İsrafı değil ecrinizi artırın!

Ali Sait Öğe

11 Ayın Sultanı Ramazan-ı Şerif'in bu gün ilk günü. Önümüzde daha 1 aylık bir zaman var.  Bu ay içerisinde hemen her gün zengin mekanlarda bin bir türlü çeşitten oluşan İftar Sofraları kurulacak…

 

Tabirimi mazur görün ama bir gerçek,  herkes birbirini ağırlayacak.  Yılın 11 ayında çöpe atılan yemek artıklarının, israf edilen ekmek, tatlı, kahvaltılık, sebze-meyve'nin abartısız olarak ifade etmek istiyorum yüzde 60 oranında fazlası bu bir ay içerisinde israf edilecek ve çöpe atılacak.

 

Bunun için söyledim, İSRAFI değil İKRAMI artırın diye…

 

Maddi durumları üst seviyede olan akrabalar birbirleri ile iş adamları birbirleri ile özel kuruluşlar birbirleri ile oteller, lüks restoranlar, iş adamları birbirleri ile belediyeler her yıl neredeyse geleneksel hale getirilen belirli bir kesim ile bir ay boyunca İFTARLAŞACAK… Ve tüm bu buluşmalarda mutlaka ama mutlaka basın da olacak ve gövde gösterisi yapılacak…

 

Belediyelerin, zengin kuruluşların, derneklerin eskiden her bölgede kurdukları iftar çadırlarının sayısı geçen yıllara oranla çok azaldı.  Ramazan Ayı boyunca Meydanlarda oluşturulan eski Konya gelenekleri iftar ve sahur programları yine özlenecek gibi…

 

Varsa-Yoksa gösterişli, iftar sonrası karınlar doyduktan sonra masada kalanların yarısına yakınının çöpe atıldığı ekmek ve yemek kırıntılarının zirveye çıktığı bir görüntü. 

 

O iftar sofrasına davet edilen Basın karşısında, 'Şu kadar kişiye iftar yemeği verdim' açıklamaları yine ve ne yazık ki gazete sütunlarında boy boy yer alacak. Ya kusura bakmayın ama Zekat- Fitre olarak zaten vermesi gereken miktarı araya biraz da reklam katarak İftar veren zenginlerimiz yok mu ülkemiz de!

 

Bunun için söyledim REKLAMINIZI değil ECRİNİZİ-DUANIZI artırın diye. Allah aşkınıza hayır olsun diye yaptığınız bir iyiliği reklam aracı olarak kullanmayın.

 

Gelin, 'Hayır Yapar Gibi-İyilik Yapar Gibi Görünmeyin!

Hayır yapın, iyilik yapın ama ortalıkta GÖRÜN-MEYİN…

 

Zengin bir iftar sofrasına harcadığınız miktarın daha az bir kısmı ile sokağınızda, mahallenizde, çevrenizde diğer 11 ayda görmediğiniz, ama gerçek ihtiyaç sahibi kişiler ile sofranızı, ekmeğinizi gönlünüzü paylaşın.

 

Ramazan Ayını neredeyse bir fırsat ayına çeviren bazı art niyetli kişiler ise 11 ay boyunca satamadıkları, elinde kalan çoğunluğu kuru gıdalardan oluşan ürünleri, "Ramazan Ayına Özel Yardım Kolisi' adı altında elinden çıkarma çabası içerisine giriyorlar…

 

Böyle yaparak yaptığınız hayrın makbul,  kazandığınız paranın helal olduğunu mu zannediyorsunuz? Diğer günlerde birkaç kuruşa satamadığınız ürünleri biriktirerek Ramazan Ayı içerisinde korkunç boyutlara ulaşan rakamlarla satarak kar ettiğinizi mi zannediyorsunuz? Yanılıyorsunuz! Böyle bir davranış ihtiyaç sahibine yardım değil HAKARET olur…

 

Evet her yıl olduğu gibi bu yılda bu saydıklarım korkarım yine yaşanacak.

 

Yereller değil ama birçok Ulusal Televizyon kanallarından program başına on binlerce lira alan muhteremlerimiz bir önceki yıl yayınlanan programların birebir tekrarını içeren aynı programları yapacak.  'Sakız çiğnemek orucu bozar mı?' gibi aynı sorular yine sorulacak.

 

Çevrelerinde binlerce aç ve ihtiyaç sahibi insanlar varken onlar bir program başına aldıkları on binlerce liranın hakkını vermek için ağlayacak (!) ağlatacak… 11 Ay İslamiyet'in,dinin, hayrın adını bir kez anmayan kanalları da dini yayınlar satmaya başlayacak…

 

O Muhteremlerin program başına binlerce lira alarak anlattıklarını, Kutsal  Kitabımız Kuran-ı Kerim asırlardır parasız pulsuz anlatıyor zaten… Arapçasını biliyorsak Arapça okuyalım. Bilmiyorsak Türkçe Mealini okuyalım. Okumamız yoksa bir yakınımızdan yardım isteyerek internet sitelerinden sesli olarak dinleyelim…

 

Yani bu soruların cevabını aradık bulamadık mı da 12 ayın sadece 1 ayında sözüm ona Huşu içinde yayın yapan ekranlara tutsak oluyoruz!

 

Ya gerçekten bizlere ne oluyor? Bizim dinimiz reklam edilecek bir din olamaz! Biz sol elin verdiğini sağ el görmeyecek diyen bir ecdadın nesilleri olamayız…

 

Hayır yaparken bile ihtiyaç sahibinin kalbi kırılmasın diye cami köşelerindeki Sadaka Taşlarına' zekatlarını, fitrelerini koyan, hiç tanımadığı bir bakkala girerek borcunu ödemekte zorlanan ihtiyaç sahiplerinin borçlarını ödeyip giden atalarımızın evlatları olamayız…

 

Gelin bu Ramazan Ayında bunların hiç birisi yaşanmasın. Allah'ın ve Resulünün emrettiği gibi bir bereket ayı geçirelim. Aile büyüklerimizin, yaşlılarımızın, kimsesizlerin, fakir fukaranın evlerine tam iftar vakti koltuğumuzun altına aşımızı alarak paylaşmaya gidelim. Sessiz sofralarını şenlendirelim.

 

Yani kısacası gelin İSRAFI DEĞİL İKRAMI ECRİ artıralım. REKLAMIMIZI DEĞİL BEREKETİMİZİ artıralım. ZENGİN SOFLARINDA LOKMALARIMIZI değil FAKİR SOFRALARINDA DUALARIMIZI artıralım… Ne dersiniz?

 

Bir Gazeteci dostumun sosyal medya sayfasında paylaştığı gibi:

 

Hocam! Gargara yaptım orucum bozuldu mu? Hocam! Kolonya kokladım orucum sakatlandı, hastaneye mi gitmem gerekir? Gibi abuk soruların sorulduğu abuk programların ötesinde, televizyonsuz, para delisine dönmüş hocacıkların boy gösterdiği dünyanın dışında, güzel bir Ramazan yaşamak dileğiyle...