Anket: Sizce Konya’nın en yaşanabilir ilçesi hangisi? - Konya Haberleri

Konya, Türkiye’nin yüzölçümü açısından en büyük ilidir. İç Anadolu bölgesinde yer almaktadır. Peki, sizce 31 ilçesi bulunan Konya’nın en yaşanabilir ilçesi hangisi?

Anket: Sizce Konya’nın en yaşanabilir ilçesi hangisi? - Konya Haberleri
Yayınlanma:
Güncelleme:

Konya, Türkiye’nin yüzölçümü açısından en büyük ilidir. İç Anadolu bölgesinde yer almaktadır. Peki, sizce 31 ilçesi bulunan Konya’nın en yaşanabilir ilçesi hangisi?

Ankete katılmak ve sonuçları görmek için buraya tıklayınız

AHIRLI

1963 yılında Belediye Teşkilatı kurulan Ahırlı, Bozkır ilçesinin Nahiye merkezlerinden biri idi. 09.05.1990 tarih ve 3644 Sayılı 130 İlçe Kurulması Hakkında Kanun ile Bozkır İlçesinden ayrılarak, Akkise Kasabası, Aliçerçi, Bademli, Balıklava, Büyüköz, Çiftlik, Erdoğan, Karacakuyu, Kayacık, Kuruçay ve Küçüköz köylerinin kendisine bağlanması ile İlçe olmuştur. 31 Temmuz 1991 tarihinden itibaren de ilçelik faaliyetine başlamıştır. İlçemizde havaalanı mevcut olmayıp, deniz ve demiryolları ile herhangi bir bağlantısı da mevcut değildir. İlçemizin Konya’ya uzaklığı Bozkır İlçesi üzerinden (137) km. Seydişehir üzerinden (130) km. dir. İlçeye bağlı Akkise Kasabasından geçerek Akören İlçesi güzergahından İl’ e uzaklığı (100) km.dir.

AKÖREN

Rivayetlere göre buranın gür ormanlarla kaplı ve çok miktarda av hayvanlarının olması nedeni ile “AVVURAN” veya “AVVEREN” daha sonları da “AVREN” olarak adlandırıldığı çevresindeki yedi viraneden gelen halkın bugünkü yerleşim yerinde toplanması ile “AKVİRAN” olarak adının değişikliğe uğradığı 1961 yılında ise çıkarılan kanun gereğince “AKÖREN” olarak adı resmen tescil olunmuştur.

AKŞEHİR

Tarih boyunca hep önemli bir yerleşim, ticaret, kültür merkezi olan Akşehir'e ait ilk arkeolojik bulgular Neolitik Dönem'e kadar uzanıyor. Müslüman Araplar kente Belde-i Beyza (Beyaz Şehir) adını verdiler. Malazgirt Savaşı'nın ardından başlayan Anadolu'nun Türkleşmesi sonucunda Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından alınan kentin bundan sonra adı ve kaderi değişir. Selçuklu devleti'nin çökmesiyle önce Eşrefoğulları, sonra da yüz yıl Hamitoğulları yönetir. Kenti beyliklerden günümüze sadece Marif köyündeki Şeyh Hasan Türbesi ile mezar taşları ulaşır. Akşehir 1381 yılında Murat Hüdavendigar'a satılır. Yıldırım Beyazıt 1402 yılında Timur'a yenilince, Ferruhşah Mescidi'nin cenazelik bölümüne hapsedilir. Fetret döneminde kısa bir süre Karamanoğulları eline geçen Akşehir, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1467 yılında fethedilir ve Cumhuriyete kadar sürecek olan kesintisiz Osmanlı Hâkimiyeti başlar.

