Yola bak, yolcuyu tanı

Ferit Hepokur

Son yıllarda çok rahatsızlık verici bir durum haline gelen bir konu hakkında yazıyorum bu hafta. Sadece ben değil, birçok kişinin bu konuda rahatsız olduğunu da biliyorum. Bu milletin karakteristik özelliğine baktığımız zaman özgürlük ve bağımsızlığın öne çıktığını görürüz. Ancak buna rağmen nasıl olduysa, ‘müritlik’ de pek arttı. Çok önceleri de vardır belki bu müritlik ama bu kadar var mıdır bilmiyorum. Kim ne oluyorsa Allah mübarek etsin, karışacak değilim ancak bu müritliğin alt başlıkları altında gösterebileceğimiz ‘siyasi parti müritliği’ can sıkıcı bir boyuta ulaşmış durumdadır, yaka silktirmektedir.

Mürit nedir ne değildir diye uzun uzun anlatmayacağım. Zaten mevzudan bahsederken, “Hah” diyeceksinizdir. Önceden de bu siyasi parti müritliği vardı. Hatta falanca lider için “Çoluğum, çocuğum feda olsun” diyenler bile vardı. Fakat bunların sayısı o dönem bugünkü kadar fazla değildi. Ha işin şöyle bir tarafı var; hangi dönemde, nerede, ne zaman, ne kadar olduğundan ziyade böyle bir şey neden var, niye böyle oluyor diye sormak lazım. ‘Bağlı olduğu’ siyasi partinin tüzüğünden tek bir madde bile bilmeyen, ideolojinin, felsefenin ne olduğundan habersiz olan insanlar öyle bir parti tutuyorlar ki inanılır gibi değil. Mantıklı da değil. Adam zamanında, “Kimse kimseye kulluk, kölelik etmesin, herkes eşit haklara sahip olsun, ağam şeyhim demesin” diye yetkiyi sana veriyor, sen de “İstemezük” diyorsun. Nasıl bir akıl bu?

Bu müritlerin yüzünden siyasi parti genel başkanlarının ‘kral, hükümdar tribine’ girmemeleri ne kadar mümkün olabilir? “Yahu kardeşim şunu da yanlış yapıyor, böyle olmaz, şunun düzeltilmesi lazım” diyen yok hiçbir şeye. Liderin açıklamalarına, partiden birisinin paylaştığı görüşlere en ufak bir eleştiri yapınca topa tutmalar başlıyor. Bunların yüzünden hep bir kutuplaşma oluyor toplumda. Hadi partilerin etrafındaki çıkarcıları anladık, size ne oluyor?

Ekonomi ile ilgili yazı yazıyorsun ya da konuşuyorsun, “Hayda, düşman, falanca partili, filanca zihniyetli” diye üzerine geliyorlar. Düşün; parti işleri ile falan alakan yok. Eleştirel bir yorum beyan ediyorsun. Bunlar birden çıkıyorlar piyasaya, “Hop, senin liderin de şöyle dedi, falan filanla hareket ediyor” diyor. Ne anlatacaksın şimdi buna? “Kur yükselince atıp tutanlar, bakın işte kur düştü sesiniz soluğunuz niye çıkmıyor” diyenler… Buraya koyduğum üç noktada söylemek istediğim o kadar çok şey vardı ki, nereden başlayım, nerede bitireyim bilemedim.

Ama şu kadarını söyleyeyim; partiler size hizmet etmek için var; siz kul, köle olasınız diye yok. En iyisine layıksınız, isteyin bunu ve ‘ehvenişer’ hadisesini de bırakın. “En iyisini yapacaksınız, yan yattı çamura battı kabul etmem, sözünde durmazsan cezayı keserim, mühür bende ona göre” deyin.

“Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat arkana bakma. Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de. Unutma; yolcu değişir, yol değişir ama menzil değişmez. Yolcuya bakıp, yolunu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.”