Ruhumuzu yitirdik mi?

Ali Sait Öğe

Evet, toplum olarak, idareciler olarak, siyasiler olarak, medya olarak, gençler olarak, AKİL insanlarımız olarak, yani işin özü hepimiz ruhumuzu yitirmişiz…

 

Neden mi? Aylardır süren çatışmalarda kaç askerimiz, kaç polisimiz, kaç devlet görevlimiz, kaç korucumuz, ne kadar sivil vatandaşımız terör olaylarında hayatlarını kaybetti.  Yani kaç tane şehidimiz var bu rakamı net olarak bileniniz var mı? Çatışmalarda yaralanan asker sayısı ne kadar? Kaç eş dul kaldı, kaç çocuk yetim veya öksüz kaldı, kaç anne babanın boynu bükük kaldı bileniniz var mı? Bu rakamları bilen kaç kişi çıkar tartışılır.

 

Son olarak 8 Askerimizin şahadet haberi geldi. Bir gecede 8 Şehit! Bir gecede 8 ocağa ateş düştü. Bir gecede onlarca anne baba evladına, bir o kadar eş hayat arkadaşına, boynu bükük yetimler babalarına ağladı.

 

Peki bizler ne yaptık bu arada? Hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam ettik! Bir çok belediye, eğlence merkezleri, şenliklerini, konserlerini düğünlerini, eğlencelerini hiç aksatmadan devam ettirdi.  Toplum olarak bu yüzden ruhumuzu yitirdik dedim…

 

Bir zamanlar sayıları 60 civarında olan bir AKİL İNSANLAR grubumuz vardı. Onlar ne yapıyorlar ki? Hani bu isimler çok AKİL di? Çözüm süresinin başladığı tarihlerde ahkam kesen o sanatçılar, akademisyenler, kültür adamları nerede? Madem çok  AKİLLİLER Dİ şimdi neden çıkıp bir şeyler söylemiyorlar?

 

Neden iktidar ve muhalefet partisinin kapılarına dayanarak, 'Bakın biz AKİLLİYİZ. Gittiğiniz yol yanlış, kullandığınız ifadeler yanlış "AKLİNİZİ" başına alın demiyorlar. Diyemezler çünkü onlara verilen görev o kadardı: onlar da görevlerini Layıkçı (!) ile yerine getirerek kabuklarına çekildiler. Arada bir grup oluşturarak medyanın karşısına çıkıyorlar ve ellerine tutuşturulan bildiriyi okuyorlar hepsi o… Bunun için AKİL insanlar olarak ruhumuzu yitirdik dedim…

 

Cuma günü Şehit Aileleri Derneğinin önündeki parkta sözüm on üç genç herkes cuma namazına giderken onlar şarap ve gazozlarını açtılar ve hiçbir şey olmamış gibi sanki 8 şehit haberi gelmemiş gibi sanki Şehit Aileleri Derneğinin önünde değillermiş gibi zıkkımlandılar ve pür neşe sohbetlerine devam etti. Bu yüzden gençler olarak ruhumuzu yitirmişiz dedim…

 

Özellikle yaygın Medya! Şehit haberlerini artık o kadar benimsedik ki şehit haberlerini ekranlarda birkaç saniye ile gazetelerde ise sayfaların alt sütunlarında yer vermeye başladı. Magazin haberleri bile bu tür haberlerden daha geniş yer aldı. Allah aşkınıza havuz medyasının sayfalarına bir bakın hangi gün hangi habere ne kadar yer vermiş yorumunu kendiniz yapın. Bu yüzden medya olarak ta ruhumuzu yitirmişiz dedim…

 

İktidar Partisi ülkede yaşanan bütün bu olumsuzluklara rağmen her şeyi toz pembe göstermeye devam ederek, o bizden değil, bu bize yakın, onu görevden alalım, şunu şu göreve getirelim, şu isim bize daha çok biat eder bu isimin genel başkan olması için çalışalım gibi parti içi menfaat çalışmalarına odaklanmış gidiyor.

