Ben bu günleri anlayamıyorum…

Ali Sait Öğe

Billboardlar günlerdir önümüzdeki pazar günü kutlanacak olan, 'Anneler Günü' için hediye kampanyaları daha doğrusu tuzakları ile dolu. Sakın bu tuzağa düşmeyin.

 

'Anneler Günü-Babalar Günü- Sevgililer Günü'  Hayatımızda çok büyük öneme, sevgiye ve saygıya layık bu üç güzel  değerin neden yılın sadece belirli günlerinde kutlandığını bir türlü kabul edemedim.

 

İlk Anneler Günü ne zaman kutlanmış?  Özet olarak ele alırsak, 1864 Amerika doğumlu olan Anna Jarvis, babasının ölümünün ardından annesi ile beraber yaşamaya başlamış üç yıl sonra da annesini kaybetmiş. Anna Jarvis annesine hayatta iken gereken ilgiyi, sevgiyi ve saygıyı göstermediği sürekli olarak annesini üzdüğünün ezikliğini, acısını yaşamış ve bu fikri hayata geçirmiş.

 

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edilmiş. Özellikle dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açan  Anna Jarvis ne yazık ki tüm servetini ve açtığı davaların hepsini kaybetmiş evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadan bir köşede yalnız başına hayatını kaybetmiş.

 

Peki, biz neden yılın sadece bir gününü, 'Anneler Günü' veya 'Babalar Günü' olarak kutluyoruz? Annemize babamıza karşı gösteremediğimiz sevginin, saygının bir ezikliğinden olmasın?

 

Evlat olarak annemize babamıza yapmamız gereken görevi unuttuğumuz için olmasın?

 

Sözüm ona 5 YILDIZLI OTEL gibi adlandırılan Huzurevlerini sadece ve sadece ANNE BABALAR ile doldurduğumuzun ezikliğinden olmasın?

 

Anne-Baba "Kusura bakma sana 364 gün gereken ilgiyi gösteremedik! Sana vermemiz gereken sevgiyi 364 gün boyunca sunamadık! Ama bak bu gün senin günün. Sana bir demet çiçek vererek sana olan sevgimin ne kadar BÜYÜK(!) olduğunu gösteriyorum.

 

Bir sonraki günde buluşuruz anneciğim babişkocuğum byyy…

 

Yapmayın ya! Ben annemi henüz 11 yaşında iken kaybettim. Bu nedenle Annesizliğin ne demek olduğunu çok iyi bilirim.

 

Bir tarafta Huzurevlerini sokakları, köhne evleri dualarını almayı beceremediğimiz anne ve babalar ile dolduralım, diğer tarafta senenin bir gününü Anneler veya Babalar Günü olarak kutlayalım.

 

Ha herkes önümüzdeki Pazar gününü Anneler Günü olarak kutlamaya hazırlanırken Osmaniye'de bir gelin hanım “Kayınvalidemle aynı evde yaşamak istemiyorum” diyerek açtığı boşanma davasında haklı çıktı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu boşanmak isteyen davacı gelini haklı buldu.

 

Peki bu gelin hanım şayet ömrü yeterse kendisi Anne olmayacak mı? Bir erkek evlat sahibi olduğu zaman gelini ona nasıl davranacak acaba?

 

Yaaa işte böyle… Siz yılın bir gününü Anneler Günü olarak kutlamaya hazırlanın. Bir gelin hanım da boşandığı tarihi  'Kaynanamdan Kurtuluş Günü' ilan etsin.

 

Ama dünya tarihinde 'RÜZGAR' ekenin 'FIRTINA' biçmediği görülmemiş… 'EDENİN' bir gün gelipte 'BULMADIĞI' görülmemiş. Herkes yaptığının bedelini mutlaka bir şekilde ödemiş.

 

Bunun için diyorum ki gelin günlerdir billboardları süsleyen hediye tuzağına düşmeyin ve pazar gününü beklemeden annenizin yanına gidin ve sadece yanağına sıcak bir buse kondurun.

 

Candan bir kucaklayın hatta hiçbir ücret ödemeden yolunuzun üzerinde bir bahçeden koparttığınız bir demet çiçek ile gönlünü alıverin…

 

Ben belki annemin eline öpemeyeceğim ama pazar gününü beklemeden ve sürekli yaptığım gibi  toprağına bir buse kondurup onun için diktiğim çiçekleri bolca sulayacağım ve bir süre sohbet edeciğim…

 

Ve bir anne babanın çocuğuna verdiği şu nasihati ve aldıkları cevabı hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.

 

Anne, baba çocuklarına 'Aman evladım attığın adımlara dikkat et sakın yanlış bir adım atma' diyerek nasihatte bulunurken çocuklarının verdiği cevap karşısında her ikisi de şok oluyor;

 

'Valla siz adımlarınıza dikkat edin. Çünkü ben sizin adımlarınızı takip ediyorum'!

 

Ne mutlu hayatta iken annesinin, babasının kıymetini bilen sevgisini, saygısını eksik etmeyen evlatlara…

 

Kalın sağlıcakla…