Naylon lider

Emel Şerife Hasçağan

Vatandaşlar olarak birçok hakka sahibiz. Bunlardan bir tanesi seçme ve seçilme hakkı. Dünyanın birçok yerinde böyle bir hak var. Şöyle bir düşünün bakalım. Olması pek mümkün değil de hadi oldu diyelim; seçildiniz ve ülkeyi siz yönetiyorsunuz. Ne yaparsınız, ne yapmazsınız?

Hayal edin; Köklü bir geçmişi, devlet geleneği olan, adaletiyle cihana nam salmış, yurdunuz dışında yaşayanların, “Keşke bizi de onlar yönetse” dedikleri bir ülkede yönetimi devralmışsınız. Her şeye sahipsiniz. Doktorunuzdan hizmetçinize, korumanızdan danışmanınıza kadar eksiğiniz yok. Fantastik bir hayat. Gittiğiniz yerlerde danışmanlarınız, özel kalemleriniz konuşma metinlerinizi hazırlıyor ve siz de okuyorsunuz. Gazeteye vereceğiniz demeç, televizyona çıkmadan önce size sorulacak sorular ayarlanıyor. Miting meydanlarına gelen binlerce hatta on binlerce kişiye ne slogan atacağı bile bir bir tembihleniyor. Ama siz bunu bilmiyorsunuz.

Yaptığınız hareketlere, sosyal medya paylaşımlarınıza hep başkaları karar veriyor. Doğaçlama yapmanız pek mümkün değil. Kahveye gidiyorsunuz, vatandaşlarla bir araya geliyorsunuz. Fakat bu görüşme, buluşma da ayarlanmış. İçinizden oralet içip okey oynamak geliyor ama yapamıyorsunuz. Kendiniz bile mutlu değilsiniz ama sizin gözünüze ülke öyle bir görünüyor ki her şey tozpembe. En ufak bir sıkıntı yok. Muhalefetin anlattıkları size ‘senaryo’ olarak aktarılıyor. Hayatınız naylon olmuş farkında değilsiniz.

Bir şekilde içinize bir kurt düşüyor. Tebdili kıyafet, kimliğinizi, kılığınızı değiştirerek şehir şehir, köy köy geziyorsunuz. Çiftçiyi, esnafı, öğrenciyi, memuru, işçiyi dinliyorsunuz. Öyle şeyler anlatıyorlar ki size, o vakte kadar yalanlar söylendiğinin farkına varıyorsunuz. Her şey sahteymiş meğer. Gözünüzü kör, kulağınızı sağır etmişler onca zaman. “İyilik yaptım” derken zulmetmişsiniz iktidarınız boyunca. Öyle bir durumda ne yaparsınız?

Hayali bir kenara bırakın ve gerçek dünyaya dönün şimdi. Demokrasi dediğimiz sistemin içerisinde vatandaşlar olarak bizlerin bir şekilde var olması gerekir. Bunu yapmak zorundayız. Dünyanın neresinde olursanız olun, nereye giderseniz gidin, nerede yaşarsanız yaşayın şunun farkına varırsınız; parti, ideoloji bağımlılığı yalnızca sizi değil, memleketinizi, ülkenizi geriye götürür. Bu bağımlılık bilinçsizliktir. Neden? Bilinçli olmazsanız, başkaldıramazsınız. Yanlışa, “Yanlış” diyemezsiniz. Bu bilinçsizlik ortadan kalkana kadar hiçbir şeye itiraz etmeyeceksiniz. İtiraz etmiyorsanız ne siz bilinçleneceksiniz ne de memleket kalkınacak.

Herkese iyi hafta sonları diliyorum. Saygılar bizden.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.