Psikolog Sema Kavak Virüsle psikolojik savaşı anlattı (Özel haber)

Psikolog-Psikoterapist Sema Kavak, koranavirüsle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Kavak, “Herkes bir uca savrulmuş durumda. Bu savruluş yine birilerinin işine geldiği bir dönem haline geliveriyor maalesef” dedi.

Psikolog Sema Kavak Virüsle psikolojik savaşı anlattı (Özel haber)

Psikolog-Psikoterapist Sema Kavak, koranavirüsün insan psikolojisi üzerindeki etkileri, kurullara uymakta neden zorluk çekildiğini ve evde kalınırken neler yapılabileceğini gazetemize anlattı. İnsanların bu süreyi kolay ve en az sürede atlatması için panik yapmadan akılcı davranışlar aşılabileceğinin altını çizdi.

Koronavirüsün bireyler üzerindeki etkisi nedir?

Dünya 3 aydır bir koronavirüsü  (Covid-19) ile boğuşuyor. İlk olarak Çin’de görüldü ve tüm dünyayı bir girdap misali içine aldı ve sonuçta bir Pandemik olarak ilan edildi. Dünyanın ticarette,  bilimde, teknolojide, bilimde önde giden ülkelerini bile alt etmeyi başaran bu virüs sayesinde insanın çaresizliği gözler önüne serildi. Öyle ki, ticaret durma noktasına, üretim en az seviyelere çekildi ve ekonomik krizler baş göstermeye başladı bile. Her ülke kendi imkânları ve öngörüleri dâhilinde her alanda önlemler almaya başladı ancak her geçen gün ölüm haberlerine artan vaka sayılarının eklenmesine engel olunamıyor maalesef.

Bu maalesef işin görünen tarafı…

Bir diğer taraf var ki, bu virüsün perde arkası… sanal para, güçler savaşı, yeni sistem arayışları, ülkelerin yeni savaş yöntemleri, ve bunun gibi şeyler.

Ya biz bireyler… kimimiz TV ekranı başında, kimimiz sosyal medyadan sürekli bombardımana tutuluyoruz. Birileri hepimizi kaygı tuzağına düşürüp, takınçlı kompulsif bozukluk olmamız adına elinden geleni yaparken ve hatta bir adım ötesi paranoyakça tavırlar sergilememize neden olurken, kimileri ‘biz Müslümanız, biz Türküz bize bir şey olmaz’ diyor… Kimileri de kadere teslim…

Herkes bir uca savrulmuş durumda. Bu savruluş yine birilerinin işine geldiği bir dönem haline geliveriyor maalesef.

Virüsle psikolojik olarak nasıl savaşmalıyız?

Ülkemizde kolonya, maske, eldiven fiyatları birden bire artarken, market reyonlarını maddi gücü olanların talan edebileceğini gördük. Ancak dünyanın her yerinde imkânı olanın kendi OHAL’ini ilan edebildiğini, imkânsızlığın ise virüsle yüz yüze mücadele etmesi gerektiğini gördük.

Oysaki insanın yaradılışı gereği psikolojik bir sorunu yok ise tercihini hep yaşamaktan ve yaşamdan yana seçer. Bu seçimi yaparken de elindeki imkânları sonuna kadar kullanma kapasitesi aktif haldedir. Ancak aşırı stres altında özellikle aklın kullanımı maalesef bizim gibi Akdeniz kültürlerde devre dışı kalıveriyor.

Özellikle bilimsel açıklamalar yerine gündelik bilgi daha popüler oluyor. Bilim adamının tavsiyeleri, duaların gücünden daha sonra geliyor. Bu dönemde kurallara uymak insanlara daha fazla zül geliyor.

Oysa ki, temelde yapılması gereken içine akıl ve sağ duyunun eklendiği yollardan yürümek. Bu virüs, yapılan açıklamalara göre bir şekilde hepimize, her yaşa ulaşacak ancak herkeste aynı etkileri göstermeyecek.

Evde kalırken neler yapılmalı?

Özellikle kronik hastalığı olanlar, sigara kullananlar ve yaşlılar konusunda daha ölümcül etkileri olurken, çocuklar ve orta yaşta hafif seyirde atlatılacak. Ancak bu grup taşıyıcı da olabilir ve risk grubuna bulaştırabilir. Bu yüzden de EVDEKAL uyarılarına uyulmalı. Ancak hayat şartları, ihtiyaçlar bizi dışarı çıkmak için zorlayabilir. O durumda da sosyal mesafeyi korumak yani yakın temastan kaçınmak birinci adım. İkinci adım ise elimizi yüzümüze götürmemek. Ellerin sık sık 20 saniye boyunca yıkanması. Belirtilerin görülmesi halinde de maske takılarak, sağlık birimine bilgi verilmesi.

Maske sizin virüsü bir başkasına bulaştırmamanız için.  Günlük maske ve eldiven kullanımı hijyenik gibi görünse de farkına varmadan başka sorunlara yol açıyor. Bu işin teknik kısmı. Gelelim insan psikolojisine…

Evli, bekar, genç yaşlı, çocuk herkesin evde olmasına kimse alışık değil. Bu sürece adapte olmak çok da kolay gibi görünmese de işimizi kolaylaştıracak birkaç yol var aslında. Öncelikle bunu bir fırsat olarak görmeye başlanılmalı. Bu fırsat bize, kendimize ve en kıymetlilerimize ayrılabilecek bolca vakit anlamına geliyor. Normal zamanda zamansızlıktan şikayet edip Keşke Vaktim Olsaydı dediğiniz şeylerin bir kısmına ayırabilirsiniz. Evde spor yapabilir, kendi iç dünyanıza hayat ve anlam arayışınıza dönebilirsiniz. Yapmak istediğiniz ibadetleri yapıp, biraz arınma dönemine girebilirsiniz. Evde sağlıklı yiyeceklerle belki başlayamadığınız diete, okuyamadığınız kitaba vakit ayırabilirsiniz. Sevdiğiniz insanlar yanı başınızda, onlarla uzun zamandır yapmadığınız keyifli sohbetleri yapıp, oyunlar oynayabilirsiniz. Ve hatta dertleşebilirsiniz. Denenmemiş pasta tariflerinden tutun da dinlenmeyi bekleyen de birçok müzik, izlenmemiş birçok film var sizi bekleyen.

Ve aslında herkesin hep dile getirdiği herkesin şikayet ettiği modern yaşamdan azıcık uzaklaşmak iyi bile hissettirebilir sizi. Öze dönüşün popüler olduğu bu dönemde, Kendinle Yalnız Olmadığını, Kendinden Keyif Alabileceğini görmek için iyi bir zamanlama.

Evet bunlar biraz lüks ve keyfi görünebilir, ekonomik kaygılarla baş etmeye çalışırken. Ancak nefes aldığımız sürece dünyanın gidişatında bunların biri bitip biri başlayabilir ve bunu sadece sen yaşamadığın sürece, yalnız olmadığını bilmek seni güçlendirmek zorunda çünkü süreç bittiğinde sağlıklı bir sen ancak yola devam edebilir

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.