ALTINEKİN

Eski adı ZIVARIK olan Altınekin İlçesi'nin tarihi Hititlere kadar uzanır. İlçede Hitit, Frigya ve Roma eserlerine rastlanmaktadır. Konya’yı Altınekin’den ayıran doğal sınırlar yoktur. Altınekin tarih, coğrafya ve sosyal yaşantı bakımından Konya şehrinin bir parçasıdır. Altınekin’in eski adı suyu bol anlamına gelen ZIVARIK’tır. Roma devrinde PEGELLA adında büyük bir kent olan Altınekin en parlak dönemini Selçuklular zamanında yaşamıştır. Bu dönemde büyük bir ticaret merkezi olan İlçemiz, SARNIÇ HANI ve ZIVARIK HANI ile yolculara büyük hizmetler vermiştir. Bu dönemin en önemli eserlerinden biride Ali Paşa Cami'idir.

BEYŞEHİR

Beyşehir ve çevresinin tarihi M.Ö 7000'li yıllara kadar uzanmaktadır. Yapılan araştırmalar Beyşehir'in daha o dönemde önemli bir yerleşim alanı olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. M.Ö 5700-M.Ö 5300 arasına tarihlenen Erbaba Höyüğü kalıntıları bunun en somut göstergesidir. İlçe, Batı Toroslar arasında yer alan, çukur alandadır. Bu çukurun büyük kesimini Beyşehir Gölü kaplar. Çukurluk gölün güneydoğusunda, Beyşehir ovası devam eder. Toroslar, batıdan ve güneybatıdan yüksek sarp dikliklerle ovaya inerler. Beyşehir'deki düzlük alanlar bozkırlar halinde uzanır. Çevredeki dağlar ise, ormanlarla kaplıdır. Topraklar verimlidir.

BOZKIR

Bozkır ilçesi eski çağda İSAURA bölgesi içindeydi. Bölgenin adını taşıyan şehir şimdiki Bozkır ilçesidir. Daha sonra ilçenin kuzeydoğusuna yapılan büyük kaleye İSAURA NOVA(Yeni İsaura) denilince ilçeye LEONTOPOLİS ve sonra TRİS-MADEN adları verilmiştir. Son zamanlara kadar halk kasabaya SIRISTAT diyordu. Kelimenin gerçek söylenişi bilinmemekle beraber ilçe çevresindeki kurşun madenlerini işletmekte olan ustalara baş usta anlamına gelen “SER-ÜSTAD” dendiği için bu kelimeden geldiği sanılmaktadır.

ÇELTİK

İlçenin kuruluşu 11. ve 12. Yüz yıla kadar uzanmaktadır. İbrahim Hakkı Konyalı'nın "Konya Tarihi" adlı eserine göre Çeltik in geçmişi Karaman Eyaletine bağlı Akça şehrine dayanmaktadır. Çeltik yakınlarındaki İbanın Kuyusu denilen yerde kurulan Akça şehri 1902 de ilçe kimliği kazanmış, ancak bataklığı ve sivrisinek çokluğu sebebiyle ilçe sıfatıyla önce Hatırliya verilmiş, Daha sonra da Cihanbeyli ye aktarılmış ve 1990 yılında ilçe olmuştur. Konya’nın kuzey batısında yer alan Çeltik, Doğuda Polatlı, batıda Emirdağ, Güneyde Yunak, Kuzeyde ise Sivrihisar ile çevrilidir. İç Batı Anadolu üzerinde kurulmuş Çeltik'te kara iklimi hüküm sürmekte, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçmektedir. Çeltik 2 kasaba ile 7 köye sahip bulunmaktadır.

CİHANBEYLİ

Cihanbeyli'nin ilk adı Esbikeşan'dır. Daha sonraları "İnevi" adını almış ve uzun yıllar İnevi adını taşımıştır. Esbikeşan İlçesi ilçelikten bucaklığa, bucaklıktan ilçeliğe çok kez yer değiştirmiştir. Cihanbeyli, İç Anadolu Bölgesi'nin orta kısımlarına düşer. Bağlı olduğu Konya İli'nin 100 km. kuzeyinde, Tuz Gölü'nün batısındadır. Konya-Ankara yolu ilçemize canlılık katmaktadır.

