak suretiyle rengini izale edebileceği teklifine karşılık Efendi­miz’in onun yakılmasını söylemesi, bunun erkekler için uygun bir renk olmadığını gös­termek ve başka erkekleri bundan sakındırmak içindir. Ancak az önce de ifade ettiğimiz gibi bu elbiseleri kadınların giymesinde bir sakın­ca yoktur. Dolayısıyla Peygamber Efendimiz’in “yak” emri, sarı renkli elbiselerin imhâ edilmesini değil, onların erkekler için uygun bir giysi olmadığını gösterir, denilmiştir. Nite­kim bu rivayetin devamını bazı hadis kitaplarında şu şekilde görmekteyiz: Resûl-i Ekrem Efendimiz’in bu sözü üzerine, Abdullah Ibni Amr evine giderek yanmakta olan tandıra üzerindeki elbiseleri atıp yakmıştı. Bir sonraki gün Peygamberimiz’in yanına geldi ve Efendimiz ona: - Ey Abdullah elbiselerini ne yaptın? diye sordu. Abdullah da olup biteni anlattı. Bunun üzerine Resûl-i Kibriyâ Efendimiz:

- Onları aile fertlerinden uygun olanlara giydirseydin ya! Şüphesiz kadınların onları giymesinde bir sa­kınca yoktur, buyurdular (Aliyyü’l-Kârî, Mirkât, VIII, 136).

Burada renklerin insan kişiliği üzerin­deki etkileri, kadın ve erkeğin ictimâî ve ruhsal yapılarının renklerle ilgisi üzerinde de durulabilir. Belki kılık kıyafetle ilgili hadisleri bu açıdan da tahlil etmek gerekir. O zaman bunla­rın hikmeti daha iyi anlaşılabilir. Efendimiz’in safranla boyanmış sarı renk elbiseyi kâfirlerin giydiği­ni belirtmesi, onların giyim kuşam konusunda kadın erkek ayrımına ve dinimizde yasaklanmış olan kadının erkeğe, erkeğin kadına benzemesi anlayışına sahip olmamalarından dolayıdır.

Hadislerden Öğrendiklerimiz

  1. İslâm dini, insanın giyim kuşamına özen göstermesini ve kadın erkek cinsinin kıyafetleriyle de birbirinden farkedilmesini öğütler.
  2. Erkeklerin za’feran veya safranla boyanmış katıksız sarı renkli elbise­ler giymesi mekruhtur.
  3. Müslüman erkekler kadınlara benzemekten, müslüman erkek ve kadınlar da kâfirlere benzemekten sakınmalıdırlar.
  4. Renklerin insan psikolojisi açısın­dan da büyük önemi vardır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.