Konyaspor, Muharrem İnce ve Korona

Erhan Dargeçit

Konyaspor, Muharrem İnce ve Korona

KONYASPOR GENEL KURULUNU YAPTI

Konyaspor çok kötü bir sezonu geride bıraktı. Ve nitekim geçtiğimiz hafta sonu genel kurulunu yaptı. Hilmi Kulluk tek listeyle çıktığı yarışı kazandı. Yani güven tazeledi. Yani eli daha da güçlendi. Dolayısıyla bu sezon, geçen sezondan farklı ve daha güçlü bir yönetim ve de takım beklememiz sanırım bir Konyalı olarak en tabii hakkımız. Yapılan kongrede genelde konular takımın mali durumuyla ilgili oldu. Başkan Hilmi Kulluk, geçtiğimiz sene 2019’un Haziran’ın da yapılan mali kongrede kulübün 60 milyon TL borçlu olduğunu belirtmişti. Bu kongrede Başkan Kulluk, ödenecek vergiler dahil olmak üzere kulübün borcunun 158 milyon 970 bin TL olduğunu belirtti. Tabii ki haklı olarak kulübün parasal bir sorun yaşayacak gözükmesi kuvvetle muhtemel. Bu nedenle herkesin elini taşın altına sokup, Konyaspor’a destek olması zorunludur. Aynı zamanda yönetim de, yönetime aday olarak ve bu görevi üstlenerek, bu sorunun üstesinden geleceğini aslında deklare etmiştir ve bu konuyu “temcit pilavı” gibi Konyalının önüne getirmemelidir.Şimdi yönetimden beklenen, geçen seneki hayal kırıklığını unutturup, bu sene daha özverili bir takım, takıma daha hakim bir yönetim ve izlemesinden zevk alacağımız bir Konyaspor takımıdır.

Bu vesileyle yeni yönetime başarılar diliyorum. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da doğru yaptıklarında yanında olmaya, yanlış yaptıklarında da, bunu kendilerine hatırlayamaya devam edeceğiz.

MUHARREM İNCE KONUSU

Geçende yazmıştım; “Muharrem İnce’nin parti kurmak dışında yapacağı bir durum yoktur ve muhakkak parti kuracaktır” diye. Tabii ki bunu yazarken, Muharrem İnce’nin birkaç kişiye bu teklifi yaptığı, parti kurma çalışmalarını teklif ettiğini bilerek yazmıştım. Ama maalesef kriz yönetiminde zayıf olan Muharrem İnce yine bu krizi de yönetemedi ve “parti kurmayacağım,  yüzde 51 için yola çıkacağım” diye muallak ve nereye çekersen oraya gidecek ortada bir cümleyle açıklama yaptı.

Muharrem İnce, iyi bir hatip, iyi bir öğretmen ve aslında diplomasiyi falan bilen iyi bir siyasetçidir. Ancak en büyük eksiği, yaşanan kırılmalarda iyi bir kriz yöneticisi olamamıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin akşamı da buna örnektir. Şimdi de böyle bir yola çıkmış ancak bu durum bir kriz haline gelmiş ve de bu krizi yönetememiş böyle muallak bir açıklamayla durumu idare etmeye çalışmıştır.

Ancak buradan ben yine söyleyeyim: Muharrem İnce’nin parti kurmaktan başka siyasete devam etmesi şansı zayıftır. Parti kurduğu zaman siyasetine devam edebilme olasılığı ve “CHP eski cumhurbaşkanı adayı” sıfatından kurtulabilecektir.

SADECE MESAFE, MASKE VE HİJYEN…

Her gün, her saat, her dakika bu konu aslında gündemde. Aslında Konya’nın değil, ülkenin hatta dünyanın bir numaralı konusu, pandemi…

Sosyal medyanın da gündemini pandemi oluşturuyordu. Ama sosyal medyadaki biraz daha farklı, o biraz daha gıybet ve fesatlık üzerine oturmuş durumda. Herkes birbirinin maske takıp takmadığını, birbirinin mesafeye uyup uymadığını kontrol edip duruyor. Halbuki herkes samimiyetle sadece kendisinin dikkat edip etmediğini kontrol etmeye şartlansa o zaman herkes kurallara uyacak.

Sevgili dostlar, yok aşıydı, yok pandemi bitecekti vs gibi tartışmalarla kafanızı yormayın. Yapılacak şey belli mesafeyi koruyun ve maskenizi takın. Bu kadar kolay bir şeyi yaptığınızda bu hastalıktan korunabiliyoruz. Dolayısıyla boş verin kimin nasıl yaptığını, siz mesafenizi koruyun maskenizi takın, olay bu kadar basit ve çözümlü. Zaten hepimiz hijyeni çözmüş durumdayız. Ondan bir sıkıntı gözükmemekte. Lütfen yapması bu kadar kolay olan bir durum için üzüntülü başka bir durum yaşamamıza gerek yok. Maske ve mesafe…

ALİ ERBAŞ’I BANA SORMAYIN

Genelde dostlarım yazılarımda Ali Erbaş’ın son olaylarıyla ilgili bir yazı yazmadığımı söylediler. Bu konuda da kısa bir not iliştirmiş olayım.

Diyanet İşleri Başkanlığını kurumsal bir gereklilik olarak kabul etmiyorum. Başta bunu söyleyeyim. Hele bu kadar parayla içli dışlı olmaması gerekirken; olmuş bir kurumun miadını doldurduğunu ve gereksiz olduğunu düşünenlerdenim.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı işlere bakalım. 1- Hac ve umre: Bunu Devlet’in Turizm Bakanlığı çok daha iyi biçimde yapabilir. 2- Buna bağlı olarak kurban işleri: Bunu Devlet’in Tarım Bakanlığı çok daha iyi yapabilir. 3- Eğitim çalışmaları: Bunu Devlet’in Milli Eğitim Bakanlığı çok daha iyi yapabilir. 4- İmamların görevlendirilmesi: Bunu da Cumhurbaşkanlığı Personel Daire Başkanlığı(kurumun adını umarım doğru yazmışımdır) çok daha iyi yerine getirebilir. Dolayısıyla bu kadar parayla haşır neşir olmuş bir Diyanet İşleri Başkanlığına gerek yoktur, diye düşünüyorum. Buna bağlı olarak da Ali Erbaş kılıç mı taşıyormuş, top-tabanca mı taşıyormuş pek bir anlam ifade etmiyor benim için.

Dostlukla kalın.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.