Horasan’dan Anadolu’ya: Seyyid Harun Velî

Peygamber Efendimizin soyundan gelen, 13. yüzyılda Horasan'da yaşamakta olan sultan ve ilim, medrese sahibi Seyyid Harun Veli, kulağına birkaç defa gelen “Ya Harun, Rum’a çık ve Karaman bölgesinde bulunan Küpe Dağı’nın çevresinde bir şehir kur. O şehrin halkı salih ola” sesi üzerine Seyyidler şehri olarak tarihe geçen Seydişehir’i kurmuştur

Horasan’dan Anadolu’ya: Seyyid Harun Velî

Seyyid Harun, Horasan’da dünyaya gelmiştir, ancak doğum tarihi bilinmemektedir. Horasan; İran, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ın bir kısım topraklarını içine alan geniş bir bölgenin adıdır. Seyyid Harun, Hz. Muhammed’in torunlarından İmam Musa Kazım’ın oğlu Harun’un oğlunun oğludur. Yani Seyyid Harun, dedesinin adını almıştır. Makalat’ta, Seyyid Harun Veli’nin babasının adı belirtilmemiştir, ancak yeğeninin adının Musa olması sebebiyle, babasının adının Musa olma ihtimali yüksektir. Seyyid Harun’un anne tarafından ise soyu Veysel Karani’ye dayanmaktadır.

SEYDİŞEHİR TARİHİ İÇİN EN ESKİ KAYNAKTIR

Seyyid Harun Veli’nin hayatı hakkında bilgi veren tek eser, kardeşi Seyyid Bedreddin’in dokuzuncu kuşaktan torunu Abdülkerim b. Şeyh Musa’nın hicri 962 (miladi 1554) yılında yazdığı Makalat-ı Seyyid Harun adlı eserdir. Bu eser, Edebiyatçı Doç. Dr. Cemal Kurnaz tarafından Manisa (Muradiye) nüshası esas alınarak mevcut üç nüshası karşılaştırılmış, tenkitli bir metin oluşturularak Türk Tarih Kurumunca 1991 yılında yayımlanmıştır. Abdülkerim b. Şeyh Musa, eserini yazarken çevresindeki yaşlı ve muteber kişilerin anlattıklarının yanı sıra bazı Farsça eserlerden de yararlandığını belirtmekte, ancak eserlerin isimleri ve yazarları hakkında herhangi bir bilgi vermemektedir. Eser, bir şehir kurmak amacıyla Horasan’dan Anadolu’ya gelen Seyyid Harun Veli’nin hayatını, faaliyetlerini ve kerametlerini anlatan bir menakıbname olup Seydişehir tarihi için en eski kaynak hüviyetindedir.

BİR BULUTUN REHBERLİĞİNDE YOLA ÇIKAR

Seyyid Harun, asil bir aileye mensup olduğu için küçük kardeşi Seyyid Bedreddin ile birlikte iyi bir eğitim almışlardır. Seyyid Harun, Horasan Emiri olan amcasının vefatından sonra emirliğe getirilir. O, adil bir hükümdar iken atalarının mezarını ziyareti sırasında gaipten gelen bir ses tarafından kendisine Anadolu’ya giderek, Küpe Dağı civarında bir şehir kurmasının emredilmesi üzerine emirliği bırakıp kendini ibadete verir ve nice ilahî sırlara erişir. Sonra bir bulutun rehberliğinde yanında kırk kişilik bir kafile ile yola çıkar. Kafileyi, Bağdat’ın girişinde Cafer-i Sadık soyundan Şeyh Alaeddin karşılar ve Seyyid Harun’a şeyhlerin izlediği yol hakkında bilgiler verir, tarikatın usul ve erkânını öğretir, kendisine aba ve asa verip esmalar telkin eder. Kırk gün Bağdat’ta kalarak Şeyh Alaeddin’den tasavvuf eğitimi alan Seyyid Harun Veli, buradan ayrılıp kafileyle, Konya’da Hoca Faruk Mescidi’ne varır. Kafile; bugünkü Seyyid Harun Camii’nin bulunduğu Çiğdem Tepesi’ne gelir. Burada Seyyid Harun Veli’ye bazı ilahî işaretlerle şehrin planı gösterilir. Şehrin ilk nüvesi olarak kale, mescit, medrese, zaviye, hamam ve bazı evler inşa edilir. Şehrin kuruluşu sırasında Seyyid Harun Veli’nin pek çok kerameti görülür.

İSLAM MEDENİYETİ’NİN ŞEKİLLENMESİNDE BÜYÜK ROL OYNADI

İlahi bir emirle Seydişehir’e gelen Seyyid Harun Veli’nin, Çiğdem Tepesi’nde inşa ettiği cami ve hamamın çevresi yerleşim yeri haline gelmiştir. İslam şehirleri hep böyle mescitler, camiler etrafında şekillenmiştir. Seyyid Harun Veli gibi Horasan Erenleri sadece maddi imarlar yapmamış, manevi inşalar yaparak, Anadolu İslam medeniyetinin şekillenmesinde büyük rol oynamışlardır. Horasan’dan çıktığı büyük yolculuğunun varış noktasına ulaşmış, Seydişehir’in temelini takva üzerine Anadolu’nun bu şirin köşesinde atmıştır. Hicret yurdu olarak Seydişehir’in seçilmesi sıradan değildir. Burayı manevi, erdemli şehir haline getirmiştir.

HARUN VELÎ'NİN VEFATINI KİMSE FARK EDEMEDİ

Seyyid Harun Veli, 3 Mayıs 1320 (h. 23 Rebiyülevvel 720) tarihinde vefat etmiş, vasiyeti üzerine tekkesinin bulunduğu yere defnedilip üzerine türbe yaptırılmıştır. Harun Velî'nin vefatını kimse fark edemedi. Görenler ölmemiş zannediyordu. Yüzünde hiç vefat nişanesi yoktu. Sanki tatlı bir tebessümle etrafını seyir ve temaşa ediyordu. Kimse ne olduğunu anlayamadı. Sonra Haydar Baba ile Gök Timur Baba gelip, Harun Velî'nin mübarek naaşı yanında gece sabaha kadar beklediler. Öldüğüne kanaat getirdiler. Sabah gasil işleri tamamlandı ve kalabalık bir cemaat tarafından kılınan namazdan sonra hususi ibadethanesine defnedildi. Üzerine kısa zamanda bir türbe yaptırıldı. Yerine kızı Halife Sultan geçti. Halife Sultan'ın vefatından sonra ise, Harun Veli'nin yetişmesine ve terbiyesine çok önem verdiği kardeşinin oğlu Şeyh Mûsâ geçti. Şeyh Musa’dan sonra şeyhlik görevi, bu soydan gelenler tarafından yürütüldü. AB Haber Merkezi

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.