ÇUMRA

Çumra İlçe Merkezi Konya'nın 43 km güneydoğusunda Konya - Karaman demiryolu üzerine kurulmuştur. 1926 yıllarında doğup gelişmiş bir kenttir. 1926 yılına gelinceye kadar Çumra deyince bugünkü İçeriçumra Kasabamız akla gelmekte idi. M. Kemal Atatürk trenle Adana'ya giderken Çumra'da verdiği mola esnasında Çumra istasyonundan etrafı seyredip sulama tesis ve lojmanlarını gördükten sonra ; “Bu şirin beldeyi geliştirmek, buraya önem vermek lazımdır. Çumra İlçe olmaya layıktır” demiş Atatürk'ün emri üzerine 26 Haziran 1926 tarihinde 877 Sayılı Kanunla Çumra İlçe merkezi haline getirilmiştir. Çumra'da yerleşik hayatın, Çumra'ya 12 km. uzaklıkta bulunan Çatalhöyük ve çevresinde MÖ 7000 yıllarına kadar uzandığı bilinmektedir.

DERBENT

Kuruluşu 1722 yılına dayanan Derbent Konya’nın Kuzey batısında küçük bir ilçedir. 18. yüzyıla ait Osmanlı belgelerine göre, Derbent'in eski adı Tatlarhisarı'dır. Tatlarhisarı, Beyşehir sancağından sonra, 1729 yılına kadar, Akşehir Sancağı'nın Ilgın Kazası'na bağlı kalmıştır. Cumhuriyetin ilanından 1930 yılına kadar köy olan Derbent, bu tarihten itibaren Belediyelik olmuş, 09.05.1990 tarihinde TBMM’nde kabul edilip 20.05.1990 tarih ve 20523 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3644 sayılı kanunla ilçe yapılmıştır. Derbent İlçesi kuruluş çalışmalarını tamamlayarak 09.08.1991 tarihinde fiilen hizmete başlamıştır.

DEREBUCAK

Derebucak İlçesi'nin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle beraber eldeki mevcut bilgilerden; Bayramyeri, Yukarıköy, Balat, Çukurlar ve Seniryeri adlı mevkilerden aşiretler halinde gelip toplanarak 1200 ile 1300 yılları arasında bu günkü Derebucak’ ı kurdukları sanılmaktadır. 1987 Yılında çıkan 3392 Sayılı “103 İlçe Kurulması Hakkında Kanun” ile İlçe olmuş ve Ağustos 1988 tarihinde Beyşehir’den ayrılarak fiilen ilçe hüviyetini kazanmıştır.

DOĞANHİSAR

Doğanhisar M.Ö. 500 yıllarında Metyos adıyla kurulmuştur. M.S.395 yılında Bizans İmparatorluğu'nun eline geçmiş M.S 704-708 yıllarında Emevi ve Abbasi ordularının taarruzlarına uğramış bu savaşlarda şehit olan Seyyid Ahmet’in mezarı Kızılışık mevkisinde bulunmaktadır. 1071 Malazgirt Savaşı'na müteakip Selçukluların batıya yayılışları sırasında 1110 yılında Doğanhisar Türk hakimiyetine geçmiştir. Şehrin adı Selçukluların arması DOĞAN kuşuna izafeten “DOĞAN KALESİ” olarak değişmiştir. Daha sonra Doğanhisar adını almıştır. Doğanhisar 1298 tarihinde Karamanoğulları idaresine geçmiş Fatih Sultan Mehmet devrinde 1473 yılında Karamanoğulları saltanatına son verilerek Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır. Cumhuriyet'ten sonra 1957 yılında ilçe merkezi olmuştur.

EMİRGAZİ

Emirgazi tarihinin Hititlere kadar dayandığı, Eski Kışla (Dikilitaş-Yukarı Kışla) ve Arısama (Belkaya) da yapılan kazılarda bulunan tabletlerden anlaşılmaktadır. İlçenin yaklaşık 2 km kuzeyinde yer alan ve Kötü Dağ ismiyle anılan dağ üzerinde bir kale mevcut olup, kale ve çevresindeki yerleşim yerlerinde eski zamanlarda yapılan kaçak kazılar sonucu; Hitit, Firigya, Roma ve Bizans uygarlıklarının daha önce bu yerde yaşadıkları anlaşılmaktadır. İlçe adını 2 km güneydoğusundaki “EMRULGAZİ TÜRBESİ” nden almıştır.