 

Ana Muhalefet Partisi muhalefetlikten çok mahalle kavgası lisanı ile yine her şeye bir kulp bulmaya, kendisinin haricinde herkesi suçlamaya sorunlara çözüm üretmek yerine ki (Ana Muhalefetin en önemli görevi bu olması gerekir) hala kısır bir döngü içerisinde feryat figan etmeye ve kesinlikle siyasi etiğe uymayan ifadeler ile inatlaşmaya devam ediyor.

 

Muhalefet Partisi ise tam bir muamma. Genel Başkanları ne yazık ki ülke sorunları ile ilgili fikir beyan etmek yerine kurultay konusunda diretmeyle, kendisine karşı çıkanları tespit etmeyle Genel Başkan Adaylarını  ihraç etme kararı almakla uğraşıyor. Koltuk sevdası yüzünden ne tabanın ne delegelerin sesine kulak veriliyor.  (Tabi bu çalışmaları yaparken de en büyük desteği yine ve her zaman olduğu gibi iktidar partisinden alıyor.) İktidar Partisi ise MHP'de genel başkan değişiminin kendilerine büyük oranda sıkıntı olacağını bildiği için kurultayın yapılmaması için her türlü yolu deniyor

 

Bunun en canlı örneği olan ve sosyal medyada geniş yer alan ve Ankara'da ki bir gazeteci arkadaşımızın paylaştığı bir notu sizinle paylaşayım.

 

Ankara'da siyaset satrancı. Adalet Bakanlığı resmi yazıyla Ankara 25. İcra Dairesine emir verip MHP Kurultayını yaptırmayın diye resmi yazıyla yargıya açıktan müdahale ediyor. Saat 15 30. UMİT Özdağ bunu Meclis'te Basın toplantısıyla açıklıyor. Saat 16 15. Mahkeme pazar günü kurultayın yapılabileceğinin önünü açan kararı açıklıyor. Bakalım gundem daha kaç kez değişecek.  Bu benim değil sosyal medyanın yayınları.  Evet, iktidarı ile ana muhalefeti ile muhalefeti ile siyasi arena bu ahvalde olduğu için siyasiler olarak ruhumuzu yitirdik dedim…

 

Bu arada devletimizin zirvesi ne yapıyor? Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan her hafta 400 Muhtarı Beştepe'de ağırlıyor.  Bu güne kadar yaklaşık 5 bin 200 civarında Muhtarımız ağırlanmış Beştepe de. Türkiye'de yaklaşık 50 bin Mahalle ve Köy olduğunu göz önüne alırsak Muhtarlar Toplantısı yaklaşık iki yıl sonra 125. Buluşmanın ardından sona erecekmiş. (Bu rakamlar medyada yer aldı) Sayın Cumhurbaşkanımız da bu toplantılar ile tüm muhtarlarımıza başkanlık sistemini ve ülkemizde yaşanan sorunları anlatmaya devam ediyor.

 

İktidar partili tüm Belediye Başkanları ise işlerinin tam ehli… Daha önce defalarca Konya'da  da olduğu gibi diğer illerde de  yapımları aylar hatta yıllar önce biten bir çok yatırımı yeniymiş gibi göstererek, 'Toplu Açılışlar' adı altında düzenledikleri programlar vesilesi ile Cumhurbaşkanımızı ve bakanlarımızı illerinde ağırlamakla meşguller

 

Yani işin özü arkadaşlar ne gelen yüzlerce şehit, ne hastanelerde tedavi gören onlarca yaralı, ne terör denen illetin ülkemize verdiği zararlar, ne boynu bükük kalan yetimler, ne dul kalan gözü yaşlı eşler ne evladını yitiren ana babalar kimsenin eskisi kadar umurunda değil gibi… Valla ülkede ahval bu şekilde gerisini siz kendiniz yorumlayın…