AK Parti Konya Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türk Delegasyonu Üyesi Meryem Göka, AKPM Genel Kurulu kapsamında “Diasporaların ve göçmenlerin toplumsal uyum ve demokratik katılımın geliştirilmesindeki rolü” başlıklı görüşmede konuşma yaptı.
Göka, Almanya’daki Türk toplumunun içinde doğup büyümüş bir fert olarak, diasporaların ülkeler, kültürler, kurumlar ve vatandaşlar arasında güçlü köprüler kurabildiğine bizzat şahit olduğunu belirtti.
Avrupa’nın dört bir yanında diaspora kökenli insanların siyasetten bilime, iş dünyasından spora, kültürden eğitime kadar pek çok alanda toplumlarına değer kattığını ve demokratik hayata katkı sağladığını ifade eden Göka, göç meselesinin siyasi hesapların ötesinde, insani boyutu ve toplumsal katkılarıyla ele alınması gerektiğini vurguladı.
“GÖÇÜN SİYASİ AMAÇLARLA KULLANILMASINA DİKKAT EDİLMELİ”
AKPM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Göka, “Sayın Başkan ve değerli meslektaşlarım, Lord Bridges’i bu rapor nedeniyle tebrik ediyorum. Türkiye, on yılı aşkın süredir milyonlarca mülteci ve göçmene ev sahipliği yapıyor. Her rakamın arkasında bir insan, bir aile ve savaş ya da istikrarsızlık nedeniyle hayatı sekteye uğramış bir yaşam var. Ancak ne yazık ki diasporaların katkıları, özellikle seçim kampanyaları sırasında göçün siyasi amaçlarla kullanılmasının gölgesinde kalıyor.” dedi.
Göka, göçle ilgili söylemlerin toplumlarda giderek daha fazla karşılık bulabildiğine dikkat çekerek, daha önce hazırlanan AKPM raporlarında da göç tartışmalarının zaman zaman taraflı ve önyargılı bir şekilde ele alınabildiğine işaret edildiğini söyledi.
Göçmen ve mültecilerin çoğu zaman güvenlik, seçim rekabeti, ırkçılık ve Müslüman karşıtlığı üzerinden değerlendirildiğini belirten Göka, bu yaklaşımın toplumsal uyumu olumsuz etkilediğini ifade etti.
“TÜRKİYE GÖÇÜ YALNIZCA SINIR YÖNETİMİ OLARAK ELE ALMADI”
Türkiye’nin göç konusuna yalnızca sınır yönetimi açısından yaklaşmadığını belirten Göka, “Türkiye bu meseleyi aynı zamanda insanlık, toplumsal sorumluluk ve uluslararası dayanışma meselesi olarak ele aldı. 11 yılı aşkın süredir kendi sınırlarımızın çok ötesine uzanan bir sorumluluk taşıyoruz. Göçmenler ve diasporalar topluma katkı sunan bireyler yerine bir sorun olarak görüldüğünde toplumsal uyum zayıflıyor.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin hem büyük bir göçmen topluluğuna ev sahipliği yaptığını hem de Avrupa’nın en büyük diasporalarından birine sahip olduğunu belirten Göka, Almanya’da Türk diasporasının içinde doğmuş ve büyümüş bir parlamenter olarak diasporaların ülkeler, kültürler ve vatandaşlar arasında köprü oluşturabileceğini bildiğini söyledi.
Göka, Avrupa genelinde göçmen ve diaspora kökenli insanların siyasetten bilime, iş dünyasından spora, kültürden eğitime kadar pek çok alanda toplumsal ve demokratik yaşama değer kattığını belirterek, “Diasporalar Avrupa toplumlarını zenginleştiriyor ve demokratik yaşamlarını güçlendiriyor.” dedi.
“GÖÇ, KORKU VE BÖLÜNME ARACI OLARAK KULLANILMAMALI”
Göçün dürüst ve sorumlu biçimde tartışılması gerektiğini vurgulayan Göka, “Göç, savaş, korku ve bölünme aracı olarak kullanılmamalı. Bu raporun da ortaya koyduğu gibi, göçmenleri ve diasporaları güçlendirmek bir taviz değil, Avrupa’nın demokratik dayanıklılığına yapılan bir yatırımdır.” diye konuştu.