EREĞLİ

Ereğli, İç Anadolu ile Çukurova arasında geçit bölgesinde bulunduğu için pek çok devletin egemenliğine geçmiş, tarihte önemli savaşların merkezi ve geçit güzergahı olmuştur. 1398‘de Osmanlı topraklarına katılmışsa da daha sonra ki zaman sürecinde Karamanoğulları ile Osmanoğullları arasında el değiştirmiştir. 1457 yılından itibaren kesintisiz olarak Osmanlı yönetimine girmiştir. Osmanlılar zamanında Ereğli ‘ye bir çok vakıf, camii, kervansaray, türbe yapılmıştır. Ulu Camii, Rüştem Paşa Kervansarayı, Şifa Hamamı kullanılmaktadır. Milli mücadele döneminde Adana ve çevresini işgal eden Fransızlar, Akdenizi Anadolu'ya bağlayan yol üzerinde bulunan Ereğli‘yi işgal etmeyi planlamıştır. Ancak Ereğli Guvarnörlük‘üne yazılan bir mektubun Ereğli postanesinde ele geçirilmesiyle işgal planı anlaşılmış, Niğde’de bulunan 126 Alay Komutanı Alb. Rüştü Bey Ereğli‘de Kuva-i Milliye’yi kurmuş, Ereğli’yi işgale gelen bir Fransız yüzbaşısı ve emrindeki askerlere bu fırsatı vermemiştir. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Konya İli'ne bağlı bir ilçe olarak örgütlenmiştir.

GÜNEYSINIR

20.05.1990 tarih ve 20523 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan "3644 Sayılı 130 İlçe Kurulması Hakkında Kanun" ile 09 Mayıs 1990 tarihinde Güneybağ ve Karasınır Belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılarak "Güneysınır" adıyla tek bir belediye kurulmasına, Güneysınır merkez olmak üzere Konya İli'nde Güneysınır adıyla ilçe kurulmasına karar verilmiştir. Karasınır, Güneybağ ve Emirhan ise ilçenin mahalleri haline gelmiştir. İlçe idare binalarının Karasınır ve Güneybağ mahalleleri arasındaki ortak uzaklıktaki alana taşınmasıyla ilçe merkezi oluşmuştur.

HADİM

İlçe merkezinin tarihi, antik dönemlere kadar uzanır. Çevresinde Bizans ve Roma dönemlerine ait bir çok yerleşim yerlerinin kalıntıları mevcuttur. 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra, Anadolu’ya yayılarak, Anadolu’yu yurt edinen Türk boylarından bir aşirette, Buhara'dan gelerek, Taşkent İlçesi'ne bağlı, Avşar Kasabası yöresinde yerleştiği görülür. Bu aşiretin bir kolu, Kara Hacı Mustafa Efendi başkanlığında, şimdiki Hadim'in bulunduğu yere yerleşmişlerdir. Anadolu’nun kültürel yönden Türkleştirilmesi esnasında din âlimlerinin yetiştiği bir yer durumuna gelen buraya “ Belde-i Hadimül-İlm ” adı verilmiştir. Anlamı ilme hizmet eden belde manasına gelmektedir. İlçemizin adının oradan geldiği anlaşılmaktadır. Hadim 1872 yılında, sancak haline gelmiş ve Karaman İlçesi'ne bağlanmıştır. Cumhuriyet döneminde 1926'da Konya’ya bağlı ilçe haline gelmiştir.

HALKAPINAR

Halkapınar; Konya İli, Ereğli İlçesine bağlı bir nahiye olarak, 1954 yılında kurulan belediye teşkilatı ile de bir Kasaba olarak örgütlenmiştir. İlçenin Zanapa olan eski ismi 1962 yılında değiştirilerek bugünkü Halkapınar adını almıştır. Bölgedeki tarım alanlarının verimli bir kısmı 1985 yılında işletmeye açılan İvriz Barajı baraj alanında kalmıştır. Bu da halkın bir kısmının Mersin ve Ereğli başta olmak üzere büyük şehirlere göçmesine neden olmuştur. 09/05/1990 tarih ve 3644 sayılı kanunla ilçe olan Halkapınar’ın, ilk İlçe Kaymakamı 23.08.1991 tarihinde göreve başlamıştır.

