Bu da geçer ya hu!
Hayat yaşadığımız anlardan ibarettir. Çok mutlu olduğun bir an yaşadığın gibi çok kederlendiğin bir olay da yaşayabilirsin. Gecenin örtücülüğünden hiç çıkamayacak gibi de hissedebilirsin, zamanın su gibi geçtiğini de…
Uyandığın bir günün sabahında çok mutlu bir insan da olabilirsin. Gelecek parlaktır. Umut, en güzel ışıltısıyla seni karşılıyordur. Sonra başka bir gün ise aynı gökyüzü altında kendini karanlığın ortasında ışıksız bulursun. Sanki hiç bitmeyecek gibi gelen bir kederin ve özlemin içinde. Ama bizim adına zaman dediğimiz şey kimseye özel değildir. Kimseye sormaz ya da kimseyi beklemez.
İlginçtir ki hiç durmak ya da yorulmak bilmeyen bir akışla geçmeye devam eder. Sen mutlu olsan da üzgün olsan da. Bir hastane odasında umut bekliyor olsan da, “Hayatımın en mutlu günü” desen de.
Düşünsene ne ‘geçmez’ dediğin gecelerin sonu sabah oldu.
Bu gece geçmez dediğin kaçıncı gecenin sabahındasın?
Bu acı bitmez dediğin kaç yaranın artık kabuğu bile kalmadı?
Çünkü hayatın kaidesi bu şekilde. “Geçmek” üzerine kurulu bir düzendeyiz.
Belki de hayatın bize verdiği en büyük ders budur:
“Bir gün geçeceğini bilerek sevin.”
“Bir gün geçeceğini bilerek üzül.”
Çünkü hayat ne sevinçlerden ne hüzünlerden ibarettir. Hayat tam da tüm anların geçiciliğini bilerek yürüyüp gidebilmektir.
Sözün özü “Bu da geçer ya hu”…