HÜYÜK

Hüyük 1210 yıllarında Horasan’dan Konya’ya göç eden Şeyh İdris ve kardeşi Şeyh Bahri tarafından kurulmuştur. Söz konusu şahıslara ait türbeler halen İlçe merkezinde mevcuttur. Hüyük 1943 yılında Bucak, 1955 yılında belediye ve 4.7.1987 tarih ve 3392 sayılı Kanunla ilçe olmuş, 18 Ağustos 1988 tarihinde kaymakamın gelişi ile fiilen ilçelik faaliyetlerine başlamıştır. İlçe merkezi Konya’nın batısında yer almakta olup, mevcut karayolu ile Konya’ya uzaklığı 85 km'dir. Kuzeyinde Doğanhisar ve Şarkikaraağaç, güneyinde Beyşehir İlçesi yer almaktadır.

ILGIN

Ilgın, M.Ö.1500-1200 yılları arasında şimdiki iskan yerinin 25 km kuzey doğusunda Hititler tarafından YALBURT adında büyük bir şehir devleti olarak kurulmuştur. Su kaynaklarını kutsal sayan Hititler bir pınar etrafında büyük taşlar dikerek üzerine dini ve tarihi konuları yazmışlardır. Ilgın, Anadolu Yaylası’nın ortasında olması sebebiyle Anadolu’ya yapılan her saldırıdan etkilenmiştir. Kuruluş tarihi çok eskilere dayanan Ilgın, Cumhuriyet öncesinde de kaza merkezi durumunda bulunmaktaydı. Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte Konya'ya bağlı bir ilçe olma hüviyetini korumuştur.

KADINHANI

Kadınhanı, Konya ve Ladik ile beraber ilkçağlara kadar uzanan oldukça eski bir tarihe sahiptir. Eski ismi Saideli'dir. 1928 yılında ise İsmi Raziye Hatun'un yaptırmış olduğu taş handan dolayı "Kadınhanı" olarak değiştirilmiştir. Kadınhanı ilçesi, Konya'nın batısında Konya-Afyon karayolu üzerindedir. İlçenin doğusunda Sarayönü ilçesi, güneyinde Selçuklu ve Derbent, batısında Ilgın ve Yunak ilçeleri kuzeyinde ise Yunak ilçesi bulunmaktadır. İlçenin güneyi dağlık (Sultandağları), kuzeyi ovalıktır. Konya'ya yaklaşık 50 km mesafededir.

KARATAY

Karatay İlçesi, Konya metropolünde bulunan 3 merkez ilçeden biridir. Karatay İlçesi Konya İli Merkezinde 20.06.1987 tarih ve 3399 sayılı Üç İlçe Kurulması Hakkındaki Kanunla kurulmuş, daha sonra bu Kanunda değişiklik yapan 10.11.1988 tarih ve 3495 sayılı Kanunla İlçenin bu günkü sınırları belirlenmiştir.

KARAPINAR

Karapınar, Tarihte Ulukışla-Ereğli-Konya arasında önemli bir menzil (konaklama) merkezidir. Yavuz Sultan Selim zamanında buraya bir kervansaray yapılmasından sonra Sultaniye adını aldı. 19 Temmuz 1934'te adı "Karapınar" olarak değiştirildi. 2.623 km2'lik yüzölçümü ile Konya'nın büyük ilçelerinden biridir. İl merkezinin 94 km doğusundadır. Batısında Konya, Karatay ve Çumra, güneydoğusunda Ereğli ve Adana, güneyinde Karaman, kuzeyinde Aksaray vardır. Ova üzerine kurulu olan ilçenin çok eski yerleşim yerlerinden biri olduğu bilinmektedir. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunması, ilginç jeolojik yapısı, suları farklı özellikler içeren ve dünyada bir benzeri daha bulunmayan krater gölleri ile Türkiye'nin de sayılı turizm alanlarından biri olarak tanınan Karapınar ayrıca erozyonun da önüne geçebilen nadir bölgelerden biridir.

KULU

Kulu 1923 yılında bucak, 1954 yılında ilçe olmuştur. Tahminen 1665 yıllarında Afyon dolaylarından gelen Kulupoğlu Mustafa Bey ile yandaşlarının Driya Harabeleri üzerinde yurt tutup zamanla çoğalarak yaylalar halinde yerleşmeleri ve ayrıca 1950 yıllarında Muş havalisinden göç edenlerle ilçe teşekkül etmiştir. Kulu Ankara’ya 110 km Konya’ya 148 km uzaklıkta olup ilçe merkezi E-5 Karayolu'na 11 km uzaklıktadır. Kulu karasal iklim özelliklerine sahip olup yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıdır.

MERAM

20.06.1987 günü TBMM’de kabul edilerek 27.06.1987 gün ve 1950 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 3399 Sayılı Kanun gereğince; Konya il merkezinin büyükşehir hüviyetine kavuşturulup KARATAY, SELÇUKLU ve MERAM adıyla üç (3) ilçeye ayrılmasıyla birlikte MERAM İLÇESİ kurulmuştur. İlçe kuruluş çalışmalarını tamamlayarak 08.08.1988 tarihinde resmen kurulmuş olup bu tarihte fiilen hizmete başlamıştır.

SARAYÖNÜ

İlçenin kuruluşu hakkındaki tarihi bilgilere göre, şehrin batısındaki Saiteli (Kadınhanı) ve güneyindeki Lâdik dağları eteğinde Bozok ili (öziçi) adı ile bilinen iki kasaba halkı, haçlı ordularının geçiş yolu üzerinde oldukları için bu orduların yağmasından kurtulmak istediler. Bu sebeple inlerin bulunduğu bugünkü yukarı mahalle (Tolobası) denilen yere göç ettiler. Çünkü inlerde emniyet ve saklanabilme imkanları mevcuttu. İşte bu yüzden kasabalarından göç edenler Sarayönü’nün kuruluşunda öncü olmuşlardır. “Tolobası” adı ile anılan bu inlerin o zamanlar hem sığınak, hem de mesken olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. İlçemizin ismi de bu inlere bağlanır. Büyüklüğü, konforu ve kullanışlı olması bakımından saraya benzetilen bu inlerden dolayı buraya “Sarayini” ismi de denilmiştir. Zamanla bu isim “SARAYÖNÜ” olmuştur. Bir rivayete göre de ilçenin ismi inlerin yanında bulunan saraya bağlanır. İlçenin toprakları ve yerleşme merkezi bu sarayın önünde olduğu için “SARAYIN ÖNÜ” denilmiştir. Bu zamanla “SARAYÖNÜ” olmuştur.

SELÇUKLU

Selçuklu, Konya İli'ne bağlı bir merkez ilçedir. Nüfus ve gelişmişlik bakımından Konya’nın en büyük ilçesi olan Selçuklu, ismini Konya’yı başkent yaparak tarihteki sarsılmaz yerine oturtan Selçuklular’dan almıştır. 20.06.1987 tarih ve 3399 sayılı Kanunla Konya İl Merkezi Büyükşehir Statüsüne kavuşturulmuş; Karatay, Meram ve Selçuklu olmak üzere 3 ilçeye ayrılmıştır. Selçuklu 08.08.1988 tarihinde ilçe olarak kuruluş çalışmalarını tamamlamış ve bu tarihten beri ilçe olarak mülki taksimatta yerini almıştır.

SEYDİŞEHİR

Seydişehir’in tarihi M.Ö. 5500 yıllarına kadar uzanır. Seydişehir, Eşrefoğulları Beyliği’nin İlhanlı Hükümdarı Timurtaş tarafından 1326 yılında sona erdirilmesinden sonra, 1328 yılında Hamitoğulları Beyliği egemenliğine girmiştir. 1381 yılında Sultan I.Murat (Hüdavendigâr) tarafından 80.000 altın karşılığında Hamitoğlu Hüseyin Bey’den Akşehir, Beyşehir, Yalvaç, Şarkikaraağaç ve Isparta ile birlikte satın alınarak Osmanlı egemenliğine giren Seydişehir, Cumhuriyete kadar Osmanlı idaresinde kalmıştır. Konya Sancağına bağlı bir kaza olan Seydişehir 1871 yılında belediye, 1915 yılında da ilçe olmuştur. Cumhuriyet kurulduktan sonra 1928 yılında tekrar ilçelik unvanına kavuşur.

TAŞKENT

Taşkent, Konya ilinin 31 ilçesinden birisidir. Konya'nın en güney ucunda yer alan ilçe, Karaman ve Antalya illerine ve diğer bir Konya ilçesi olan Hadim ile komşudur. Tarihte “Pirlerkondu” adıyla tanınan merkezi 1930 yılında Vali İzzet Bey tarafından “Taşkent” adı ile anılan nahiye 4 Temmuz 1987 tarih ve 19507 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 3392 sayılı Kanun gereğince ilçe olup, 11 Ağustos 1988 tarihinde fiilen faaliyete geçmiştir.

TUZLUKÇU

Cumhuriyetin ilk yıllarında Akşehir’e bağlı bir köy olan Tuzlukçu, 1929 yılında Aşağı ve Yukarı Tuzlukçu’nun birleşmesiyle Nahiye olmuş, 1949 yılında da Belde olmuştur. 09 MAYIS 1990 tarih ve 3644 sayılı kanun ile Tuzlukçu Kasabası İlçe statüsüne kavuşmuştur. İlk Tuzlukçu Kaymakamı Cemal Hüsnü KANSIZ 01 Ağustos 1991 tarihinde görevine başlamıştır. İlçenin idari sınırları şöyledir: Doğusunda Ilgın İlçesi, batısında Akşehir Gölü, Afyon İli ve Sultandağı İlçesi, güneyinde Akşehir ilçesi, kuzeyinde ise Yunak ilçesi ile çevrilidir. İlçe Konya’ya Ilgın yol güzergahından 117 Km, Akşehir ilçesi güzergahından ise 156 Km dir. İlçenin Yüzölçümü: Merkez 115 km2 köyler toplamı 489 km2 olmak üzere toplam 604 Km2 dir.

YALIHÜYÜK

Bozkır İlçesinin bir kasabası iken 1990 yılında İlçe hüviyeti kazanmıştır. Tarihi, çevre ilçeler ve Konya Tarihi ile ortak özelliklere sahiptir. Yaklaşık 200 yıl öncesi toprak kayması görülmesi üzerine Suğla Gölü yakınına taşındığı bilinmektedir. Yeni yerleşim yerinin seçilmesinde Suğla Gölü alanının daralması ve gölden daha fazla yararlanma arzusunun dikkate alındığı ifade edilmektedir. Yalıhüyük'ün güneybatısında bulunan Toros Dağları’ndaki Gölcük Yaylası, her yıl yaylacılık merkezi olarak kullanılmaktadır. İlçe merkezinde Belediye teşkilatı 1972 yılında kurulmuştur.

YUNAK

Yunak İlçesi İç Anadolu Bölgesi’nde Konya İli’nin kuzeybatı bölümünde yer alan ve Konya İli’ne bağlı bir ilçe merkezi olup, Konya’ya uzaklığı 190 km dir. Yunak kurulduktan sonra köy olarak bağlantısı bir müddet Sivrihisar İlçesi ile devam etmiştir. 1912 yılına kadar Çeltik Kasabası’na bağlı kalmış olan Yunak daha sonra Akşehir İlçesi’ne bağlı bucak merkezi yapılmıştır. Yunak 1953 yılında, Konya İli’ne bağlı bir ilçe haline getirilmiştir.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
16 Yorum